Tom bela aramak için bugün buraya geldi.Tom came here today looking for trouble.
Belki Tom bu sorunu çözebilir.Perhaps Tom can solve this problem.
Tom'un ne kadar tehlikeli olduğu belki sana hatırlatılmalı.Maybe you need to be reminded how dangerous Tom is.
Tom'un başını bu kadar çok belaya sokması şaşırtıcı.It's amazing how much trouble Tom is able to get into.
Keşke Tom'un söylediğini dinleseydim, başım bu tür bir belada olmazdı.If only I'd listened to what Tom said, I wouldn't be in this kind of trouble.
Sadece yangını çıkaran kişinin belki Tom olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if maybe Tom was the one who started the fire.
Tom Mary'e kaç yaşında olduğunu sormak istedi ama belki sormaması gerektiğini düşündü.Tom wanted to ask Mary how old she was, but he thought that maybe he shouldn't.
Yeni bir şiir tarzını belirleyen büyük çağdaş şair "Nima Youshij" idi.The great contemporary poet who established a new style of poem was “Nima Youshij.”
Belki de bir anlaşma yapabiliriz.Maybe we can make a deal.
Beladan uzak kalmaya çalışın.Try to stay out of trouble.
Tom'un başını belaya sokmakla ilgili uzun bir geçmişi var.Tom has a long history of getting into trouble.
Tom'u beklerken belki de Mary'yi davet etmemem gerektiği aklıma geldi.It occurred to me while I was waiting for Tom that maybe I shouldn't have invited Mary.
Adımına dikkat et yoksa başın belaya girer.Watch your step or you'll get into trouble.
Belki haklısın.Perhaps you are right.
Belki bu gece tekrar birbirimizi göreceğiz.Perhaps we will see each other again tonight.
Ben beş yıldır belediye meclisi üyesiyim.I've been an alderman for five years.
Bu mektubun anlamı belirsizdir.The meaning of this letter is unclear.
Delhi belediye başkan yardımcısı dolaylı olarak rhesus maymunları tarafından öldürüldü.The deputy mayor of Delhi was indirectly killed by rhesus monkeys.
Jacques bir Belçikalı adıdır.Jacques is a Belgian name.
Tom Mary'nin yasayla kaç kez başının belaya girdiğini merak ediyordu.Tom wondered how many times Mary had been in trouble with the law.
Tom'un acı içinde olduğu belliydi.Tom was obviously in pain.
Tom'un zengin bir adam olduğu belliydi.Tom was obviously a rich man.
Tom patron için bazı belgeleri çevirmekle meşguldü.Tom was busy translating some documents for the boss.
Tom belkide Mary ve John'un silah kaçakçısı olduklarını düşünüyordu.Tom thought that maybe Mary and John were gunrunners.
Tom artık belki yemek yiyemiyeceğini söyledi.Tom said that he couldn't possibly eat any more.
Tom'un sözlü tacizle başı belada.Tom has trouble dealing with verbal abuse.
Tom Mary'nin başını beladan kurtardıTom got Mary out of trouble.
Tom Mary'nin başının belada olduğunu anladı ve ona yardım etmek için gitti.Tom discovered that Mary was in trouble and went to help her.
Tom ne istediğini açıkça belirtmedi.Tom didn't specify what he wanted.
Tom'un niyeti Mary'nin başını belaya sokmak değildi.Tom didn't mean to cause Mary any trouble.
Tom sürpriz partiyi bildiğini belli etmedi.Tom didn't let on that he knew about the surprise party.
Tom sürücü belgesini almak için sürücü testinde yeterince iyi yapamadı.Tom didn't do well enough on the driver's test to get a driver's license.
Tom'un planlarını değiştirmek için belki bir şey oldu.Maybe something happened to change Tom's plans.
Mary'nin beline kadar saçları var.Mary has hair down to her waist.
Tom'dan başımı beladan kurtarmak için bana yardımcı olmasını istedim.I asked Tom to help me get out of trouble.
Muhabirler, belediye başkanının neden onlarla konuşmak istemediğini bilmek istediler.The reporters demanded to know why the mayor wouldn't talk to them.
Çevirmenlerin karşılaştığı bir sorun kaynak belgenin kötü yazılmasıdır.One problem translators face is that sometimes the source document is poorly written.
Belki biraz yardım edebilirim.Perhaps I can be of some assistance.
Belki de treni kaçırdı.Perhaps he missed the train.
Belki onlar mutlu.Maybe they are happy.
Fransızlar Belçikalılarla dalga geçmeyi sever.The French like to make fun of Belgians.
Belki bir aylık zaman içerisinde akıcı şekilde konuşabileceğim.Maybe I'll be able to speak fluently in a month's time.
Belki onlar mutludur.Maybe they're happy.
Belki uğrayabiliriz ve seni görebiliriz!Maybe we can stop by and see you!
Belki de bir çocuk böyle bir zalim bir şey yapar mıydı?Maybe a child would do such a cruel thing?
O, belgeleri imzalamayı reddetti.He refused to sign the documents.
Onun özel hayatına ilişkin belgeler soygunda çalındı.Documents relating to his private life were stolen in the burglary.
Gizli bir politika belgesi basına sızdırıldı.A secret policy document was leaked to the newspapers.
Bu "görsel belleğin" ne hakkında olduğunu bilmiyorum.I don't know what is that "visual memory" about.
Belediye başkanını sert bir biçimde eleştirdi.He severely criticized the mayor.
Sırbistan'ın başkenti Belgrad'tır.The capital city of Serbia is Belgrade.
Romatoid artrit belirtileri olan kişiler, ne yedikleri konusunda çok dikkatli olmalılar.People with rheumatoid arthritis symptoms should be careful about what they eat.
Başını belaya soktuğunu asla görmek istemiyorum.I never want to see you get in trouble.
Tom'un bel ölçüsünün ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think Tom's waist size is?
Tom, Mary'nin avukatının verdiği tüm belgeleri imzaladı.Tom signed all the documents Mary's lawyer gave him.
Belki Tom bu tür şeyi yapamayacak kadar çok yaşlı.Perhaps Tom is too old to do this kind of thing.
Tom bela arıyor gibi görünüyor.Tom seems to be looking for trouble.
Tom belgeleri dikkatle inceledi.Tom looked over the documents carefully.
Belki de öldü.Maybe he's dead.
Tom gelecek Pazartesi için bir toplantı belirledi.Tom has scheduled a meeting for next Monday.