beddua ile cümle
beddua kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat bir önceki bedduadan da korkarlar.They were afraid at first that (the ships) might be (lit. may be) hostile.
Ölürken çok büyük bir beddua etmiştir.He was preoccupied with death, which he feared greatly.
Kraliçe Margaret Richard'a ve orada bulunan herkesi lanetleyip beddua eder.Queen Margaret curses Richard and the rest who were present.
Yahudiler de İsmaele'yi buna neden olmakla suçlayıp, İsmaele'yi kınayıp beddua ederler.He was soon deposed by Ispend bin Yusuf and sent into exile to Hamadan.
Kur'an'da ismen beddua edilen kişilerden.The Prolegomena to the Qur'an.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.So Allah revealed in confirmation of this statement:--"Verily!
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Cuss rapped at the parlour door and entered. There was a fairly audible imprecation from within.
Yahudiler de İsmaele'yi buna neden olmakla suçlayıp, İsmaele'yi kınayıp beddua ederler.Yū Isami (伊佐未 勇) ist bei den Reclaimern aufgewachsen und ist Teil von ihnen.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.Koran habe Gott dieses Gebiet ihnen versprochen, dann irrten sie sich.
Dük'un emri ile tutuklanan Monterone Kontu, Dük'e ve Rigoletto'ya beddua edip onları lanetler.Monterone verflucht daraufhin den Herzog und Rigoletto und wird festgenommen.
Ölürken çok büyük bir beddua etmiştir.Il est mort à Vârânasî.
Fakat bir önceki bedduadan da korkarlar.Ainsi elle devient la nouvelle Première (il le lui avait caché de peur qu'elle refuse).
Osman F. Seden'in Beddua (1980)'sı erkek eşcinselliğini ele alan ilk filmdir.Blind Mouth (Edward Sloman, 1920) est le premier film où Gooson occupe le rôle de directeur artistique.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.El momento había llegado cuando Allah le permitió declarar su profecía.
Karış ise beddua, ah anlamına gelir.Piegarsi vuol dire mentire, di AA.
Bu televizyonda çok kötü ve kalitesiz bir program görülünce söylenen komik bir beddua.Это смешное проклятие, которое произносят, когда видят по телевизору очень плохую и некачественную передачу.
Kraliçe Margaret Richard'a ve orada bulunan herkesi lanetleyip beddua eder.Королева Маргарет проклинает Ричарда и остальных присутствующих.
Yahudiler de İsmaele'yi buna neden olmakla suçlayıp, İsmaele'yi kınayıp beddua ederler.Юрий поспешил к Богу и был назначен покровителем скота.
Yaptıkları bu işten dolayı Türk Heyetinden hiç kimse bir bedduaya uğramaz.От их кары не ушел никто, кто был на пиру.
Fakat bir önceki bedduadan da korkarlar.Он лишь пожинал плоды страха, посеянного его предшественником.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.И из того, что ниспослал Аллах, был стих о побиении камнями.
Dük'un emri ile tutuklanan Monterone Kontu, Dük'e ve Rigoletto'ya beddua edip onları lanetler.Монтероне проклинает Герцога и Риголетто.
Yahudiler de İsmaele'yi buna neden olmakla suçlayıp, İsmaele'yi kınayıp beddua ederler.وأراد كلا من يوسف"كورجي"و اسماعيل"لاظ" الإعفاء عنهم زاعمين أنهم كانوا يجهلون حقيقة الأمر وأنه تم خداعهم.
SinemaTürk'te Bedduaفيلم عيون بلا نوم.
Wurm'e beddua ederek Luisa kendini öldürmeye karar verir.Diante de morte certa, Gianna escolhe suicidar-se.
Ölürken çok büyük bir beddua etmiştir.Na haar dood liet zij hem een aanzienlijk fortuin na.
Mübahele, kelime anlamı olarak "karşılıklı beddua etme" demektir.Voorbeeld: Het wederkerig voornaamwoord elkaar bestaat niet.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.Następnie wyjaśnia, dlaczego Bóg wyjawił, co się kryje za jego imieniem.
İpin kopsun bu anlamda bir bedduadır.Ryggskott är ett slags sådan smärta.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.Han såg detta som ett tecken från Gud och gjorde det till sin fana.
Wurm'e beddua ederek Luisa kendini öldürmeye karar verir.Не в змозі впоратися зі своїми почуттями, Луїза робить спробу самогубства.
Bunun üzerine Allah: ayetini nazil etti ve mübahele (karşılıklı beddua) edilmesini emretti.Dumnezeu este cu noi !ʼʼ. ,,Dumnezeu a pogorât asupra lui sakina Sa și l-a sprijinit cu oștiri nevăzute.
En sonunda Rigoletto kendini kandırıldığını anlar ve Ceprano Kontu'nun bedduasını hatırlayarak çöküp düşer.Váratlanul visszatér Rigoletto, az udvaroncok pedig meggyőzik, hogy Ceprano grófnét akarják elrabolni.
Yahudiler de İsmaele'yi buna neden olmakla suçlayıp, İsmaele'yi kınayıp beddua ederler.Singleinä ilmestyivät kappaleet "Ya-Rayi" ja "Zine Zina".
Dük'un emri ile tutuklanan Monterone Kontu, Dük'e ve Rigoletto'ya beddua edip onları lanetler.Ο Κόμης Μοντερόνε συλλαμβάνεται μετά από διαταγή του δούκα και καταριέται αυτόν και τον Ριγκολέττο.
Radames dehliz mezara götürülürken Amneris rahiplere beddualar etmektedir.Radames dømmes til å begraves levende og Amneris forbanner prestene mens han føres bort.
Ölürken çok büyük bir beddua etmiştir.Tetapi ia malah akan dibunuh Korawa, sehingga marah besar.
Dük'un emri ile tutuklanan Monterone Kontu, Dük'e ve Rigoletto'ya beddua edip onları lanetler.Bá tước Monterone bị bắt theo lệnh của công tước và cất lời nguyền rủa công tước và Rigoletto.
Fakat bir önceki bedduadan da korkarlar.古の昔から魔にも人にも恐れられた呪われた一族。
Ölürken çok büyük bir beddua etmiştir.重篤な場合では死亡する場合もある。
Fakat bir önceki bedduadan da korkarlar.故此以往牠們被列為易危。
Halk inancında "Vurgunun güçlü gelsin!" tabiri, en ağır beddualardan sayılır.對於神機的強化認為「攻擊就是最大的防禦!」,以升級武器為優先。
Lanet (Arapça: لعنة), Tanrının sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua.”及善长罢,帝欲相杨宪。
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Ada cukup kutukan terdengar dari dalam.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Ci fu una imprecazione abbastanza udibile dall'interno.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Có một lời chưởi rủa khá âm thanh từ bên trong.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Det var en ganska hörbart förbannelse inifrån.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Er was een redelijk hoorbaar vloek van binnenuit.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Es war ein ziemlich hörbaren Fluch aus.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Houve uma imprecação bastante audível de dentro.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Hubo una imprecación bastante audibles desde el interior.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Il y avait une imprécation assez audibles de l'intérieur.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Înjurătură rapped la uşă şi a intrat salon. Nu a fost un blestem destul de sonor din interior.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.내부에서 상당히 청취 빌기가 발생했습니다.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Nie było dość słyszalne przekleństwo od wewnątrz.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Oli melko kuultavissa kiroaminen sisältäpäin.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Prišlo je precej slišen Proklinjanje od znotraj.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Tam bol docela počuteľný prekliatie zvnútra.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Tam byl docela slyšitelný prokletí zevnitř.
Içinde oldukça sesli bir beddua vardı.Volt egy elég hangos átkozódás belül.