Ana içeriğe geç
Sözlük

beklemek ile cümle

beklemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Beklemekten başka çaresi yoktur.Той няма друг изход освен да мълчи.
Bir süredir burada beklemektedir.Той чака тук известно време.
Yarına kadar beklemek istemiyorum.Не искам да чакам до утре.
Mary buraya gelene kadar Tom beklemek istiyor.Мери иска да изчака Том, докато не дойде тук,
Bourbon bu varillerde en az iki yıl beklemek zorundadır.Tu viski odstoji najmanje dvije godine.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Unatoč znatnim razlikama u političkim pogledima, postali su prijatelji.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Samo to treba znati vidjeti".
Şu an için hala beklemekte.Trenutno je još u organiziranju.
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.Tamo ih primjećuje producent i nudi im ugovor.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Nezostávalo nič iné než čakať.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Všetko, čo potrebujete, je len dosť času."
Bu araştırmalar onay beklemektedir.Tieto pozorovania stále čakajú na potvrdenie.
Gelin ve damat arabada beklemektedirler.Prostitútky a prostitúti čakajú na svojich klientov v obytných vozoch.
Antonio de Levya, Pavia'nın İmparatorluk garnizonunda 9.000 askerle beklemekteydi .Potom napredoval k Pavii, kde sa nachádzal Antonio de Leyva s 9000 cisárskymi vojakmi.
Fakat kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir.Na jej veľké prekvapenie sa tak aj stane.
Charmander, bir kayanın üzerinde ona döneceğini söyleyen eğitmenini beklemektedir.Charmander dúfajúc na neho čakal na jednej skale.
Hala bu yapımın rafta beklemekte olduğunu düşünüyorum.V tejto stanici sa plánovalo aj zariadenie na doplnenie zásoby vody parného rušňa.
İkisi de gebe olup Macheath'in çocuğunu beklemektedirler.Jej očakávania sa splnili a v Komárne porodila syna Ladislava.
Paro hala onu beklemekte ve sevmektedir.Joea stále ľúbila a chcela si ho udržať.
ABD onayı beklemekte.)Štát ovládal patriarcha.)
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.Ko bo izpolnil nalogo, ga bo na koncu čakalo veliko presenečenje.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Odloči se, da bo počakal, da se zbudi.
Ankara onlardan yardım beklemektedir.Marko mu je obljubil pomoč.
Şimdi burada onları oldukça ilginç maceralar beklemektedir.Trdno sta odločena, da imata zaenkrat dovolj dogodivščin.
Carlyle'nin eğitimi sonunda bir Protestan papaz veya vaiz olmasını beklemekteydiler.Premišljeval sem v kočiji, ali bode prihodnji župnik ali pastor tudi tako postrežljiv!
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Za svoje zločine je bil obsojen na smrt.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Jam tiesiog reikėjo "laiko pabūt su savim".
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Už šiuos nusikaltimus buvo nuteistas mirties bausme sušaudant.
Çatıda bir Ağlayan Meleğin gizlendiği Özgürlük Heykeli onları beklemektedir.Prie tako į koplyčią pastatyta verkiančio angelo statula.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Man visad reikėjo pabusti ir pasirodyti“.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Šiuo metu yra išleisti visi planuoti keturi tomai.
Beklemekten başka çare yoktu.Nebuvo kitos išeities, kaip laukti.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Kuigi nende taustad ja iseloomud olid väga erinevad, olid nende poliitilised vaated sarnased.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Oodata rahulikult kuni vaenlane end ära kurnab.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Mis meisse puutub, siis meie lihtsalt ootame,".
Asıl tehlike Phaethon’u ileride beklemektedir.Kaali kraatriväljal Phaethonit otsimas.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.India taapiril on väga vilets nägemine.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Selle ajaga paikneb ta kõigi aegade edetabelis neljandal kohal.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Pole mingit võimalust ellu jääda.
Askerler kapının arkasında beklemektedirler.Jäänud talli ukse taha valvama.
Fakat kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir.Sügis tõi aga endaga kaasa üllatuse.
2001 itibariyle, kendinden elektriksel olarak iletken organik bir polimer keşfedilmeyi beklemektedir.2001. aastal kiitis ta heaks terroristide vastu sõjalist jõudu kasutada lubanud seaduseeelnõu.
Ayrıca, altıncı bir tür de resmen tanımlanmayı beklemektedir.Ka esiteks, teiseks, kuuendaks on määrsõnad, kujutades endast leksikaliseerunud saava käände vorme.
Acele bir şey yapamam. Şansımı beklemek zorundayım.Jag måste hålla mig lugn och vänta på min chans.
Acele bir şey yapamam. Şansımı beklemek zorundayım.Jeg må bevare roen og vente på en chance.
Acele bir şey yapamam. Şansımı beklemek zorundayım.Minun on odotettava tilaisuuttani.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız.Ale další rozsívání mý š ávy bude muset poèkat.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız. İyi şov.Dar pentru următoarea mea însămânţare va trebui să mai aşteptaţi.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız.Maar het verdere uitspreiden van mijn baby jus... zal moeten wachten.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız.Nhưng càng lan rộng của nước thịt con của tôi sẽ phải chờ đợi.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız.Pero para que siga plantando mi semillita... tendrán que esperar.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız.Αλλά η περαιτέρω εξάπλωση του σπέρματος μου πρέπει να περιμένει.
Ama bir daha yoktu. Çünkü onu görmek için beklemek gerekmez on birine değil, "Bayan Medlock dedi.하지만 그녀는 더 이상 없었어요. 때문에 "당신은 그를 볼 것으로 예상하지 않아도 열
Ama bir daha yoktu. Çünkü onu görmek için beklemek gerekmez on birine değil, "Bayan Medlock dedi.אבל היא לא היתה שם יותר. "אתה לא צריך לצפות לראות אותו, ומכיוון שעשרה
Ama bir daha yoktu. Çünkü onu görmek için beklemek gerekmez on birine değil, "Bayan Medlock dedi.لكنها لم تكن هناك أي أكثر من ذلك. "أنت لا تحتاج أن نتوقع أن نراه ، لأن ten
Ama bir daha yoktu. Çünkü onu görmek için beklemek gerekmez on birine değil, "Bayan Medlock dedi.あなたがしないものに、"夫人Medlockは言った。 "そして、あなたはそこになることを期待してはいけません
Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı, kimse yaslanan bir ünlü istemez.1년이나 10년을 기다릴 의사는 없었습니다. 아무도 나이든 연예인은 좋아하지 않습니다.
Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı, kimse yaslanan bir ünlü istemez.Ahora, no estaban dispuestos a esperar un año o 10; nadie quiere a una celebridad envejecida.
Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı, kimse yaslanan bir ünlü istemez.Certo, non volevano aspettare un anno o dieci anni; nessuno vuole una celebrità invecchiata.
Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı, kimse yaslanan bir ünlü istemez.De nem lennének hajlandóak várni egy évet vagy 10 évet; senki nem akar egy öregedő hírességet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod