O, beklentimi karşılamadı.It fell short of my expectation.
Onun için küçük bir beklentim vardı.I had little expectation for him.
Herhangi bir beklentim yoktu.I didn't have any expectations.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.I didn't want to live.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.We have an attitude that support groups are inherently beneficial.
Önceden beklentilerim çok düşüktü. Tek bir model bakarken özellikli bir beklentim yoktu.I had very low, no particular expectations when they only came in one flavor.
Bu teknoloji yüzünden, beklentim, küçük Bhu'nun babasını 7 yaşına gelmeden uçuşta geçmesi.Because of this technology I expect that little Bhu will outfly his Dad before he's 7 years old.
Yani, kısa vadede teknolojiden beklentimiz oldukça yüksek.But I am worried whether we're going to get the technology we need in the long term.
Ama benim beklentim bu değil.But that is not my expectation.
Finley, "Bunun dışında müzakerelerden belirli bir sonuç beklentimiz yok."Beyond that, we do not favour any specific outcome of the talks.
Hepimizin bir gecede zengin olmasını ummuyordum, ama herkes için adalet beklentim vardı.Maybe not that we would all get rich overnight, but I thought there would be justice for all.
Stojanovski, "Benim beklentim İttifaka tam üyelik için destek göreceğimiz şeklindedir."My expectation is that we will get support for full membership in the Alliance.
Beklentim bu sorunun başkanlığım esnasında çözülmesine yöneliktir." demiştir.My expectation is that this problem will be solved during my presidency."
Yaşama dair bir beklentim yoktu.Ich habe dich um das Leben nicht gebeten.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.Je n'avais pas le choix.
Hiçbir beklentim de yok, belki de sadece kendi kendime kendimi ispat etme çabasıydı.Non sto scherzando, anche se per ora è solo un'idea che ho in testa.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.У меня не было никаких ожиданий.
Hiçbir beklentim de yok, belki de sadece kendi kendime kendimi ispat etme çabasıydı.Talán sosem volt esélyem, csak az ösztön, hogy túléljem.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.Det var ikke meningen, at de skulle overleve.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.生きることに飽きるということがなかった。
Ama benim beklentim bu değil.Aber das ist nicht meine Erwartung.
Ama benim beklentim bu değil.Dar nu astea sunt asteptarile mele.
Ama benim beklentim bu değil.Jednak nie oczekuję tego.
Ama benim beklentim bu değil.Mais je n'y attends pas.
Ama benim beklentim bu değil.Ma non è la mia speranza.
Ama benim beklentim bu değil.Pero ésa no es mi expectativa.
Ama benim beklentim bu değil.Но не това е очакването ми.
Ama benim beklentim bu değil.Но я этого не жду.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Banyak yang menganggap bahwa kelompok dukungan pada dasarnya menguntungkan.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Consideram ca grupurile de suport sunt benefice in mod natural.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.지지집단은 근본적으로 어떤 유익성이 있다고 여기는 자세죠.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Myślimy, że grupy wsparcia są czymś naturalnie pożytecznym.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Nous considérons comme allant de soi qu'un groupe de soutien est intrinsèquement bénéfique.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Pensiamo che i gruppi di supporto facciano del bene per natura.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Somos proclives a pensar que los grupos de apoyo son inherentemente beneficiosos.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Temos uma atitude de que os grupos de apoio são benéficos.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Úgy hisszül, hogy a terápiás csoportok automatikusan hasznot hoznak.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.We hebben de houding dat steungroepen inherent goed zijn.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Wir haben eine Einstellung, dass Selbsthilfegruppen an sich positiv sind.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Είμαστε της νοοτροπίας ότι οι ομάδες υποστήριξης είναι ενδογενώς ευεγερτικές.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Мы считаем, что они по сути своей полезны.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.Считаме, че те винаги са полезни.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.יש לנו תפיסה שקבוצות תמיכה הן במהותן מועילות.
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.لدينا سلوك يدعم المجموعات المفيدة بالوراثة .
Beklentimiz, dayanışma gruplarının kendiliğinden faydalı olmaları.しかし支援グループそのものは 価値に関してニュートラルなのです
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz.측정 결과가 나왔을 때 기대했던것과는 달리 중심에서부터의 거리에 따른 속도는
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz. Uzaklıktan bağımsız.A méréseket elvégezve kiderült, hogy a sebesség alapjában véve állandó a távolság fügvényében.
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz. Uzaklıktan bağımsız.Când se fac acele măsurători, descoperim de fapt că viteza este în mare constantă, ca o funcţie a distanţei.
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz. Uzaklıktan bağımsız.Když tato měření provedeme, zjistíme naopak, že rychlost je v podstatě konstantní jakožto funkce vzdálenosti.
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz. Uzaklıktan bağımsız.Saat kami melakukan pengukuran, yang kami temukan justru kecepatannya tetap sebagai fungsi jarak.
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz. Uzaklıktan bağımsız.Когато направихме измервания, обаче, открихме, че скоростта си остава постоянна като функция на разстоянието.
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz.כאשר המדידות האלו מבוצעות במקם זאת, אנחנו מוצאים שהמהירות בערך קבועה,
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz.وعندما أخذت هذه القياسات ، بدلا من ذلك وجدنا أن السرعة ثابتة ،
Bu ölçümleri yaptığımızda, beklentimizin aksine süratin sabit kaldığını görüyoruz.星の速度はどの位置においても 一定を保っていたのです
Burada da kaç tane kapkek satacağımıza ilişkin beklentimiz var.Asumamos que esto indica cuantos pasteles venderemos
Burada da kaç tane kapkek satacağımıza ilişkin beklentimiz var.Řekněme, že tohle je náš předpoklad, kolik cupcaků prodáme.
Burada da kaç tane kapkek satacağımıza ilişkin beklentimiz var.Vamos dizer que isso é o que assumimos, quantos cupcakes venderemos.
Burada da kaç tane kapkek satacağımıza ilişkin beklentimiz var.Скажімо це те, що ми припускаємо: скільки кексів ми продаємо.
Burada da kaç tane kapkek satacağımıza ilişkin beklentimiz var.これは損益計算書です。営業利益までの計算がされます。
Bu teknoloji yüzünden, beklentim, küçük Bhu'nun babasını 7 yaşına gelmeden uçuşta geçmesi.이런 기술 덕분에 제 아들 부는 7살이 되기 전에 아빠보다 더 잘 날 수 있을거라 기대합니다.