Şansımı beklemek zorundayım.Надо дождаться удобного случая.
Second Life'ta karţýlaţtýđýmýz engellerden birisi, beklemek, ve beklerken pek fazla para harcamamaktý.Un obstacol pe care a trebuit sa il depasim a fost sa asteptam si sa nu cheltuim prea multi bani cand asteptam
Senin gibi birini beklemekle geçti (Evet)He estado buscando a alguien como tu.
Senin gibi birini beklemekle geçti (Evet)He estado buscando a alguien como tu. (Si)
Senin gibi birini beklemekle geçti (Evet)J'ai toujours voulu quelqu'un comme toi
Senin gibi birini beklemekle geçti (Evet)(Si) He estado buscando a alguien como tu. (Si)
Senin gibi birini beklemekle geçti (Senin gibi) (Senin gibi)He estado buscando a alguien como tu. (Si) (Como tu)
Senin gibi birini beklemekle geçti (Senin gibi) (Senin gibi)J'ai toujours voulu quelqu'un comme toi
Senin gibi birini beklemekle geçti (Senin gibi) (Senin gibi) (Senin gibi)He estado buscando a alguien como tu. (Si) (Como tu)
Senin gibi birini beklemekle geçti (Senin gibi) (Senin gibi) (Senin gibi)J'ai toujours voulu quelqu'un comme toi Tu me rends complet
Seyahatimiz, vatandaşlarımız oy verebilmek için saatlerce beklemek zorunda kaldığı sürece tamamlanmayacaktır.우리의 여정은 투표권을 행사하기 위해 몇시간이고 기다려야하는 상황이 없어질 때까지 계속 될 것입니다.
Seyahatimiz, vatandaşlarımız oy verebilmek için saatlerce beklemek zorunda kaldığı sürece tamamlanmayacaktır.(拍手)
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.완벽하게 차려진 식탁 이외에 그가 해야 할 일은 이제 여자친구가 도착하길 기다리는 거죠.
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.Tot ce are acum de făcut, cu o masă perfectă, este să o aștepte să sosească.
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.Wszystko co musi teraz zrobić, ze swym perfekcyjnie przygotowanym stołem to czekać na przybycie ukochanej.
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.Всё, что ему нужно теперь, это дождаться её за безупречно накрытым столом.
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.כל מה שעליו לעשות כעת, עם שולחן מושלם, הוא לחכות לה שתגיע.
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.فكل ما عليه ان يقوم به الان وقد صار لديه مفرش الطاوله المثالي هو انتظار وصولها
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.彼女が到着するのを待つだけ ここまでご覧になったのが この本の最初の試みです
Sizi beklemekten bıktım.Estou farto de esperar por ti.
Sizi beklemekten bıktım.Jag blev trött på att vänta.
Sizi beklemekten bıktım.Jeg blev træt af at vente.
Sizi beklemekten bıktım.Me he cansado de esperarte.
Sizi beklemekten bıktım.Mi sono stufato di aspettarvi.
Sizi beklemekten bıktım.Väsyin odottamaan teitä.
Sizi beklemekten bıktım.Zmęczyło mnie czekanie.
Sizi beklemekten bıktım.Βαρέθηκα να σας περιμένω.
Sizi beklemekten bıktım.Я устал вас ждать.
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:Du kan sättas i karens till exempel om:
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:Par exemple, une période de carence peut être infligée si :
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:Puede entrar en un periodo de carencia, por ejemplo, en estos casos:
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:Voit joutua karenssiin esimerkiksi jos:
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:Это приведёт к каренции (периоду, в течение которого безработный не получает пособие), если:
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:من الممكن أن تفرض عليك فترة للانتظار، على سبيل المثال إذا:
Şu durumlarda beklemek zorunda kalabilirsiniz:在一些情况下您可能会失去得到丧失获得失业保障的权利,例如由于自身原因而无法就业。下列情况中,您可能丧失获得失业保障的权利:
Tek başına saldırmaya geleceğini biliyordum. Tek yapmam gereken onu beklemekti.Eu sabia que ele iria atacar, sozinho, por isso, bastou-me esperar por ele.
Tek başına saldırmaya geleceğini biliyordum. Tek yapmam gereken onu beklemekti.Jag visste att han skulle rusa in så jag behövde bara vänta.
Tek başına saldırmaya geleceğini biliyordum. Tek yapmam gereken onu beklemekti.Jeg vidste, at han ville brase ind, så jeg behøvede bare at vente.
Tek başına saldırmaya geleceğini biliyordum. Tek yapmam gereken onu beklemekti.Sabía que iba a venir hacia mí con toda su fuerza, así que solo tenía que esperarle.
Tek başına saldırmaya geleceğini biliyordum. Tek yapmam gereken onu beklemekti.Wiedziałem, że sam wykona szarżę, wystarczyło na niego zaczekać.
Tek başına saldırmaya geleceğini biliyordum. Tek yapmam gereken onu beklemekti.Я знал, что он ворвётся сюда, один, и мне оставалось лишь ждать его.
Tek yapabildiğim beklemek.Allt jag kan göra är att vänta.
Tek yapabildiğim beklemek.Jeg kan ikke gøre andet end at vente.
Tek yapabildiğim beklemek.Lo único que puedo hacer es esperar.
Tek yapabildiğim beklemek.Mogę tylko czekać.
Tek yapabildiğim beklemek.Non posso fare altro che aspettare.
Tek yapabildiğim beklemek.Só me resta esperar.
Tek yapabildiğim beklemek.Voin vain odottaa.
Tek yapabildiğim beklemek.Δεν μπορώ παρά να περιμένω.
Tek yapabildiğim beklemek.Я могу только ждать.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Allt vi kan göra är att vänta på att våra liv ska ta slut.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Det eneste, vi kan gøre, er at vente på vores livs afslutning.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Możemy tylko strawić nasze siły i czekać na koniec życia.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Possiamo solo attendere finché le forze ci abbandoneranno e moriremo.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Solo podemos agotar las fuerzas y esperar a la muerte.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Só podemos usar as nossas forças e esperar que as vidas acabem.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Voimme vain kuluttaa voimiamme ja odottaa elämämme loppua.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Δεν μας μένει παρά να ξοδέψουμε την ενέργειά μας.
Tek yapabileceğimiz gücümüzü tüketip hayatımızın sona ermesini beklemek.Можем лишь набраться сил и ждать, когда нам придёт конец.
Tek yapmam gereken onu beklemekti.Minun tarvitsi vain odottaa.