Herkesi bekleriz.Everyone is welcome.
Herkesi beklerim.Everyone is welcome.
Eğer biraz beklersen gözlerin karanlığa alışacaktır.If you wait a while, your eyes will adjust to the dark.
Eğer her zaman başkalarından ödül beklersen sen bir köpek gibisin.You're like a dog if you always expect reward from others.
Daha çok beklersin!You wish!
Seni bekleriz.We await thee.
Tom beklerken boş boş oturmadı.Tom didn't sit around waiting.
Otobüsü beklerken burada kalmaktansa yürümeyi tercih ederim.I prefer to walk rather than stay here waiting for the bus.
Ben onu beklerdim.I'd have expected that.
Ne kadar beklersen, o kadar kötüleşir.The more you wait, the worse it's going to get.
Ona söylemek için ne kadar uzun süre beklersen o kadar kötü olacak.The longer you wait to tell her, the worse it's going to be.
Tom'a söylemek için ne kadar çok beklersen, bu o kadar zor olacaktır.The longer you wait to tell Tom, the harder it's going to be.
Lütfen bekler misin?Would you please hold on?
Kurtarılmayı beklerken öldüler.They died while waiting to be rescued.
Lütfen bir saniye bekler misin?Would you please hold on a second?
Gitmeyi planladığını bana söyleseydin, seni beklerdim.If you had told me you were planning to go, I would've waited for you.
Tom, Mary'yi beklerken yalnız başına oraya oturdu,Tom sat there all alone, waiting for Mary.
Başka bir şey bekler misiniz?Would you expect anything else?
Tom duruşmayı beklerken hapistedir.Tom is in jail, awaiting trial.
Tom dışarıda beklerken veteriner, Mary'nin kedisini dört saat boyunca ameliyat etti.While Tom waited outside, the vet performed a four hour surgery on Mary's cat.
Tom'u beklerken oturmuyordum.I didn't sit around waiting for Tom.
Tom'un bunu yarın yapmasını beklerim.I expect Tom to do that tomorrow.
Ne kadar uzun beklersen, bunu yapmak o kadar zor olur.The longer you wait, the harder it's going to be to do that.
Tom onu arasaydın beklerdi.Tom would've waited if you'd called him.
Tom'a telefon etmiş olsaydın beklerdi.Tom would've waited if you'd called him.
Tom'un bunu yapmamıza yardım etmesini beklerdim.I'd expected Tom to help us do that.
Umarım bizi beklersin.I hope that you wait for us.
Yerinde olsam beklerim.I'd wait if I were you.
Umarım beni beklersin.I hope you wait for me.
Umarım Tom ve Mary bizi bekler.I hope Tom and Mary wait for us.
Tom beklerdi.Tom would wait.
Tom bir şey yapmak için hep son dakikayı bekler.Tom always waits until the last minute to do anything.
Tom'un bunu yapmasını gerçekten bekler misin?Do you really expect Tom to do that?
Bunu yapmamı gerçekten bekler misin?Do you really expect me to do that?
Gerçekten Tom'un sana yardım etmesini bekler misin?Do you really expect Tom to help you?
Tom ve Mary, John'u bu sabah otobüsü beklerken gördüklerini söylediler.Tom and Mary said that they saw John waiting for the bus this morning.
Tom eve geldiğinde, ailesinin onu beklerken verandada otururken buldu.When Tom got home, he found his parents sitting on the porch waiting for him.
Bir dakika burada bekler misin?Would you wait here for a minute?
Beklerken, kendinize yiyecek bir şey alın.While you're waiting, get yourselves something to eat.
Tom otobüs beklerken 20 Ekim 2013'te kaçırıldı.Tom was kidnapped on October 20, 2013, while he was waiting for a bus.
Otobüsü beklerken bir dergi okudu.She read a magazine while she waited for the bus.
Lütfen burada bekler misin?Could you please wait here?
Zor günler bizi bekler.Hard times are awaiting us.
(Vladimir ve Estragon da Godot'yu Beklerken'in sonunda aynı şekilde intihara niyetlenir.)(Vladimir and Estragon also contemplate suicide in this way at the end of Waiting for Godot).
Buffy, Parker'dan kendisini aramasını bekler, ki bu hiç gerçekleşmez.Buffy expects Parker to contact her, which he never does.
Kalede 50 kadar silahlı bekçi vardır ki dükkanları bekler.There are some fifty armed watchmen in the fortress, and they attend the shop.
Yolda, Shere Khan onları pusuda bekler ve Bagheera'yı yaralar, ancak Mowgli kaçmayı başarır.En route, Shere Khan ambushes them and injures Bagheera, but Mowgli manages to escape.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Before speaking, each guest politely waits for the current speaker to finish.
Kleopatra kendini kendi anıtında kilitleyip Antonius'un geri dönmesini bekler.She locks herself in her monument, and awaits Antony's return.
Ben ile Walt, Dharma minibüsüne vardıklarında Hurley'i orada kendilerini beklerken bulurlar.When Ben and Walt reach a DHARMA van, they find Hurley waiting for them.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.Whereunto are added prayers fit for housholders.
Büyük evin dışında gizlenerek misafirlerin gitmesini bekler.There he waits hidden outside for guests to leave the large house.
Bu kuşlar çoğunlukla geceleyin suyun kenarında avını pusuya düşürmek için beklerler.Their usual hunting period is at night, when they move to shallow water to feed.
"Güneşi Beklerken"."Awaiting the Sun".
Daha sonra Mecdelli Meryem mezarda beklerken İsa ona görünür.Jesus then appears to Mary at the tomb.
Godot'yu Beklerken`in başarısı yazarına tiyatroda bir kariyer açtı.The success of Waiting for Godot opened up a career in theatre for its author.
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.I await the hour when I can do something, with the grace of God".
Bu arada Toby habersizce lokantada beklerken Tanner başka bir bankayı daha soyar.Meanwhile, Tanner robs another bank while Toby unknowingly waits at a nearby diner.
Buradaki görüşlerin etkileri Beckett'in Watt ve Godot'yu Beklerken gibi eserlerinde görülür.Aspects of it became evident in Beckett's later works, such as Watt and Waiting for Godot.
Kücük memeli türlerini önce ısırarak zehirlerler, sonra ölmesini bekler ve ondan sonra yutar.It will lie waiting for a passing animal, and then ambush it.