Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.Ti všickni šedše napřed, dočkali nás v Troadě.
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.Ουτοι ελθοντες προτεροι περιεμενον ημας εις την Τρωαδα
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.Они, пойдя вперед, ожидали нас в Троаде.
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.Сї, пійшовши попереду, підождали нас у Троядї.
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.ואלה הלכו לפנינו ויוחילו לנו בטרואס׃
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.هؤلاء سبقوا وانتظرونا في ترواس.
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.這 些 人 先 走 在 特 羅 亞 等 候 我 們
Bunlar önden gidip bizi Troasta beklediler.這些 人 先走 在 特羅亞 等候 我 們
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.CNBC는 무언가가 일어날 것이라고 예상하고 있기때문에 이렇게 하는 겁니다
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Ils le font parce qu'ils s'attendent que des choses vont se produire.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Lo están haciendo porque esperan que ocurran cosas.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Lo fanno perché si aspettano che le cose accadano.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.O fac pentru că se așteaptă să se întâmple lucruri.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Robią to dlatego, że oczekują, że coś będzie się działo.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Robia to, lebo očakávajú, že budú mať o čom vysielať.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Sie tun es, weil sie erwarten, dass Dinge passieren.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Το κάνουν επειδή περιμένουν ότι κάτι θα συμβεί.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Они делают это, потому что они ожидают перемен.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.Правят го, защото очакват да се случат разни неща.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.הם עושים את זה כי הם צופים שדברים יקרו
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.إنهم يفعلون ذلك ﻷنهم يتوقعون شيئاً ليحصل.
Bunu yapıyorlar; çünkü olmasını bekledikleri şeyler var.私もあなたがたも、投資しましょう
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"At du ikke vil" tænkte Alice, og efter at have ventet indtil hun syntes hun hørte
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Att du inte kommer tänkte Alice, och efter att ha väntat tills hon tyckte hon hörde
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"BAHWA Anda tidak akan 'berpikir Alice, dan, setelah menunggu sampai ia membayangkan ia mendengar
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Că nu veţi" gândire Alice, şi, după o aşteptare pînă cînd a auzit închipuia
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve'Che non' pensò Alice, e, dopo aver aspettato finché non parve di sentire la
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Da ne bo" misli Alice, in potem, ko je čakal do Imaginaran je slišala
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Dass Sie nicht", dachte Alice, und nach einer Wartezeit, bis sie hörte sie glaubte die
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve'Dat je niet' dacht Alice, en, na het wachten tot ze verbeeldde zij hoorde van de
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Että et ajattelun Alice, ja odottelun jälkeen ennenkuin hän kuvitteli hän kuuli
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve그때 당신은되지 않습니다 '그녀가 듣고 좋아한 때까지 대기 후, 앨리스 생각, 그리고
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve-Que no se ", pensó Alicia, y, después de esperar hasta que le pareció oír la
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Que você não vai", pensou Alice, e, depois de esperar até que ela imaginava, ela ouviu o
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Que vous ne" pensait Alice, et, après avoir attendu jusqu'à ce qu'elle crut entendre des
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve'RẰNG, bạn sẽ không phải là' nghĩ Alice, và sau khi chờ đợi cho đến khi cô tưởng tượng, cô nghe nói
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"To nebude" pomyslela si Alica, a potom, čo čaká kým ju počula, ako sa zdalo
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"To nebude" pomyslila si Alenka, a poté, co čekal, až se zdálo, že slyšela
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Że nie będzie" myśli Alice, a po odczekaniu aż się zdawało usłyszała
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"Ότι δεν θα" σκεφτεί Αλίκη, και, αφού περιμένει μέχρι εκείνη φανταστικός άκουσε την
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve- Това няма да се "- помисли Алиса, и след като се чака, докато тя се стори, тя чу на
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"כי אתה לא" חשבה אליס, ולאחר המתנה עד שחשבה ששמעה את
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve"انك لن' أليس الفكر ، وبعد الانتظار حتى انها سمعت محب
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce veちょうど窓の下のウサギは、彼女は突然彼女の手を広げて、スナッチを製
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Am găsit aceste timbre când eram copil şi am aşteptat toată viaţa să găsesc pe cineva căruia să le trimit.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Da piccolo ho trovato questi francobolli e ho aspettato tutta la vita per poterli mandare a qualcuno.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Ik vond deze postzegels als kind, en ik wacht al mijn hele leven op iemand om ze naar te sturen.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Jag hittade dessa frimärken som barn, och jag har väntat hela livet på någon att skicka dem till.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Jeg fandt disse frimærker som barn, og jeg har ventet hele mit liv på at have en at sende dem til.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."저는 어렸을때 이 우표들을 찾았는데 평생동안 누구엔가 이 우표들을 쓸 수 있게 되기를 바랬는데
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Našel jsem tyto známky jako dítě a celý svůj život jsem čekal, až budu mít někoho, komu bych je poslal.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Te znaczki znalazłam jako dziecko i czekałam całe życie, żeby komuś je wysłać.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Намерих тези марки като дете и цял живот чаках да имам някого, до когото да ги пратя.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Я знайшов ці марки, коли був малим, і цілісіньке життя чекав на того, кому я зможу їх послати.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Я нашёл эти марки ещё в детстве, и прождал целую жизнь того, кому бы я мог их отправить.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."מצאתי את הבולים האלו כשהייתי ילד, וחיכיתי כל חי שיהיה לי מישהו לשלוח אותם אליו.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."وجدت هذه الطوابع البريدية كطفل، وقد كنت أنتظر طوال حياتي ليكون لدي شخص أرسلها له.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim.それを送る相手が現れるのを ずっと待っていましたが 結局誰も現れませんでした"
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim.「我細個揾到呢啲郵票。 我等咗一世人, 去等我可以將郵票寄俾某個人。
Burası bunları bulmayı beklediğiniz yerdir.Ahí es donde esperas encontrar las cosas.