Tom'un bunun hakkında yalan söylemesini bekledim.I'd expected Tom to lie about that.
Arabaya geri döndüm ve Tom'u bekledim.I got back in the car and waited for Tom.
Tom'u saat 2.30'a kadar bekledim.I waited for Tom until 2:30.
Yarım saat bekledim.I waited half an hour.
Ben seni uzun bir süre boyunca bekledim.I waited for you for a long time.
Bunu çok uzun süre bekledim.I've waited for this too long.
Tom'u dışarıda bekledim.I waited for Tom outside.
Bütün sabah onun olmasını bekledim.I waited all morning for that to happen.
Otobüsü uzun bir süre boyunca bekledim ama o asla gelmedi.I waited for the bus for a long time, but it never came.
Tom'un konuşmasını bekledim.I waited for Tom to speak.
Uzun süre boyunca bekledim.I waited for a long time.
Seni bekledim ama gelmedin.I waited for you and you did not come.
Üç saatten fazla bekledim.I waited more than three hours.
Onlardan doğruyu söylemelerini bekledim.I expected them to tell the truth.
Seni saat ona kadar bekledim.I waited for you till ten o'clock.
Ben sadece onun gelmesini bekledim ve biliyordum ki geldiğinde Day & Age doğru olandı."I just wait for it to come, and I knew that was right when I had it."
Gerçek anlamda sadece bekledim.I was just literally waiting.
Zaten 10 ay bekledim, ve bir 18 ay daha beklemek zorundaydım.I'd already waited 10 months, and I had to wait 18 more months.
O sadece bekledim tarafından yazılan duymak gerektiğini söyleyebiliriz.He could only say that if I waited I should hear by post.
İnsanların şunu merak etmesini bekledim, "Neden bir koyun çizdim?"I expected people to be wondering, "Why did I draw a sheep?"
Onca yýl bekledim... ...ne için beklediysem.How quick did you finish this by yourself?
Seni bekledim.I waited you.
-Dully Parkı'nda 45 dakika bekledim."Dude. You're not my nemesis.
Orada nehir kenarında iki ay bir tane bile görmeden bekledim.I sat there on the river for two months without seeing one.
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Do you know how long I've been waiting for this moment?
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.I was waiting so long for you to come home.
Hayatım boyunca bunu bekledim.I've waited for this all my life.
Tüm gece evinin önünde bekledim.I waited outside your house all night.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.The restaurant had a back door, which I didn't know, so I waited for him till closing time.
İşin üzücü kısmı ise, bütün gün, harika bir şey olsun diye bekledim.The sad part is...
Bu yüzden sana bakabilecek duruma gelene kadar bekledim.So, I waited until I knew I could take care of you.
Oturup bekledim ve tüm karıncalar geldi.And then I sat down and all the ants came along.
Ben de gerçek teknolojinin bir demosunu yapmak için şu ana kadar bekledim.And so I waited till now to have an actual demo of the real tech.
Bekledim ve geldin.I waited and you came.
Her gün, her saniye seni bekledim!!!I've waited every day, every second for you!
Ve gidip kitaplarımı okuyacağım zamanı bekledim.I did my best. And I just waited for the time that I could go off and read my books.
Alexanderplatz'da altı saat bekledim.I waited for six hours at Alexanderplatz in Berlin.
O nedenle bunları Ximen Qing'nın... kirli parasıyla birlikte sakladım ve dönmeni bekledimThat's why I kept these with Ximen Qing's bribe money. I put them together, and awaited your return.
Güneşi görene kadar bekledimI waited till I saw the sun
Onun da aşağı inmesini bekledim, geleceğini biliyordum.And I was waiting for him to come down, and I knew that he was on his way.
"Bardaktan boşanırcasına yağıyor," deriz. Ya da "ağzındaki baklayı çıkarmasını bekledim," deriz."It's raining cats and dogs out," we say, or "I was waiting for the other shoe to drop."
Ve bu su tankında vücut ısımın düşmesini umut ederek bekledim.And I stayed inside of that water tank hoping my core temperature would start to drop.
Orada öyle suyun üstünde yüzüp kalbimin durmasını bekledim. Sadece bunu bekledim.But I was just floating there waiting for my heart to stop, just waiting.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.I've stood back and waited but there is nojustice in this country
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.I always waited for it to sort of hit me on the head.
Radio Shack'de ilk Model 100'lerden birini almak için sırada bekledim.I was in line at Radio Shack to buy one of the first Model 100's.
Yoksa köţeye sýkýţýrýz. Ne diye bekledim o zaman Dayý?Otherwise we get cornered.
Siz konuşurken ben bekledim, Siz ne diyeceğinizi araştırırken Düşüncelerinizi dinledim.Behold, I waited for your words; I gave ear to your reasons, whilst ye searched out what to say.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.I waited patiently for the LORD; and he inclined unto me, and heard my cry.
"Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi."A day or less than a day," he replied.
"Ne kadar bekledin?" demişti. "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi.Then Allah brought him back to life and asked him, "How long have you lain here?" He answered.
Riga uçağına binmeden önce transit geçiş yapacağım Prog’da birkaç saat bekledim.My transit was in Prague, where I had several hours to wait until I boarded a plane to Riga.
Yazar, "Kavgam'ın basılmasını uzun süre bekledim."I waited long for the publication of Mein Kampf.
Srcan, "Takımımızın yenmesini bekledim."I expected our team to win.
Sonunda buluşuyoruz! Bu an için çok bekledim.Endlich treffen wir uns! Ich habe so lange auf diesen Moment gewartet.
Bekledim ama gelmedi. Gideyim bari.Ich habe gewartet aber er ist nicht gekommen. Dann gehe ich eben.
Sanırım yeterince uzun bekledim.Ich denke, ich habe lange genug gewartet.
O, beni ekti; bütün gece onu bekledim!Il m'a posé un lapin; je l'ai attendu toute la soirée !
Onu uzun bir süre bekledim.Je l'ai attendue un long moment.
Cengiz Tekin) Bekledim Durdum (Söz.Sinotendipedidae (éteint) │ ├─?