Baykuş kurbanının yerini belirliyor ve onu ele geçiriyorТеперь сова пытается добраться до гнезда в расщелине.
Baykuş kurbanının yerini belirliyor ve onu ele geçiriyorהינשוף צופה בו מנסה לחזור .אל מתחת לפני הקרקע
Baykuş kurbanının yerini belirliyor ve onu ele geçiriyorالبومة تكتشفه تحاول العودة تحت الأرض
Bazen, bilinç bir şeyi belirliyor gibi ortaya çıkar ve çok güçlü bir şekilde şöyle hisseder:Algunas veces, aparece la conciencia como si determinara algo, y se siente muy fuerte:
Bazen, bilinç bir şeyi belirliyor gibi ortaya çıkar ve çok güçlü bir şekilde şöyle hisseder:Иногда сознание проявляется так, как будто оно что-то решило, и это ощущается очень сильно:
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.A volte devo costringermi a portare avanti delle parti di una tela.
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.Je dois parfois me forcer à terminer certaines parties d'un tableau.
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.Muszę stosować wobec siebie różne sztuczki, żeby przebić się przez niektóre części obrazu.
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.Saya harus menipu diri untuk mendapatkan melalui bagian dari sebuah lukisan.
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.Tengo que engañarme para conseguir a traves de partes de una pintura.
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.θα πρέπει να ξεγελάσω τον εαυτό μου για να τα καταφέρει σε όλη τη ζωγραφιά.
Bazen bir tablonun belirli yerlerini bitirmek için kendimi kandırmam gerekiyor.אני חייב לרמות את עצמי בכדי לעבור את תהליך הציור.
Bazen eserlerimin, toplumun yalnızca belirli bir kısmına hitap ettiğini hissediyorum.A menudo, siento que mi trabajo sirve sólo a un aspecto de la sociedad, por así decirlo.
Bazen eserlerimin, toplumun yalnızca belirli bir kısmına hitap ettiğini hissediyorum.가끔, 제가 느끼기에 제 작품은 사회의 한 단면을 보여줘요. 말하자면
Bazen eserlerimin, toplumun yalnızca belirli bir kısmına hitap ettiğini hissediyorum.Sering kali, pekerjaan saya, saya rasa, hanya melayani satu aspek masyarakat, untuk berbicara.
Bazen eserlerimin, toplumun yalnızca belirli bir kısmına hitap ettiğini hissediyorum.Souvent, je trouve que mon travail ne sert qu'à une partie de la société, si je puis dire.
Bazen eserlerimin, toplumun yalnızca belirli bir kısmına hitap ettiğini hissediyorum.Spesso ,la mia opera, lo sento,cura solo un aspetto della la società, per così dire.
Bazen eserlerimin, toplumun yalnızca belirli bir kısmına hitap ettiğini hissediyorum.בדרך כלל, אני מרגישה שהעבודה שלי משרתת רק היבט אחד של החברה, כביכול.
Bazı belirli elementlerin atomlarının daha fazla elektrona eğilimli oldukları hakkında konuşacağız.F.eks. er det er muligt for et givent atom at stjæle en elektron fra kulstof-atom. .
Bazı belirli elementlerin atomlarının daha fazla elektrona eğilimli oldukları hakkında konuşacağız.Hoe het is mogelijk voor een ander atoom om een elektron weg te nemen van een koolstofatoom.
Bazı belirli elementlerin atomlarının daha fazla elektrona eğilimli oldukları hakkında konuşacağız.그 이유가 어떻든지 말이죠 --
Bazı belirli elementlerin atomlarının daha fazla elektrona eğilimli oldukları hakkında konuşacağız.בגלל איזושהי סיבה... ואנו נדבר על
Bazı belirli elementlerin atomlarının daha fazla elektrona eğilimli oldukları hakkında konuşacağız.لسبب معين
Bazı belirli elementlerin atomlarının daha fazla elektrona eğilimli oldukları hakkında konuşacağız.そしてある元素の中性の原子は,
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır.Możemy wyróżnić kilka typów (klas) limfocytów T.
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır.Realmente hacen ciertas clases de linfocitos T.
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır.Sie bestehen aus bestimmten Klassen von T Lymphozyten.
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır.T림프구 안에도 여러 특정한 종류가 있습니다
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır. Yardımcı T hücrelerini ve sitotoksik T hücrelerini göreceğiz.Sel T memiliki klasifikasi ada Sel T Helper dan ada Sel T sitotoksik
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır. Yardımcı T hücrelerini ve sitotoksik T hücrelerini göreceğiz.Ve skutečnosti jsou jisté druhy T lymfocytů. uvidíme, že jsou pomocné T buňky a cytotoxické T buňky.
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır.ישנן כמה תת קבוצות של תאי T.
Bazı belirli T lenfosit sınıfları yapılır.هي في الحقيقة تقوم بعمل أصناف أخرى من الخلايا اللمفاوية T
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Algunos trabajan mucho los detalles específicos.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Anderen werken erg gedetailleerd.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Certains travaillent beaucoup avec des détails spécifiques.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Iní pracujú s malými špecifickými detailami.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.어떤 무용수들은 특정 세부적 요소를 이용하죠.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Một số tác phẩm có rất nhiều tiểu tiết đặc thù.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Niekiedy co do szczegółu.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Outros trabalham essencialmente com pormenores específicos.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Unii lucrează în detalii.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Ορισμένοι δουλεύουν πάρα πολύ με συγκεκριμένες λεπτομέρειες.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Дехто дуже акцентує на дрібних деталях.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.Некоторые работы изобилуют конкретными деталями.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.חלק עובדים ממש בפרטים ספציפיים.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.بعضهم ينجح في بالتفاصيل الدقيقة.
Bazıları belirli detaylar üzerinde çok çalışırlar.そのようなダンサーは ダンスを細部から作り込みます
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Daarvoor bestaat geen standaard leerplan. Er is geen starterscursus.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Entah kenapa, tidak ada kurikulum standar Tidak ada kursus standar
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Es gibt kein standardisiertes Regelwerk, nicht mal im Ansatz.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Iz neznanega razloga ni standardnega programa, ni osnovnega tečaja.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Jostakin syystä, siihen ei ole tutkintovaatimusta eikä peruskurssia.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.무슨 이유인지, 표준적인 강의 계획서도 없고, 기초 과정이란 것도 없습니다.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Nie ma standardowego programu nauczania, nie ma podstawowego kursu.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Nu există niciun program standard, nici un curs de bază.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Per qualche motivo, non c'è un programma standard, non c'è alcun corso di base.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Por alguma razão, não há nenhum programa de estudos, não há nenhum curso básico.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Por algún motivo, no hay un programa de estudios estandarizado, no hay una formación básica.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Pour une raison quelconque, il n'y a pas un programme d'étude spécifique, il n'y a pas de formation de base.
Bazı sebeplerden ötürü belirli bir müfredat, temel bir eğitim yok.Valamilyen oknál fogva nincs irányadó tanmenet, nincs alapvető kurzus.