'Sadece hardal bir kuş,' Alice belirtti."ليست فقط الطيور الخردل ،" لاحظ أليس.
'Sadece hardal bir kuş,' Alice belirtti."右、いつものように、"公爵夫人は言った:"あなたが何かを入れのあるものの明確な方法!"
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.A počala a porodila Sára Abrahámovi syna v jeho starobe na určený čas, o ktorom mu hovoril Bôh.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Bo poczęła i porodziła Sara Abrahamowi syna w starości jego, na tenże czas, który mu był Bóg przepowiedział.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.사라가 잉태하고 하나님의 말씀하신 기한에 미쳐 늙은 아브라함에게 아들을 낳으니
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Nebo počala a porodila Sára Abrahamovi syna v starosti jeho, v ten čas, kterýž předpověděl Bůh.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.og hun undfangede og fødte Abraham en Søn i hans Alderdom, til den Tid Gud havde sagt ham.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Sara blev havande och födde åt Abraham en son på hans ålderdom, vid den bestämda tid som Gud hade sagt honom.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Sara concebeu, e deu a Abraão um filho na sua velhice, ao tempo determinado, de que Deus lhe falara;
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Sara concepì e partorì ad Abramo un figlio nella vecchiaia, nel tempo che Dio aveva fissato
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Sa-ra thọ thai, sanh một con trai cho Áp-ra-ham trong khi tuổi đã già, đúng kỳ Ðức Chúa Trời đã định.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Sa-ra thọ_thai , sanh một con_trai cho Áp - ra-ham trong khi tuổi đã già , đúng kỳ Ðức_Chúa_Trời đã định .
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Spočne namreč in porodi Sara Abrahamu sina, v starosti njegovi, v določeni čas, ki ga je bil povedal Bog.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.y ella concibió y dio a luz un hijo a Abraham en su vejez, en el tiempo que Dios le había indicado
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Защото Сара зачна и роди син на Авраама в старините му, в определения му от Бога срок.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.Сарра зачала и родила Аврааму сына в старости его во время, о котором говорил ему Бог;
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.ותהר ותלד שרה לאברהם בן לזקניו למועד אשר דבר אתו אלהים׃
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.فحبلت سارة وولدت لابراهيم ابنا في شيخوخته. في الوقت الذي تكلم الله عنه.
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.當 亞 伯 拉 罕 年 老 的 時 候 、 撒 拉 懷 了 孕 . 到 神 所 說 的 日 期 、 就 給 亞 伯 拉 罕 生 了 一 個 兒 子
Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.當 亞伯拉罕 年老 的 時候 、 撒拉懷 了孕.到神 所 說 的 日期 、 就 給 亞伯拉罕 生 了 一 個兒子
Savcýlýk ve Heymann'ýn MIT'nin davayla ilgili düţüncelerini umursamadýklarýný belirttiler.Nghị viện đã thực sự bất ngờ.
Savcýlýk ve Heymann'ýn MIT'nin davayla ilgili düţüncelerini umursamadýklarýný belirttiler.MITのこの態度はMITの精神と まったく食い違っているように思う。
Savcýlýk ve Heymann'ýn MIT'nin davayla ilgili düţüncelerini umursamadýklarýný belirttiler.И верил Хейман и офис прокурора США не волновало, что думал, MIT или сказал об этом случае.
Savcýlýk ve Heymann'ýn MIT'nin davayla ilgili düţüncelerini umursamadýklarýný belirttiler.وأنهم يظنون أن هايمان ومكتب المدعي العام الأمريكي .لم يكن يهتم برأي إم آي تي ولا بما تقوله في هذه القضية
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Ai făcut foarte frumos, Doctor," el remarcat.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Bạn đã làm nó rất độc đáo, Bác sĩ," ông nhận xét.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Du gjorde det meget pænt, Doctor," siger han bemærkede.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Du gjorde det väldigt fint, doktor, säger han anmärkte.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Du hast es sehr schön, Herr Doktor", sagte er bemerkte.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Je deed het heel netjes, dokter", zegt hij merkte.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Kau sangat baik, Dokter," dia berkomentar.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."당신은, 닥터, 아주 멋지게 해냈다"고 말했다.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."L'avete fatto molto bene, dottore", ha osservò.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Megcsinálta nagyon szépen, doktor úr, mondta jegyezte meg.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Teit sen oikein hyvin, tohtori", hän huomautti.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Udělal jsi to velmi pěkně, pane doktore," řekl poznamenal.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Urobil si to veľmi pekne, pán doktor," povedal poznamenal.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Uspelo ti je zelo lepo, doktor," je pripomnil.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Vous l'avez très bien, docteur, dit-il fait remarquer.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Zrobiłeś to bardzo dobrze, doktorze," on zaznaczył.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Θα το έκανε πολύ καλά, γιατρέ", ο παρατήρησε.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Ви зробили це дуже красиво, доктор", він помітив.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Вы сделали это очень красиво, доктор", он заметил.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."Ти го направи много добре, докторе", той Петрески.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."אתה עשית את זה יפה מאוד, דוקטור," הוא העיר.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti."هل فعل ذلك بشكل جيد جدا ، والطبيب ، واضاف" لاحظ.
"Sen, Doktor, çok güzel yaptım" diye belirtti.と話した。 "何が良いされている可能性があります。
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Car poétiquement, comme l'a dit Margaret Atwood,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Fordi inden for poetik, som Margaret Atwood gjorde opmærksom på,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,In poëzie, zoals Margeret Atwood opmerkte,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Pentru că în poetică, așa cum sublinia Margaret Atwood,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Perchè in poetica, come rilevò Margaret Atwood,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Poetisch gesprochen, wie es Margaret Atwood ausführte,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Ponieważ, mówiąc poetycko, jak wskazała Margaret Atwood,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Porque en poesía, como ha señalado Margaret Atwood,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Protože, básnicky řečeno spolu s Margaret Atwoodovou,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Γιατί στην ποίηση, όπως έδειξε η Μάργκαρετ Άτγουντ,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Говоря языком поэзии, как, например, у Маргарет Этвуд,
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,Защото в поетиката, като изтъква Маргарет Атууд
Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi,כי בשירה, כמו שציינה מרגרט אטווד,