Bir belirsizlik marjı var ama farkı burada görebiliriz:Има граница на несигурност, но можем да видим разликата тук:
Bir belirsizlik marjı var ama farkı burada görebiliriz:יש טווח אי ודאות, אך ניתן לראות את הפער כאן:
Bir belirsizlik marjı var ama farkı burada görebiliriz:هناك هامش للشك، ولكن يمكن أن نرى الاختلاف هنا
Bir belirsizlik marjı var ama farkı burada görebiliriz:このカンボジアとシンガポールの差は
Bir çok insan verilerin kötü olduğunu söyler. Bir belirsizlik marjı var ama farkı burada görebiliriz:Många säger att statistik är dåligt, att vi har en osäkerhetsmarginal, men vi kan se skillnaden här:
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.그리고 다른 종류의 가치로, 우리가 사람들의 인식을 바꿀 때 생기는 일종의 의심스러운 가치가 있습니다.
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.ואז יש סוג של ערך מפוקפק שאתה יוצר על ידי כך שאתה משנה את הדרך שבה אנשים מסתכלים על דברים
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.ومن ثم هناك نوع ما من القيمة المشكوك فيها التي تنشئها يتغيير نظرة الناس الى الأشياء
Bir de belirsiz değer vardır, ki bu da insanların bakış açılarını değiştirdiğinizde yarattığınız şeydir.物事の見方を変えることで創り上げるものです Von Misesはこの区別を完全に否定しています
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Ada juga sebuah pertanyaan besar tentang ambiguitas.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Dann ist da noch die große Frage der Uneindeutigkeit.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Er is ook de grote "dubbelzinnigheid vraag".
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.És ott a kétértelműség nagy kérdése is.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Il y a aussi la grande question de l'ambiguïté.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Istnieje też duże pytanie o dwuznaczność.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.또 불확성의 거대한 질문도 있습니다.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Mai este şi o importantă întrebare legată de ambiguitate.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.On myös iso kysymys monikäsitteisyydestä.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Também há uma grande questão acerca da ambiguidade.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.También hay una gran pregunta sobre la ambigüedad.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Và cần hỏi sâu về sự mơ hồ
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var. Ve ben bunu kozmolojik sabit denilen şeyle bağlaştırırım.Jag vill sätta det i samband med den s.k. kosmologiska konstanten.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Υπάρχει επίσης το μεγάλο ζήτημα της ασάφειας.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Има и големия въпрос за неяснота.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Также существует проблема непределенности.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.Також існує проблема невизначеності.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.ישנה גם שאלה גדולה לגבי אי-בהירות.
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.وهناك ايضا سؤال كبير عن الغموض
Bir de belirsizlik üzerine büyük soru var.そしてそれを、今度は宇宙定数と呼ばれるものへとリンクさせていきます。
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.Aztán ott van a bizonytalansági elv is, és az is a kvantummechanika része, már ahogy én értem.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.Częścią mechaniki kwantowej jest także zasada nieoznaczoności tak ja ją rozumiem.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla. (Gülüşmeler)Ada juga prinsip ketidakpastian, yang merupakan bagian dari mekanika kuantum, sebagaimana yang saya mengerti.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla. (Gülüşmeler)Também há o principio da incerteza, que faz parte da mecânica quântica, se bem percebi.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla. (Gülüşmeler)В квантовой механике существует принцип неопределенности, насколько я это понимаю (смех).
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla. (Gülüşmeler)У квантовій механіці існує принцип невизначеності, наскільки я це розумію (Сміх).
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.Il y a aussi le principe d'incertitude, qui fait partie de la mécanique quantique, si j'ai bien compris.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.Je hebt ook het onzekerheid principe, dat deel uitmaakt van kwantummechanica, zoals ik het begrijp.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.또 양자역학의 일부분인 불확성의 원칙이 있는데, 제가 그걸 이해하는것과 같죠.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.Mai există şi principiul incertitudinii, care este o parte a mecanicii cuantice, dacă am înţeles eu bine.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.On myös epävarmuusperiaate, joka on osa kvanttimekaniikkaa, ymmärtääkseni.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.También está el principio de la incertidumbre, parte de la mecánica cuántica, tal como yo lo entiendo.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.Има също така и принципа на несигурността, който е част от квантовата механика, до колкото я разбирам.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.ישנו גם עיקרון האי ודאות, שהוא חלק ממכניקת הקוונטים, כפי שאני מבינה אותה.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.ويوجد ايضا مبدأ التشكيك كجزء من آلية الميكانيكا الكمية، كما فهمتها.
Bir de kuantum mekaniğin bir parçası olan belirsizlik prensibi var, anladığım kadarıyla.私が知っている限りでは。(笑い) そして、これは作家活動において頻繁に起こります。
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuAlungarea doamnelor ca o cioară-keeper; nici nu-prolog fără carte, slab intervenit
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuAssustando as senhoras como um corvo-keeper; Nem nenhum prólogo sem-livro, falou vagamente
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuAsustando a las damas como un cuervo-portero, ni ningún prólogo sin libro, apenas habló
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuDesí ženy ako vrana, strážca, ani nie bez-book prológu, slabo prehovoril
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuDěsí ženy jako vrána, strážce, ani ne bez-book prologu, slabě promluvil
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuEffrayer les dames comme un corbeau gardien, Ni pas de prologue, sans livre, un peu parlé
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuIjeszteni a hölgyek, mint egy varjú-üzembentartó, sem nem nem-könyv prológusa, halványan beszélt
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştu까마귀 - 골키퍼와 같은 여자를 쫓고 없으며 또한 더없이 - 책 프롤로그, 희미하게 말씀
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuMenakut-nakuti para wanita seperti penjaga gagak; juga tidak ada prolog tanpa-buku, samar-samar berbicara
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuOdganjanje dame kot vrana, rejec, niti ne brez-knjige prologu, medlo govoril
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuPelottaa naisten kuin varis-keeper, eikä mitään ilman-kirjan prologi, heikosti puhui
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuScaring die Damen wie eine Krähe-keeper, auch nicht ohne-Buch Prolog, schwach sprach
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuScaring panie jak kruk-keeper, ani nie bez-book prologu, słabo mówił
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuScaring дамы, как ворона-хранитель, ни нет, не книгу пролог, слабо говорил
Bir karga-kaleci gibi bayanlar korkutuyorsun; olmadan kitabın önsözünde de, belli belirsiz konuştuSchrikken de dames als een kraai-keeper, noch niet-book zonder proloog, flauw sprak