Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Es gibt etwas Zweideutigkeit über das, was wir überhaupt machen sollen, und dann machen wir etwas.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Există o ambiguitate legată de cum trebuie să fie ceea ce trebuie să facem, şi apoi acţionăm.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Há ambiguidade sobre o que deveríamos fazer, e então fazemos qualquer coisa.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Hay ambigüedad sobre lo que debería ser y lo que deberíamos hacer, y entonces hacemos algo.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Il y a d'abord une ambiguïté sur la façon dont on devrait agir, et ensuite nous faisons quelque chose.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.우리가 어떤일을 해야하는 어떤사람이어야만 하는지에 대한 모호함이 있고, 그다음에는 우리가 어떤일을 하죠.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Nem egyértelmű, hogy pontosan mit is kéne tenni, és aztán majd teszünk valamit.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Nie mamy jasności co powinno się zdarzyć i co powinniśmy zrobić, wtedy robimy coś.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.On epäselvyys siitä, mitä meidän tulisi tehdä, ja sitten teemme jotain.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Υπάρχει μια ασάφεια του τι θα πρέπει να είναι αυτό που πρέπει να κάνουμε, και στην συνέχεια κάνουμε κάτι.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Има неясноста за какво трябва да бъде това, което трябва да направим, и тогава правим нещо.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Існує невизначеність між тим, що ми повинні зробити і що потім робимо
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.Существует неопределенность относительно того, как поступить, а затем мы что-то предпринимаем.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.יש אי בהירות לגבי מהו זה שעלינו לעשות, ואז אנחנו עושים משהו.
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.هناك غموض حول ما يجب فعله ثم نفعل شيئا
Bu da ne yapmamız gerektiği hakkında ne yaptığımızdaki belirsizliktir, ve sonra birşeyler yapıyoruz.ここで、私たちは何かを行います。 その結果は、私たちの意図とは適合しないかもしれない。
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Dan tentu saja ada ketidakpastian mengenai seberapa buruk efeknya, namun mereka akan menjadi sangat buruk.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.E c'è sicuramente incertezza su quanto negativi saranno tali effetti, ma certo saranno estremamente negativi.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.En er is zeker onzekerheid over hoe erg de gevolgen zullen zijn, maar ze zullen zeer ernstig zijn.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.És természetesen még bizonytalan, mennyire lesznek rosszak a hatások, de rendkívül rosszak lesznek.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.부정적인 효과 정확히 얼마인지 헤아릴 수는 없지만, 매우 나쁠 것임에 틀림 없습니다.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Neistota tiež panuje okolo závažnosti týchto efektov, vieme len, že budú extrémne zlé.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Nejistota však zcela jistě panuje okolo závažnosti těchto efektů. Víme jen to, že budou extrémně špatné.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Również nie łatwo stwierdzić jak szkodliwe będą te efekty. Z pewnością będą jednak bardzo złe.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Și există cu siguranță incertitudine despre cât de grave vor fi aceste efecte, dar ele vor fi extrem de grave.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Und es gibt sicher Unklarheit darüber, wie schlimm diese Folgen werden. Aber sie werden extrem schlimm sein!
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.Και σίγουρα υπάρχει αβεβαιότητα για το μέγεθος των επιπτώσεων το οποίο σίγουρα θα είναι μεγάλο.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.И със сигурност има несигурност за това колко лоши ще бъдат тези последствия, но ще бъдат изключително лоши.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.ובהחלט יש אי-ודאות לגבי עד כמה שליליות תהיינה ההשפעות. אבל הן תהינה רעות באופן קיצוני.
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.وبالتأكيد يوجد عدم يقين حول كم ستكون تلك التأثيرات سيئة ، لكنها ستكون سيئة للغاية .
Bu etkilerin ne kadar kötü olacağı ile ilgili belirsizlik olsa da aşırı derece kötü olacaklar.大きな影響であることは確かです 優秀な科学者になんどか尋ねてみました
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.De nombreuses incertitudes sont à la base de ces réalités et de la façon dont elles peuvent apparaître.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Der er mange usikkerheder omkring disse forhold, og hvordan de viser sig.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Diesen Realitäten und ihrer möglichen Manifestierung liegen viele Unsicherheiten zugrunde.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.E realitásokkal és azzal kapcsolatban, hogy hová vezethetnek, sok a bizonytalanság.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Estas realidades ofrecen muchas incertidumbres y no se sabe qué camino pueden seguir.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Många osäkerheter lurar bakom dessa realiteter och påverkar hur olika verksamheter och naturmiljön utvecklas.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Mnoho neistôt zdôrazňuje tieto skutočnosti a spôsob, akým môžu dopadnúť.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Molte incertezze sottendono a tali realtà e a come potrebbero svilupparsi.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Multe incertitudini stau la baza acestor realităţi şi a felului în care acestea pot fi privite.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Näihin realiteetteihin ja niiden kehityskuluihin liittyy paljon epävarmuustekijöitä.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.São muitas as incertezas subjacentes a estas realidades e à sua evolução.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.V teh razmerah in njihovem prihodnjem razvoju je veliko negotovosti.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Wiąże się z tym znaczna niepewność, w jaki sposób mogą się one dalej rozwinąć.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.Za těmito skutečnostmi a tím, jak se mohou projevit, je ukrytu mnoho nejistot.
Bu gerçekler ve bunların nasıl sona erdirileceği konusundaki belirsizlik devam etmektedir.В основата на тези реалности и начина, по който те могат да се проявят, съществуват много неясноти.
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -En dat is een van de onbepaalde vormen waarbij de Regel van l'Hopital kan worden toegepast.
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -Och det är en av de obestämda formerna som L'Hopitals regel kan användas på.
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -Und das ist eine der unbestimmten Formen bei der die L'Hopital Regel angewendet werden kann.
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -Wy pewnie powiecie - hej, Sal, dlaczego my w ogóle używamy reguły de l'Hospitala?
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -Y esa es una de las formas indeterminadas que regla de L'Hopital puede aplicarse a.
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -И това е една от неопределените форми, върху които може да се приложи правилото на Лопитал
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -Это будет одна из неопределенных форм, к которой можно применить правило Лопиталя.
Bu, L'Hopital kuralının uygulanabileceği belirsizliklerden biri. -وهذا واحداً من النماذج الغريبة التي يمكن ان تطبق عليها قاعدة لوبيتال
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,Chutnalo mi jídlo [nesrozumitelné] přišel a zeptal se mě,
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,Disfruté comiendo y como que se me acercaban y me preguntaban,
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,Élveztem enni az ételt mintha [nem kivehető] jönne és kérdezné,
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,Em thích ăn những thức ăn như [không rõ] sẽ đến và hỏi em,
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,Ich genoss, Speisen zu essen wie [undeutlich] kam und fragte mich,
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,Ik heb ervan genoten om zulk voedsel te eten. Ze kwamen me vragen: