Ana içeriğe geç
Sözlük

benci ile cümle

benci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Çok bencildir.Он очень эгоистичен.
Çok bencilsin.Igazán önző vagy.
Çok bencilsin.Vous êtes vraiment égoïste.
Çok bencilsin.Είσαι πολύ εγωίστρια.
Çok bencilsin.انت حقا انانية
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Bo gdzie jest zawiść i zajątrzenie, tam i rozterki, i wszelka zła sprawa.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Căci acolo unde este pizmă şi duh de ceartă, este tulburare şi tot felul de fapte rele.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Denn wo Neid und Zank ist, da ist Unordnung und eitel böses Ding.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.for hvor der er avind og trettesyke, der er urede og alt det som ondt er.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Kjer je namreč zavist in sebičnost, tam je nerednost in vse zlo dejanje.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.시기와 다툼이 있는 곳에는 요란과 모든 악한 일이 있음이니라
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Lebo kde je závisť a svár, tam je aj nepokoj i každá zlá vec.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Nebo kdežť jest závist a rozdráždění, tu jest roztržka a všeliké dílo zlé.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.poiché dove c'è gelosia e spirito di contesa, c'è disordine e ogni sorta di cattive azioni
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Porque donde hay celos y contiendas, allí hay desorden y toda práctica perversa
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Porque onde há ciúme e sentimento faccioso, aí há confusão e toda obra má.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.rt a hol irígység és czivakodás [van], ott háborúság és minden gonosz cselekedet is [van.]
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Sillä missä kiivaus ja riitaisuus on, siellä on epäjärjestys ja kaikkinainen paha meno.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.thi hvor der er Avind og Rænkesyge, der er Forvirring og al ond Handel.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Ty där avund och genstridighet råda, där råder oordning och allt vad ont är.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Vì ở đâu có những điều ghen tương tranh cạnh ấy , thì ở đó có sự lộn_lạo và đủ mọi thứ ác .
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Vì ở đâu có những điều ghen tương tranh cạnh ấy, thì ở đó có sự lộn lạo và đủ mọi thứ ác.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Waar jaloezie en eerzucht zijn, vindt u ook wanorde en meer van dat kwaad.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Διοτι οπου ειναι φθονος και φιλονεικια, εκει ακαταστασια και παν αχρειον πραγμα.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.Де бо зависть та сварка, там безладдє і всяке лихе дїло.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.ибо где зависть и сварливость, там неустройство и все худое.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.И тъй, покорявай се на Бога, но противете се на дявола, и той ще бяга от вас.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.כי במקום קנאה ומריבה שם מהומה וכל מעשה רע׃
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.لانه حيث الغيرة والتحزب هناك التشويش وكل امر رديء.
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.在 何 處 有 嫉 妒 分 爭 、 就 在 何 處 有 擾 亂 、 和 各 樣 的 壞 事
Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır.在 何處 有 嫉妒 分爭 、 就 在 何處 有 擾亂 、 和 各 樣 的 壞事
Çünkü tümler bencil çoğaltıcılardır ne biz, ne gezegenimiz ne de başka şeyler umurlarında.Mert a témek önző replikátorok és nem törődnek velünk, vagy a bolygónkkal, vagy bármi mással.
Çünkü tümler bencil çoğaltıcılardır ne biz, ne gezegenimiz ne de başka şeyler umurlarında.Pentru că temele sunt replicatori egoişti şi nu le pasă de noi, sau de planeta noastră, sau de orice altceva.
Çünkü tümler bencil çoğaltıcılardır ne biz, ne gezegenimiz ne de başka şeyler umurlarında.Ponieważ temy są samolubnymi replikatorami i nie przejmują się nami, naszą planetą ani niczym innym.
Çünkü tümler bencil çoğaltıcılardır ne biz, ne gezegenimiz ne de başka şeyler umurlarında.Porque los temes son replicadores egoístas y no les importamos nosotros, ni el planeta, ni ninguna otra cosa.
Çünkü tümler bencil çoğaltıcılardır ne biz, ne gezegenimiz ne de başka şeyler umurlarında.Protože temy jsou sobecké replikátory a nestarají se o nás ani o planetu ani o nic jiného.
Çünkü tümler bencil çoğaltıcılardır ne biz, ne gezegenimiz ne de başka şeyler umurlarında.Защото темите са себични репликатори и не ги е грижа за нас, за нашата планета или за каквото и да било друго.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Cháu không biết.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Eu não sei
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Je ne sais pas.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Nie wiem.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.No lo sé
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Non lo so.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.クレイジーでバカげた 自分勝手な理由で
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Der Gefühlskälte. Der Selbstsucht. - Der Rücksichtslosigkeit.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Der Gefühlskälte. Der Selbstsucht. - Der Rücksichtslosigkeit.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Insensibilidad, egoísmo, crueldad.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.-Känslokyla, själviskhet, hänsynslöshet. -Nej.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.- Nepãsãtor, egoist, nemilos. - Nu-i aºa.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Tunnekylmyydestä, itsekkyydestä, häikäilemättömyydestä.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Dacă acest cimpanzeu face alegerea egoistă, care e jetonul roșu în acest caz, trebuie să ni-l dea nouă.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Dus als deze chimp egoïstisch kiest, de rode token in dit geval, geeft hij die aan ons.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Ha ez a csimpánz önző döntést hoz, ami a piros zseton ebben az esetben, oda kell adnia nekünk.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Jeśli ten szympans dokona samolubnego wyboru, w tym przypadku to klocek czerwony, musi nam go podać.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Jos tämä simpanssi valitsee itsekkäästi, eli tässä tapauksessa punaisen merkin, sen pitää antaa se meille.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Když tedy tento šimpanz provede sobecký výběr, což je v tomto případě červená značka, musí nám ji podat.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.이 침판지가 이기적인 선택을 하면, 즉, 빨간 토큰을 선택하면 그걸 우리에게 주죠. 그럼 우리는 그 토큰을 받아서
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Så om schimpansen gör det själviska valet, vilket är den röda polletten, behöver han ge den till oss.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Se este chimpanzé fizer a escolha egoísta, que neste caso é a ficha vermelha, tem de no-la dar.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Se questo fa la scelta egoista, in questo caso la pedina rossa, lo deve consegnare a noi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod