Tom, Mary'nin sorunu çözmesini bekledi.Tom expected Mary to solve the problem.
Tom, Mary'nin ona yardım etmesini beklediğini söyledi.Tom said he expected Mary to help him.
Tom, Mary'nin bunu yapmasını beklediğini söyledi.Tom said he expected Mary to do that.
Tom, Mary'nin işleri doğru yapmasını bekledi.Tom expected Mary to do things right.
Tom Mary'nin onun yapmasını beklediği şeyi yaptı.Tom did what Mary expected him to do.
Tom, Mary'nin rüşvet almasını bekledi.Tom expected Mary to take the bribe.
Tom, Mary'den onu yapmasını bekledi.Tom expected Mary to do that.
Tom'un kazanmasını bekledin, değil mi?You expected Tom to win, didn't you?
Herkes Tom'un kazanmasını bekledi.Everybody expected Tom would win.
Beklediğini bilmiyordum.I didn't know that you were waiting.
Gerçekten Tom'un kazanmasını bekledin mi?Did you really expect Tom to win?
Aslında yaklaşık üç saat bekledim.I actually waited about three hours.
Gerçekten bunu yapmamı bekledin mi?Did you really expect me to do that?
Tom'un benimle aynı fikirde olmasını bekledim.I expected Tom to agree with me.
Tom, saat 02.30'a kadar beklediğini söyledi.Tom said that he waited until 2:30.
Tom senin ne yapmanı bekledi?What did Tom expect you to do?
Tom senden ne yapmanı bekledi?What did Tom expect you to do?
Tom'un bunu yapmasını bekledik.We expected Tom to do that.
Sanırım yeterince uzun bekledim.I think I've waited long enough.
Tom'un neden beklediğini biliyorum.I know why Tom waited.
Tom'un Mary'den ne yapmasını beklediğini bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows what Mary expects him to do.
Mary'nin ondan ne beklediğini Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows what Mary expects from him.
Tom, Mary'nin pazartesi günü eve gelmesini beklediğini söyledi.Tom said he'd expected Mary to get home on Monday.
Beni beklediğine sevindim.I'm glad you waited for me.
Üç dakika bekledim.I waited for three minutes.
Tom, Mary'nin ona göz kırpmasını bekledi.Tom expected Mary to wink at him, but she didn't.
Tom ve Mary ikisi de bütün öğleden sonra John'u beklediler.Tom and Mary both waited all afternoon for John.
Mary alışveriş yaparken Tom parkta bekledi.Tom waited in the park while Mary was shopping.
Tom, Mary'nin pazartesi günü eve gelmesini beklediğini söylüyor.Tom says he expects Mary to get home on Monday.
Tom, Mary'nin dün gelmesini beklediğini söyledi.Tom said he'd expected Mary to go yesterday.
Tom Mary'ye bütün sabah onu beklediğini söyledi.Tom told Mary he waited for her all morning.
Tom, Mary'nin onunla öğle yemeği yemesini bekledi mi?Did Tom expect Mary to eat lunch with him?
Bence Mary oraya varana kadar Tom bekledi.I think Tom waited until Mary got there.
Tom isteksizce bekledi.Tom reluctantly waited.
Tom, Mary'nin onunla aynı görüşte olmasını bekledi.Tom expected Mary to agree with him.
Tom Mary'nin kazanmasını beklediğini söyledi.Tom said he'd expected Mary to win.
Tom ve ben ikimizde bekledik.Tom and I both waited.
Tom gerçekten Mary'nin kazanmasını bekledi mi?Did Tom really expect Mary to win?
Tom, Mary'nin kazanmasını beklediğini söyledi.Tom said he expected Mary to win.
Tom beklediğini söylüyor.Tom says he's waited.
Beklediğimiz için mutluyum.I'm happy we waited.
Beklediğine sevindim.I'm glad you waited.
Tom, Mary'nin kazanmasını beklediğini söylüyor.Tom says he expects Mary to win.
Tom Mary'yi beklediğini söylüyor.Tom says he's waiting for Mary.
Beklediğime memnun oldum.I'm glad I waited.
Tom Mary'nin onu beklediğini söyledi.Tom said Mary waited for him.
Tom'un Mary'yi beklediğini biliyorum.I know Tom waited for Mary.
Tom Mary'nin kazanmasını bekledi.Tom expected Mary to win.
Tom Mary'nin ağlamasını bekledi.Tom expected Mary to cry.
Tom ve ben bekledik.Tom and I waited.
Mary, Tom'un onu beklediğini bilmiyordu.Mary didn't know Tom was waiting for her.
Mary'nin benden kendisine yardım etmemi beklediğini biliyorum.I know that Mary expects me to help her.
Sanırım Tom, Mary'den onun bunu yapmasını istemesini bekledi.I think Tom expected Mary to ask him to do that.
Sanırım Mary Tom'un onun bunu yapmasını istemesini bekledi.I think Mary expected Tom to ask her to do that.
Tom, Mary'nin bizimle öğle yemeği yemesini beklediğini söyledi.Tom said he expected Mary to eat lunch with us.
Bu bisikletin beklediğim kadar çok maliyeti yoktu.This bicycle didn't cost as much as I expected.
Tom'un bunu yapmanı beklediğini sanmıyorum.I don't think Tom was expecting you to do that.
Bence Tom, Mary'nin daha önce buraya gelmesini bekledi.I think Tom expected Mary to get here earlier.
Sanırım Tom Mary'nin onun kalmasını istemesini bekledi.I think Tom expected Mary to ask him to stay.
Beklediğinizden daha uzun sürecek.It's going to take longer than you expect.