belirleyici ile cümle

belirleyici kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Fransız Devrimi'nin en radikal belirleyici unsurudur.מהמתנגדים החריפים ביותר למהפכה צרפתית.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.לתופעה זו הייתה חשיבות מיוחדת בתקופת המאבק.
Komisyon kâr sınırına ve satış fiyatının tespitine kadar belirleyici olmak ister.תמחור לניצחון- התפשרות על מחיר על מנת לזכות במכירת המוצר.
Bazen belirleyicide kullanılabilir.Понякога може да се проследи.
Stalingrad'da yaşanan şiddetli çarpışmalar savaşın gidişatında belirleyici oldu.Победата в битката при Сталинград е решителния обрат в хода на войната.
Wolfram'ın birimlerinin etkinliği, Fransa Seferi'nin belirli noktalarında belirleyici oldu.Отворен за френския персонал на ЦЕРН в определени моменти.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Drugi važan faktor vanjske politike Turske je odnos sa SAD-om.
Saussure'ün yazdığına göre dilin 'en belirleyici niteliği, diğerlerinin olmadığı şey olmasıdır.'Konačno, u jeziku, kako kaže de Saussure, postoje smo razlike.
Risk faktörleri veya belirleyiciler ilintilidir ve illaki nedensel değildir.Osjećaji krivnje su opravdani ili su nepremostivi .
Bu katmanın en belirleyici özelliği kırmızı boyalı kireç tabanlara sahip olmasıdır.Najkarakterističniji je njegov izgled te umjetni crveni gomoljasti nos.
Bütün bir omurgasız grubunun belirleyici özelliğidir.To je karakteristično svojstvo svake krute tvari.
Yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilecek adayların belirlenmesinde de belirleyici durumdadır.Nezanedbateľným faktorom pri ich presadení do tlače bol aj záujem v zahraničí.
Bu bölüm için belirleyici olan gerçekleştirilen 7 mucizenin aktarıldığı metinlerdir.Na sedem najpozoruhodnejších sa zameriava tento seriál.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.Masa je najpomembnejši parameter razvoja zvezd in njihovega »življenja«.
O zamandan beri, silahlı kuvvetler Pakistan tarihinde belirleyici bir rol oynamıştır.Kariškiai visada užėmė svarbų vaidmenį Peru istorijoje.
Kurulmasından itibaren ordu Amerikan tarihi'nde belirleyici bir rol oynadı.Per savo egzistavimą komanda paliko ryškų pėdsaką JAV sporto istorijoje.
Bu durum, pozisyonunun bir "segmental belirleyici" olarak kullanılmasına olanak sağlar.O galbūt jūs ieškote žodžio sektantas kaip sektos narys.
Savaşın belirleyici evreleri, kent dışında yaşanmıştı.Sõja suured sõjalised kampaaniad toimusid väljaspool Poolat.
Ana madde: Waterloo Muharebesi Yüz Gün’ün belirleyici muharebesi 18 Haziran 1815 günü Waterloo’da yapılır.Kongressi "lõppakt" allkirjastati üheksa päeva enne tema lõplikku kaotust Waterloo all 18. juunil 1815.
Şarkıdaki koro, şarkının en belirleyici özelliğidir.Päikese naeratamine on üks tuntumaid isikustamisi.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 atmósfera, las condiciones meteorológicas tienen una influencia decisiva
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 förhållanden en avgörande inverkan på luftburna koncentrationer.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 meteorologiczne miały decydujący wpływ na ich stężenia w powietrzu.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 razmere, ki delno pojasnjujejo letno nihanje in visoke koncentracije O v
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 rozhodující vliv na koncentrace ve vzduchu meteorologické podmínky.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 rozhodujúci vplyv na vzduchom nesené koncentrácie. To aspoň čiastočne
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 worden gevormd, hebben meteorologische omstandigheden een
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.συγκεντρώσεις αερομεταφερόμενων ρύπων.
Ancak artık gerçekten de belirleyici olmak istiyoruz.꽤 구체적으로 따져봐야 합니다
Ancak artık gerçekten de belirleyici olmak istiyoruz.Pero, ahora realmente queremos ser muy específicos.
Ancak artık gerçekten de belirleyici olmak istiyoruz.Teraz będziemy chcieli być jeszcze bardziej precyzyjni.
Ancak artık gerçekten de belirleyici olmak istiyoruz.لكن علينا أن نكون أكثر تحديدًا.
Ancak artık gerçekten de belirleyici olmak istiyoruz.初年度から3年度までに買う人はどんな人で
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.A veces sentimos que el cerebro es determinista, que define quiénes seremos.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Czasem wydaje się, że mózg jest deterministyczny, że decyduje o tym, kim będziemy.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Então, por vezes sentimos que o cérebro é determinista, o cérebro determina quem nos iremos tornar.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.우리는 종종 뇌가 결정론적이라고 생각합니다. 즉, 뇌가 우리가 어떻게 될지를 결정한다는거죠.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Manchmal scheint es uns, als sei das Gehirn deterministisch, das Gehirn bestimmt, wer wir sein werden.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Niekedy je mozog deterministický, určuje, kým budeme.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Olykor feltételezzük, hogy az agy determinisztikus, hogy az agy határozza meg, hogy mi lesz belőlünk.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.On sent parfois que le cerveau est déterministe, le cerveau détermine qui l'on sera.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Perciò delle volte noi sentiamo che il cervello è deterministico, il cervello determina chi saremo.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Uneori avem impresia că creierul e determinist, determină ceea ce vom fi.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Vaak denken we dat onze hersenen bepalen wie we gaan worden.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Vậy nên đôi lúc ta cảm thấy bộ não là tất định bộ não quyết định con người chúng ta trở thành
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Понякога чувстваме, че мозъкът е точно определен, но мозъкът определя какви ще бъдем.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.Так нам порой кажется, что мозг детерминирован, мозг определяет, кем мы будем.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.שנתיב הלימוד שלה סוטה יותר ויותר והיא מבודדת את עצמה עוד ועוד.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.لذلك نشعر أحيانا أن المخ حاسم, أن المخ يحدد من سنكون في المستقبل.
Bazen, beynin belirleyici olduğunu hissederiz, beyin bizim kim olacağımızı belirler.その脳がどんな人になるか決めると思いがちです 実は脳も私達自身になる
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.A meghatározó tényező soha nem az erőforrás, hanem a találékonyság.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.El factor determinante nunca es el recurso, sino el ingenio.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.Entscheidend sind niemals die Ressourcen, es ist "ressourcevoll sein".
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.Factorul definitoriu nu este niciodată resursa, ci este inventivitatea.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.Il fattore definitivo non sono mai la risorse, casomai è la pienezza di risorse.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.결정적인 요인은 절대 자원이 아닙니다. 그건 바로 추진력입니다.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.Les facteurs déterminants ne sont jamais les ressources, mais l'ingéniosité.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.Middelen zijn nooit de bepalende factor, dat is vindingrijkheid.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.Najważniejszym czynnikiem nie są środki, tylko zaradność.
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.O fator decisivo nunca são os recursos, mas sim a capacidade.

İlgili Sayfalar