Belki Tom'a söylemeliyiz.Maybe we should tell Tom.
Belki Tom'u aramalıyız.Maybe we should call Tom.
Belki Tom'a sormalıyız.Maybe we ought to ask Tom.
Belki Tom zaten eve gitti.Maybe Tom has already gone home.
Belki Tom bizi kurtarabilir.Maybe Tom can save us.
Belki Tom bize katılabilir.Maybe Tom can join us.
Belki erkek arkadaşın Sevgililer Günü için sana sürpriz yapacak.Maybe your boyfriend will surprise you for Valentine's Day.
"Tom nerede?" " Bilmiyorum. Belki öldü mü?""Where is Tom?" "I don't know. Maybe he's dead."
"Tom nerede?" "Bilmiyorum. Belki ölüdür?""Where is Tom?" "I don't know. Maybe he's dead."
Tom, belki de Mary'nin nasıl nerede yaşadığını bile bilmiyor.Tom probably doesn't even know how where Mary lives.
Erdem, belki de sadece ruhun nezaketidir.Virtue, perhaps, is nothing more than politeness of soul.
Muhtemelen oralarda ve belki de birçok yerde başka yaşamlar vardır.Other life probably exists out there and perhaps in many places.
Belki seni orada görürüm.Maybe I'll see you there.
Belki seninle daha sonra görüşeceğim.Maybe I'll see you later.
Belki seni etrafta göreceğim.Maybe I'll see you around.
Belki seninle Boston'da görüşeceğiz.Maybe I'll see you in Boston.
Belki geri gelecekler.Maybe they'll come back.
Belki sana gelirler.Maybe they'll come for you.
Belki de Tom geri gelmiyor.Maybe Tom isn't coming back.
Belki dans etmeye gidebiliriz.Maybe we could go dancing.
Belki işbirliği yapabiliriz.Maybe we could collaborate.
Belki bir anlaşma yapabiliriz.Maybe we could make a deal.
Belki bir bisiklet alabilirsin.Maybe you could get a bike.
Belki hata yaptın.Perhaps you've made a mistake.
Belki ilk bunu konuşmamız gerek.Maybe we should talk about this first.
Belki uğramalıyız ve Tom'u görmeliyiz.Maybe we should stop by and see Tom.
Belki buna bir göz atsan iyi olur.Maybe you'd better take a look at this.
Belki onu burada seveceksin.Maybe you'll like it here.
Belki senin duygularını incittim ama benim amacım o değildi.Perhaps I have hurt your feelings, but that was not my intention.
Belki de onlar sadece seni sevmiyorlar.Maybe they just don't like you.
Belki de Tom sadece seni sevmiyor.Maybe Tom just doesn't like you.
Belki önce gitmek istersin?Perhaps you would like to go first.
Belki Tom gördüğünden hoşlanmadı.Maybe Tom didn't like what he saw.
Ben belki de Tom'a ikinci bir şans vermemiz gerektiğini öneriyorum.I suggest that perhaps we should give Tom a second chance.
Belki aşk romanları okumaktan vazgeçmelisin.Maybe you should stop reading romance novels.
Belki aşk romanları okumayı durdurmam gerektiğini düşünüyorum.I think that maybe I should stop reading romance novels.
Belkide bu asla olmadı.Maybe it never happened.
Belki de bütün bunların olması gerekiyordu.Maybe this was all meant to happen.
Belki Tom ne olduğunu hatırlayabilir.Maybe Tom can remember what happened.
Belki şeyler bir nedenden dolayı meydana gelir.Maybe things do happen for a reason.
Belki Tom burada ne olduğunu açıklayabilir.Maybe Tom can explain what happened here.
Belki de her şey bir neden için olur.Maybe everything does happen for a reason.
Belki gitsem ve ne olduğunu görsem iyi olur.Perhaps I'd better go and see what's happened.
Belki de Tom bu olduğunda burada değildi.Maybe Tom wasn't here when this happened.
Belki bunun olmasını engelleyebilirdik.Maybe we could've prevented this from happening.
Belki o soruya cevap verebilirim.Perhaps I can answer that question.
Belki benim için birkaç soruya cevap verebileceğini düşündüm.I thought maybe you could answer a few questions for me.
Belki Boston'a gitmeliyiz.Maybe we should go to Boston.
Belki gelecek yaz Boston'a gitmeliyiz.Maybe we should go to Boston next summer.
Boston'a gitme hakkında belki fikrini değiştirdiğini düşündüm.I thought maybe you'd changed your mind about going to Boston.
Biliyorsun, belki onun yerine bir bilgisayar almalıyız.You know, maybe we should buy a computer instead.
Belki de pes ettiler.Maybe they've given up.
Belki onlar vazgeçti.Maybe they gave up.
Belki onu deneyeceğim.Maybe I'll give it a try.
Belki sana bir tane verebilirim.Maybe I can give you one.
Belki Tom bizi arabayla götürecek.Maybe Tom will give us a ride.
Belki Tom vazgeçmeye karar verdi.Maybe Tom decided to give up.
Belki Tom'a yardım etmeliyim.Maybe I should give Tom a hand.
Belki çok hızlı vazgeçtin.Maybe you gave up too fast.
Belki çok erken vazgeçtim.Maybe I gave up too soon.