Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Je dois donc à attendre, je vous en supplie, suivre tout droit.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Jeg må dermed til at vente, jeg bønfalder dig, følg lige.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda., 당신을 탄원 바로 따라, 그래서 기다릴 수 있습니다.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.LADYキャピュレット我々は、なたに従ってください。 [終了サーヴァント。] -
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Minun täytyy siis odottamaan, minä kehoitan teitä, seuraa suoraan.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Moram torej počakati, prosim vas, sledite naravnost.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Musím teda čakať, prosím vás, pokračujte rovno.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Musím tedy čekat, prosím vás, pokračujte rovně.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Tengo que por lo tanto que esperar, te lo suplico, siga recto.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Tôi phải do đó để chờ đợi, tôi tha thiết mong các bạn, theo thẳng.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Trebuie să prin urmare, să aştepte; vă rog, urmaţi dreaptă.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Θα πρέπει να ως εκ τούτου να περιμένει? Σας παρακαλώ, ακολουθήστε ευθεία.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Трябва да оттам да чакаме, аз ви моля, следвайте прав.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.Я должен следовательно, ждать, я умоляю вас, следуйте прямо.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.ומכאן לחכות, אני מפציר בך, בצע ישר.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.ومن ثم الانتظار ، وأنا ألتمس لكم ، اتبع مستقيم.
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Dlaczego mogę jedynie czekać?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Hvorfor er det eneste, jeg kan gøre at vente?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Mas... será que esperar é a única coisa que posso fazer?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Miksi en voi muuta kuin odottaa?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Perché non posso fare altro che aspettare?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?¿Por qué... lo único que puedo hacer es esperar?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Varför... är vänta det enda jag kan göra?
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Δηλαδή μόνο να περιμένω μπορώ;
Neden...yapabileceğim tek şey beklemek?Почему... я могу делать только одно - ждать?
Oh Oh Oh Oh Bütün hayatým burda, Senin gibi birini beklemekle geçti (Evet)Toute ma vie j'ai voulu quelqu'un comme toi
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.Dostaje nakaz udania się do zamku, co robi, po czym jest porywana, gdy posłusznie czeka na swoim miejscu.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.성에서 기다리라는 말을 들은 젤다는 고분고분하게 한 곳에서 기다리다가 결국 납치되고 맙니다
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.היא מצווה לחכות בטירה, שזה מה שהיא עושה עד שבסופו של דבר היא נחטפת, בזמן שהיא מחכה בצייטנות באותו מקום.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.誘拐されるまで従順に 城に留まります。 注目すべきは、 最後のボス戦のステージで、
Organ nakli listesinde beklemekte olan hastaların %90'ı böbrek beklemektedir, %90...장기 이식을 기다리는 환자의 90%가 신장을 기다리고 있습니다. 90%입니다.
Organ nakli listesinde beklemekte olan hastaların %90'ı böbrek beklemektedir, %90...90 prosenttia potilaista elinsiirtojen jonotuslistalla odottaa munuaissiirtoa. 90 prosenttia.
Organ nakli listesinde beklemekte olan hastaların %90'ı böbrek beklemektedir, %90...90% من المرضى على لائحة إنتظار الزراعة في إنتظار كلية, 90%
Organ nakli listesinde beklemekte olan hastaların %90'ı böbrek beklemektedir, %90...Spośród pacjentów czekających na przeszczep 90% potrzebuje nowej nerki. Aż 90%.
Organ nakli listesinde beklemekte olan hastaların %90'ı böbrek beklemektedir, %90...מחכים לכליה, 90 אחוז. אז עוד אסטרטגיה שבה אנחנו משתמשים
Organ nakli listesinde beklemekte olan hastaların %90'ı böbrek beklemektedir, %90...腎臓移植が必要な方たちです 私たちが試みているもう一つの方法は
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.1歳以後まで待つ必要もありません 進化によって高度に保持され 発達の面では
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.생후 2년이 되어 자폐 증세가 명백해질 때까지 기다릴 필요가 없었지요.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Chúng ta không cần phải đợi tới khi những hành vi tự kỉ xuất hiện trong năm thứ 2 của cuộc đời
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Não tínhamos que esperar que os comportamentos do autismo surgissem no segundo ano de vida.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Nem szükséges megvárni az autista viselkedést, ami a második életévben jelentkezik.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Nemusíme čakať na príznaky autizmu, ktoré sa vyskytujú v druhom roku života.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Nie musieliśmy czekać na pojawienie się autystycznych zachowań w drugim roku życia.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Non abbiamo dovuto aspettare che i comportamenti autistici emergessero nel secondo anno di vita.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.No tuvimos que esperar que el comportamiento autista se manifestara en el segundo año de vida.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Nu trebuie să așteptăm comportamentele de autism să apară în al doilea an de viață.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.We hoefden niet te wachten tot autistisch gedrag in de loop van het tweede levensjaar optrad.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Wir mussten nicht darauf warten, dass sich autistische Verhaltensweisen im zweiten Lebensjahr zeigten.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Δεν χρειαζόταν να περιμένουμε τις συμπεριφορές του αυτισμού να προκύψουν στο δεύτερο χρόνο της ζωής.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Нам не надо было ждать проявления признаков аутизма на втором году жизни.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.Не трябва да чакаме поведението на аутизъм да се появи през втората година.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.ומה שאנו רואים בששת חודשי החיים הראשונים הוא שניתן להבדיל בקלות רבה בין שתי הקבוצות האלה.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.لم يكن علينا أن ننتظر سلوك التوحد للظهور في السنة الثانية من الحياة.
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Jeg har fået nok af at vente ...
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Mam dość bezczynnego czekania.
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Mas estou farta de ficar à espera.
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Men jag har fått nog av att bara vänta...
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Mi sono stufata di restare lì ad aspettare.
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Olen kyllästynyt vain odottamaan.
Öylece beklemekten sıkıldım artık.Pero estoy harta de estar esperando.