"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.Powiedziałem: "Zbadajcie to". Siedzieli nad tym kilka miesięcy.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler."Provate con questo". Mi hanno fatto aspettare dei mesi.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.Seškrábal jsem to a poslal to do Aberdeenu. A řekl jsem: "Mohli byste zkusit tohle."
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.Tôi nói "Anh thử xem" Và họ nghiên cứu chúng trong hàng tháng.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.Und ich sagte. "Probiert es mal damit." Und sie saßen monatelang daran.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.Y les dije: "Prueben con esto". Lo tuvieron durante meses.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.Και τους είπα, "Ίσως να δοκιμάσετε αυτό". Αλλά εκεί μού το τρέναραν για μήνες.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.И сказал: "Может сработать". Они трудились над ней несколько месяцев.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.ואמרתי "תנסו את זה." והם ישבו על זה חודשים למעשה.
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.وقلت ,"رُبما امكنك تجربة هذا" وعكفوا عليه لأشهر
"Bir de bunu deneyin" diyerek onlara verdim ve onlar da örneği aylarca beklettiler.それは数か月間放っておかれました マン島で会議があったからという理由だけでです
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Acestea sunt reticule înfășurate în muselină și îmbibate în vopsele vegetale.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Chúng thực ra là dây kim loại cuốn quanh vải muxơlin và được ngâm vào thuốc nhuộm rau.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Diese Drähte sind mit Musselin umgewickelt und mit pflanzlicher Farbe gefärbt.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Dit zijn draden die in mousseline zijn gehuld, en gedrenkt zijn in plantaardige verf.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Estos son en realidad alambres forrados en muselina y sumidos en tintes vegetales.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Ezek tulajdonképpen muszlinba tekert vezetékek, festékkel átitatva.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.이것은 모슬린 천으로 철사를 싸서 식물성 염료로 물들인 것입니다.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.To druty owinięte muślinem i zanurzone w barwniku roślinnym.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Voilà par exemple des fils enveloppés de mousseline, et plongés dans une teinture végétale.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Αυτά είναι στην πραγματικότητα καλώδια τυλιγμένα με μουσελίνα και εμποτισμένα σε φυτική βαφή.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.В этих работах настоящие провода завернуты в кисеи и окрашены специальным растительным красителем.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Това всъщност са жици, обвити в муселин и натопени в зеленчукова боя.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.Це, насправді, дроти, загорнуті в муслін та занурені у рослинний барвник.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.אלה בעצם חוטים מלופפים במוסלין שנטבלו בצבע צמחי.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.وهي في الواقع عبارة عن مجموعة أسلاك ملفوفة في نسيج قطني ويتم غمسها في الصبغة النباتية.
Bunlar aslında "muslin"e (kumaş) sarılmış ve bitkisel boyalarda bekletilmiş teller.植物染料で染めてあります さらに彼女は鑑賞者が
Çok beklettim değil mi!Anda sudah menunggu lama!
Çok beklettim değil mi!Avete aspettato a lungo!
Çok beklettim değil mi!Cred ca ati asteptat ceva timp !
Çok beklettim değil mi!Długo czekaliście!
Çok beklettim değil mi!Je hebt lang gewacht!
Çok beklettim değil mi!Ni har fått vänta länge eller hur!
Çok beklettim değil mi!Sie haben so lange gewartet!
Çok beklettim değil mi!Vous avez attendu longtemps
Çok beklettim değil mi!Περιμένατε πολλή ώρα...
Çok beklettim değil mi!Вы долго ждали.
Çok beklettim değil mi!חיכיתם הרבה!
Çok beklettim değil mi!لقد أنتظرتوا طويلاً
Çok beklettim değil mi!鮭のしょうゆグリルセット
Çok serttiniz. Bizi öğretmenler odasının kapısında... ...ayakta bekletmiş ve gitmemizi söylemeyi unutmuştunuz.Vous m'avez souvent réprimandé, moi aussi.
Düşes, Düşes! Oh! o Onu beklettiğimiz vahşi olmaz! 'Oh! ela não vai ser selvagem se eu a mantinha à espera! "
Düşes, Düşes! Oh! o Onu beklettiğimiz vahşi olmaz! 'Oh! nebude-li ona být divoch jsem nechal čekat! "
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Ale nie. Bierze wątróbki, wkłada do słoika i zagotowuje. wkłada do słoika i zagotowuje.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Când face foie gras, ia ficatul, îl bagă într-un borcan și îl confiază.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Coge el hígado cuando saca el foie gras, los mete en este tarro y lo confita.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Dia mengambil hatinya ketika dia memanen foie gras, dia memasukkan hati itu ke wadah dan dia mengolahnya.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Han tar levern, han lägger den i burken och konserverar den i dess fett.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Hij neemt de lever wanneer hij zijn foie gras oogst, hij stopt ze in zo'n pot en hij konfijt het.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Il prend le foie quand il récolte les foie gras, Il les met dans un pot. et il les confit.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.그는 푸아그라를 생산 할 때, 거위 간을 바로 병에 넣어서 콩피 방식으로, 거위 원래 기름으로 조리해서 같은 기름에 보관하는 조리 방식으로 저장합니다.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Mas não. Ele tira o fígado quando recolhe o "foie gras", mete-o num frasco e põe-no a confitar.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Prende il fegato quando raccoglie il foie gras, lo mette in un barattolo e lo sottopone al "confit".
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Satoa korjatessaan hän ottaa maksan, tunkee ne tällaiseen purkkiin ja laittaa liemeen.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Zkrátka játra za čerstva vezme, dá do sklenic a zavaří.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Παίρνει το συκώτι, όταν το ετοιμάζει για φουαγκρά, το βάζει σε ένα βάζο και το κάνει κονφί.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Он берет печень такой, какой получает её при разделке, погружает её в посуду и делает конфи.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.Той взема дроба, слага го в буркан и го консервира с мазнина.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.הוא לוקח את הכבדים כשהוא קוצר את כבד האווז, הוא תוקע אותם בצנצנת ומשמר אותם כקונפי.
Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.لقد اخذ الكبد عندما حصد الفطائر ووضعهم في جرة ووضع المكونات معه