Kapının önünde senin için bekliyorlar.They are waiting for you in front of the door.
Kapının önünde seni bekliyorlar.They are waiting for you in front of the door.
Öğrenciler otobüs bekliyorlardı.The students stood waiting for a bus.
Sadece fırtınanın geçmesini bekliyorlar.They are just waiting for the storm to pass.
Öğrenciler yaz tatilini dört gözle bekliyorlardı.The students were all looking forward to summer vacation.
Öğrenciler yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorlar.The students are looking forward to the summer vacation.
Start için bekliyorlardı.They were waiting for the go-ahead.
Ebeveynleri ondan çok şey bekliyorlar.His parents expect too much of him.
Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.They looked forward to a time when they would no longer have to live from hand to mouth.
Kapının açılmasını bekliyorlardı.They were waiting for the gate to open.
Onların her ikisi de bebek bekliyorlar.They're both expecting babies.
Silahlı adamlar onları bekliyorlardı.Men with guns were waiting for them.
Çok sayıda insan ne olacağını görmek için bekliyorlar.A lot of people are waiting to see what is going to happen.
Tom ve Mary bu akşam ziyaretçi bekliyorlar.Tom and Mary are expecting visitors this evening.
Tom ve Mary gelecek ay ilk çocuklarını bekliyorlar.Tom and Mary are expecting their first child next month.
Tom ve Mary bir bebek bekliyorlar.Tom and Mary are expecting a baby.
Onlar uzun beyaz evin yanında seni bekliyorlar.They are waiting for you next to the long white house.
Seni bekliyorlar.They're waiting for you.
Tom ve Mary bekliyorlar.Tom and Mary are waiting.
Onların hepsi bekliyorlar.They're all waiting.
Onlar seni bekliyorlar.They're expecting you.
Onlar yağmur bekliyorlar.They're predicting rain.
Tom ve Mary hala bekliyorlar.Tom and Mary are still waiting.
Tom ve Mary, John'la birlikte bekliyorlar.Tom and Mary are waiting with John.
Tom ve Mary dışarıda bekliyorlar.Tom and Mary are waiting outside.
Tom ve Mary seni bekliyorlar.Tom and Mary are expecting you.
Onlar bizi yarın 2.30'da bekliyorlar.They expect us tomorrow at 2:30.
Onların hepsi beni bekliyorlardı.They were all waiting for me.
Onlar kalkış sinyalini bekliyorlardı.They were waiting for the signal to start.
Onlar başlama işareti için bekliyorlardı.They were waiting for the signal to start.
Daha ne kadarını almamızı bekliyorlar?How much more do they expect us to take?
İnsanlar günbatımını bekliyorlar.People are waiting for the sunset.
Tom ve Mary sokak lambasının altında durdu, John'u bekliyorlardı.Tom and Mary stood under the streetlight, waiting for John.
Onlar bizi bekliyorlar.They're waiting for us.
Onlar Tom'u bekliyorlardı.They were waiting for Tom.
Arkadaşları onu istasyonunda bekliyorlardı.His friends were waiting for him at the station.
Onlar nasıl bizim hayatta kalmamızı bekliyorlar?How do they expect us to survive?
Bizi bekliyorlardı.They were waiting for us.
Bizim için bekliyorlardı.They were waiting for us.
Tom ve Mary bitişik odada bekliyorlar.Tom and Mary are waiting in the next room.
Onlar bir cevap bekliyorlar.They're waiting for an answer.
Onlar ne için bekliyorlar?What are they waiting for?
Çocuklar kardan adam yapmak için ilk kar yağışını bekliyorlardı.The children were waiting for the first snowfall to build a snowman.
Onlar seni bekliyorlardı.They've waited for you.
Kurtarılmayı bekliyorlardı.They were waiting to be rescued.
Annem ve babam beni bekliyorlar.My parents are waiting for me.
Onlar bir Amerikalının beyaz bir kişi olmasını bekliyorlar.They expect an American to be a white person.
Analistler bir artış bekliyorlardı.Analysts were expecting an increase.
Onlar benim aramamı bekliyorlar.They're waiting for my call.
İnsanlar daha fazlasını bekliyorlar.People are expecting more.
Tom ve Mary arabada bekliyorlar.Tom and Mary are waiting in the car.
Laboratuarda iki tane lisansüstü öğrenci beni bekliyorlardı.In the lab, two graduate students were waiting for me.
Tom ve Mary lobide bekliyorlar.Tom and Mary are waiting in the lobby.
Tom ve Mary bunu dört gözle bekliyorlardı.Tom and Mary have been looking forward to this.
Tom ve Mary, düğünlerine katılmak için çok fazla insan bekliyorlar.Tom and Mary are expecting a lot of people to attend their wedding.
Tom ve Mary bizim için bekliyorlar.Tom and Mary are waiting for us.
Tom ve Mary ilk çocuklarını bekliyorlar.Tom and Mary are expecting their first child.
Arkadaşların dışarıda seni bekliyorlar.Your friends are waiting outside for you.
Sovyetler, Landwehr Kanalının diğer tarafında (Landwehrkanal) onları bekliyorlardı.The Soviets were waiting for them on the other side of the Landwehr Canal (Landwehrkanal).
Trene binmeyi bekliyorlardı.They travelled in train.