Ana içeriğe geç
Sözlük

bekle ile cümle

bekle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'u bekleyeceğimi söyledim.I said I'd wait for Tom.
Bekleyeceğimi söyledim.I said I'd wait.
Üç ay daha beklemeliydim.I should've waited another three months.
Daha fazla beklememeni öneriyorum.I suggest that you not wait any longer.
Tom buraya gelinceye kadar beklemenizi öneririm.I suggest you wait until Tom gets here.
Tom size ne yapacağınızı söyleyinceye kadar beklemenizi öneririm.I suggest you wait until Tom tells you what to do.
Sanırım biraz daha fazla bekleyebilirdim.I suppose I could wait a little longer.
Sanırım burada bekleyeceğim.I think I'll wait here.
Sanırım bekleniyorum.I think I'm expected.
Sanırım o beklenilen şey.I think that's to be expected.
Bence Tom buraya gelinceye kadar beklemeliyiz.I think we should wait until Tom gets here.
Bence beklemeliyiz.I think we should wait.
Sanırım yeterince uzun bekledik.I think we've waited long enough.
Beklenmedik bir saldırıya karşı savunma yoktur.There is no defense against an unexpected attack.
Tom ve Mary birlikte asansör bekledi.Tom and Mary waited for the elevator together.
Ben dönene kadar bekleyin.Wait until I get back.
Kader genellikle beklenmeyeni gönderir.Fate often sends the unexpected.
Tom'dan beni tren istasyonunda beklemesini istedim.I asked Tom to wait for me at the train station.
Misafir beklemiyorduk.We didn't expect guests.
Tom Mary'yi beklerken sabırsızlandı.Tom got impatient waiting for Mary.
Tom'un yıllık ziyaretini her zaman sabırsızlıkla bekleriz.We always look forward to Tom's annual visit.
Yatak odandan çıkmanı bekleyerek bütün gece boyunca gizleniyorum.I've been lurking all night, waiting for you to come out of your bedroom.
Lütfen otur ve bekle.Please take a seat and wait.
Bence beklemelisin.I think you should wait.
Otobüs birazdan burada olur. Lütfen biraz bekleyin.The bus will be here shortly. Please wait a bit.
Otobüs yakında gelecek. Lütfen biraz bekle.The bus will arrive shortly. Please wait a bit.
Dün bekleseydin iyi olurdu.It would have been better if you had waited yesterday.
Hepimiz seni bekleyeceğiz.We'll all wait for you.
Tom bizi bekleyeceğini söyledi.Tom said he'd wait for us.
Operasyon çok ciddiydi ama Tom kendinden bekleneni yaptı.The operation was very serious, but Tom came through.
Otobüs geç kaldığı için uzun süre yağmurda beklemek zorunda kaldık.Since the bus was late, we had to wait in the rain a long time.
Biz bir şey olup olmayacağını görmek için etrafta bekledik.We waited around to see if anything would happen.
Sıramızı bekleyelim.Let's wait for our turn.
Bu beklentilerimi aştı.It exceeded my expectations.
Tom beklediğimden oldukça farklı.Tom is quite different from what I expected.
O meşgul. Bir dakika bekleyin.She is busy. Wait a minute.
O yoğun. Bir dakika bekleyin.She is busy. Wait a minute.
Mary bir somun ekmek için süpermarkete girerken Tom arabada bekledi.Tom stayed in the car while Mary ran into the supermarket for a loaf of bread.
Tom onun açılmasını beklerken büyük mağazanın önünde durdu.Tom stood in front of department store, waiting for it to open.
Biz diğerlerinin gelmesini beklerken bir içki ister misin?Would you like a drink while we wait for the others to arrive?
Yapmak istemediğin bir şeyi yapmanı bekleyemeyiz.We wouldn't expect you to do anything you didn't want to do.
Keşke şahsen konuşabilsek ama o beklemek zorunda kalacak.I wish we could talk in person, but that'll have to wait.
Tom Mary'yi beklerken hâlâ pencereden dışarı bakıyor.Tom is still looking out the window waiting for Mary.
Tom şu anda biriyle konuşuyor. Bekleyebilir misin?Tom is talking with someone right now. Can you wait?
Tom lobiye girdi ve Mary'yi beklerken buldu.Tom entered the lobby and found Mary waiting.
Beklediğimiz sonuçlar burada.These are the results we've been waiting for.
Gelecek hafta burada çalışmaya başlamam bekleniyor.I'm supposed to start working here next week.
Bir dakika dışarıda bekler misin?Would you mind waiting outside for a minute?
Etrafta dolaşacağım ve Tom'u bekleyeceğim.I'm going to stick around and wait for Tom.
Nerede beklemem gerektiğinden emin değildim.I wasn't sure where I was supposed to wait.
Tom, Mary giyinirken alt katta bekledi.Tom waited downstairs as Mary got dressed.
Bu bizim beklediğimiz an.This is the moment we've been waiting for.
Olacak şeyleri beklemekten usandım.I'm tired of waiting for things to happen.
Tom Mary'yi beklemeyi umursuyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to mind waiting for Mary.
Daha ne kadar beklememiz gerektiğini merak ediyorum.I wonder how much longer we have to wait.
Lütfen burada dışarıda bekler misiniz?Would you mind waiting out here, please?
Biz Tom'un çok daha uzun yaşamasını beklemiyoruz.We don't expect Tom to live much longer.
Bizi bekleyen kimse yok gibi görünüyor.There seems to be no one waiting for us.
Tom Mary'ye ne kadar bekleyebileceğini sordu.Tom asked Mary how long she could wait.
Tom hazır oluncaya kadar burada bekleyeceğim.I'll just wait here until Tom is ready.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod