RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Ein Psalm Davids, vorzusingen. Ich harrte des HERRN; und er neigte sich zu mir und hörte mein Schreien
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Esperei com paciência pelo Senhor, e ele se inclinou para mim e ouviu o meu clamor.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.För sångmästaren; av David; en psalm.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.내가 여호와를 기다리고 기다렸더니 귀를 기울이사 나의 부르짖음을 들으셨도다
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Náčelníkovi speváckeho sboru. Žalm Dávidov.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Přednímu zpěváku, Davidův žalm.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.(Przedniejszemu śpiewakowi psalm Dawidowy.)
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Til Korherren. Salme af David Jeg biede troligt på Herren, han bøjede sig til mig, og hørte mit Skrig.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Til sangmesteren; av David; en salme.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Tôi nhịn nhục trông đợi Ðức Giê-hô-va, Ngài nghiêng qua nghe tiếng kêu cầu của tôi.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Tôi nhịn_nhục trông_đợi Ðức_Giê - hô-va , Ngài nghiêng qua nghe tiếng kêu_cầu của tôi .
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Untuk pemimpin kor. Mazmur Daud
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.Veisuunjohtajalle; Daavidin virsi.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.למנצח לדוד מזמור קוה קויתי יהוה ויט אלי וישמע שועתי׃
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.لامام المغنين. مزمور لداود. انتظارا انتظرت الرب فمال اليّ وسمع صراخي
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.〔 大 衛 的 詩 、 交 與 伶 長 。 〕 我 曾 耐 性 等 候 耶 和 華 . 他 垂 聽 我 的 呼 求
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.〔 大衛 的 詩 、 交與 伶長 。 〕 我 曾 耐性 等候 耶和華 . 他 垂聽 我 的 呼求
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Am stat la coadă la Radio Shack pentru a cumpăra unul din primele Model 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Formei fila na loja Radio Shack para comprar um dos primeiros Model 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Hice cola en Radio Shack para comprar uno de los primeros Modelo 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Ho fatto la fila da Radio Shack per comprare uno dei primi Model 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Ich stand Schlange bei Radio Shack, um eines der ersten Modell-100-Rechner zu kaufen.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Ik stond in de rij bij Radio Shack om één van de eerste Model 100's te kopen.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Je faisais la queue au magasin Radio Shack pour acheter un des premiers Model 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.초기 휴대용 컴퓨터인 Model 100을 사기 위해 래디오쉑(Radio Shack) 매장에서 줄을 서기도 했죠.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Saya mengantri di Radio Shack untuk membeli salah satu Model 100 yang pertama.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Sorbanálltam az üzletben, hogy megvegyem az egyik első Model 100-at.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Stále jsem v řadě u Radio Shack, abych si koupil jeden z prvních Modelů 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Stałem w kolejce do Radio Shack, żeby nabyć jeden z pierwszych Modeli 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Tôi đã xếp hàng ở Radio Shack để mua một trong những Model 100's đầu tiên.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Ήμουν στην ουρά στο Ράντιο Σακ για να πάρω ένα από τα πρώτα Μόντελ 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Бях нареден на опашка в Radio Shack, за да си купя един от първите Модел 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.Я стоял в очереди в магазине Radio Shack, чтобы купить одну из первых 100-х моделей.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.הייתי בתור ברדיו שאק לקנות את אחד מהראשונים מסדרה 100.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.لقد كنت في محل " راديو شاك " لشراء أول نماذج طراز الـ 100
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.発売直後に買うために並んだこともありました アカデミー賞のプレスルームの係りに こう言った事もあります
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Egy étteremben voltunk. A tulaj ott fent lakott.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Er was een achterdeur in het restaurant, en dat wist ik niet, dus wachtte ik op hem tot sluitingstijd.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Restaurace měla zadní východ o kterém jsem nevěděla. Čekala jsem na něj do zavírací doby.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Restaurantul avea o uşă în spate, de care nu aveam habar, aşa că l-am aşteptat până la ora închiderii.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Wir waren in einem Restaurant. Ich wusste nichts vom Hinterausgang und blieb bis zum Schluss.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Το εστιατόριο είχε πίσω πόρτα, το οποίο δεν ήξερα, οπότε τον περίμενα μέχρι να κλείσει.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Мы были в ресторане, я не знала, что там есть черный ход. Поэтому я ждала его до закрытия.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Ресторантът имал изход отзад, а аз го чаках, докато затвориха.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Am aşteptat ca vântul să vină şi am ţinut sus o pânză.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Čakala som, až kým príde vietor a natiahla som plátno.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Esperei que o vento soprasse e segurei numa tela.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Ho aspettato che il vento si alzasse e ho tenuto in mano una tela.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Ich wartete, bis Wind aufkam, und hielt dann die Leinwand hoch.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Ik wachtte op de wind en hield een schildersdoek omhoog.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.J'ai attendu que le vent vienne et j'ai tenu une toile.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.바람이 불기를 기다렸고 캔버스를 지탱했습니다.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Odotin tuulta ja pitelin ylhäällä maalauskangasta.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Sosteniendo una tela, esperé a que soplara el viento.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Tôi đợi cơn gió tới và căng bạt vẽ lên.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Vártam, hogy felerősödjön a szél és feltartottam egy vásznat.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim. Ve bir sanat yarattım.Jag väntade tills det blåste och höll upp en målarduk, och det skapade konst.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Περίμενα να φυσήξει και σήκωσα ένα καμβά.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Дождалась ветра и поднесла полотно.
Rüzgarın gelmesini ve tuvale değmesini bekledim.Дочекалась вітру і піднесла полотно.