Sapık yürekli kişi iyilik beklememeli. Diliyle aldatan da belaya düşer.Коварное сердце не найдет добра, и лукавый язык попадет в беду.
Sapık yürekli kişi iyilik beklememeli. Diliyle aldatan da belaya düşer.Който има опако сърце не намира добро, И който има извратен език изпада в нечестие.
Sapık yürekli kişi iyilik beklememeli. Diliyle aldatan da belaya düşer.עקש לב לא ימצא טוב ונהפך בלשונו יפול ברעה׃
Sapık yürekli kişi iyilik beklememeli. Diliyle aldatan da belaya düşer.الملتوي القلب لا يجد خيرا والمتقلب اللسان يقع في السوء.
Sapık yürekli kişi iyilik beklememeli. Diliyle aldatan da belaya düşer.心 存 邪 僻 的 、 尋 不 著 好 處 . 舌 弄 是 非 的 、 陷 在 禍 患 中
Sapık yürekli kişi iyilik beklememeli. Diliyle aldatan da belaya düşer.心存 邪僻 的 、 尋 不 著 好處.舌弄 是 非 的 、 陷 在 禍患中
Senin gibi biri yüzünden başımı belaya soksamAsí que no me hables y vete. Ash... ¿Por qué no os peleáis sin más?
Senin gibi biri yüzünden başımı belaya soksamDar cum voi supravietui daca imi pierd slujba pentru ca te-am batut pe tine?
Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdiEt aussitôt, il a eu des ennuis avec le clergé local qui a dit:
Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdi Vakum yapamazsin dediler.E inmediatamente, entró en problemas con el clero local que dijo, usted no puede hacer un vacío.
Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdi Vakum yapamazsin dediler.Și imediat, a dat de bucluc cu clericii locali care afirmau că nu poți face vacuum.
Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdi Vakum yapamazsin dediler.Und sofort bekam er Ärger mit den örtlichen Geistlichen, die sagten, man kann kein Vakuum erzeugen.
Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdi Vakum yapamazsin dediler.И незабавно си навлякъл беди с местното духовенство, което казало, не може да се прави вакуум.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Adică, s-au drogat, au intrat în bucluc, au ajuns în închisoare.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Brali narkotyki, wpadali w tarapaty i szli siedzieć.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.C'est-à-dire qu'ils se droguaient, avaient des ennuis, allaient en prison.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Che sarebbe: usavano droghe, si cacciavano nei guai, finivano in galera.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Det vil sige, de tog stoffer, kom i problemer, kom i fængsel.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Đó là những người nghiện ngập, luôn gặp rắc rối và vào tù ra tội
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Es decir, tomaban drogas, se metían en problemas, iban a la cárcel.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Isto é, consumiam drogas, metiam-se em problemas, iam presos.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.마약을 하고, 사고를 치고, 감옥에 갔죠.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Sie nahmen Drogen, bekamen Ärger, kamen ins Gefängnis.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.To znamená, že brali drogy, dostali sa do problémov, skončili v base, niektorí boli zabití.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Začli s drogama, dostali se do potíží a skončili ve vězení.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Zij namen drugs, kwamen in de problemen, gingen naar de gevangenis.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.'Έπαιρναν ναρκωτικά, έμπλεκαν σε καυγάδες, μπήκαν φυλακή.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Они принимали наркотики, делали глупости, отправлялись в тюрьму.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Тобто, вживали наркотики, мали проблеми і потрапляли у в'язницю.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.כלומר, צרכו סמים, נקלעו לצרות, הלכו לכלא.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.فهؤلاء تعاطوا المخدرات، وورطوا أنفسهم في المشاكل، وذهبوا إلى السجن.
Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.死んだ者もいます ドラック以外の理由で死んだ者もいます
Yerli din adamlariyla basi belaya girdi그는 진공상태가 불가능하다고 하는
Yerli din adamlariyla basi belaya girdiעם הכמורה המקומית,
Yerli din adamlariyla basi belaya girdiواجه مشاكل مع رجال الدين المحليين
Yerli din adamlariyla basi belaya girdi地元の聖職者とトラブルになりました