Küçük Pascal’ın bilim ve matematiğe üstün bir becerisi ve eğilimi vardı.פסקל הצעיר הראה נטייה מדהימה למדע ולמתמטיקה.
Bu herhangi bir script becerisi gerektirmez fakat script yaklaşımının tüm esnekliğine ve gücüne sahiptir.גישה זו לא דורשת מהבודק יכולת כתיבת תסריטים, אך עדיין יש לה את הכוח והגמישות של גישה מבוססת תסריטים.
Ne beceriksizsiniz, sakar mısınız?האם את היצאנית או לא?
Tipik olarak LKS olan çocuklar normal gelişim gösterir ama sonradan dil becerilerini yitirir.ילדים שיש להם תסמונת זו מתפתחים בצורה תקינה אבל אז מאבדים את כישורי השפה שלהם.
Bu yüzden de imparatorluğu makul bir dirayetle yönetebilme becerisine sahipti.ולכן היה מסוגל לנהל את הקיסרות ביכולות סבירות.
O sınırlı İngilizce becerisi ve yetersiz para ile ABD'ye geldi.היא הגיעה ללא אמצעים כלכליים ועם ידיעה מועטת באנגלית.
O zamanlar, kendimi becerikli birisi gibi ifade edebildiğim bir dilim vardı.מייד ניסיתי גם אני לבדוק אם יש בכוחי לכתוב משהו דומה ובאותה שפה.
Ancak yüksek derecede beceri gerektiren bir uğraştır.זוהי אמנות הדורשת מיומנות רבה.
Çünkü Nicky o kadar da becerikli değildir.גם ניילס אינו מצטיין בתחום.
Jerry beceriksizliği yüzünden kovulana kadar düşük seviyeli bir reklam ajansında çalışıyordu.ג'רי עבד כקופירייטר ברמה נמוכה עד שפוטר בשל חוסר יכולת מצידו.
Şarkı söyleme konusunda becerikliydi ve iyi tenis oynardı.היה לו גם כישרון לשירה והוא ניגן בכלי זמר פרימיטיביים.
Deneyimi ve becerisi ile bize çok yardımcı olacaktır."זה נתן לנו באמת עזרה ושירות טוב".
Japonizm (Fransızca: Japonisme), Japon sanatının ve sanatsal becerisinin incelenmesidir.צ'ין יפני (ידוע גם כספניאל יפני) הוא כלב לוויה ושעשועים יפני.
Onun bu başarısı oyunculuk becerileri için talepleri arttırdı.המשחק בתכונות אלה היה הציר להצלחה של ההצגה שלו.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.היא הייתה נערה יפת-מראה ותלמידה מוכשרת.
Yeni kocaman yapılar ilk kez Versiyon 6'ya ait olan diyarlarda ortaya çıkarlar ve ciddi beceriler gerektirir.Новите колосални структури за пръв път се появяват във Версия 6 и изискват огромни количества умения.
General olarak imparator, kendi savaş becerilerini iyileştiren yeteneklere sahip olur.Като военачалник императорът придобива умения, които подобряват бойните му способности.
Hastalık, 1,2 milyonu tamamen kör olmuş 2,2 milyon kişide görme becerisinin yetersiz olmasına yol açmaktadır.Заболяването е причината за слабото зрение при 2.2 милиона хора, от които 1.2 милиона са напълно слепи.
Doğan yavru hemen yürümeyi becerir ve yaklaşık 10 hafta süt emer.След раждането малките преминават в добре развития марсупиум и там сучат мляко още около 10 седмици.
Texas Hold’em, profesyonel poker oyuncuların en büyük beceri sınamasıdır.Texas Hold 'em е вариант на играта на карти покер.
Cömertliği ve becerisi ile Roma'da çok büyük saygı görmüştür.Ползвала се е с голямо уважение в Рим.
Dijital okuryazarlık bilgisayar okur yazarlığı veya dijital becerilerden farklıdır.Цифровата грамотност се отличава от компютърната грамотност и цифровите умения.
Bu beceri ve cesaret birçok kişiye örnek oldu.Параскева обърнала със смелостта и чудесата си мнозина във вярата.
Ancak yüksek derecede beceri gerektiren bir uğraştır.Независимо от това, той го прави с голямо умение.
Becerikli bazı hilelerle, Gunnar, Hrútur'ün evi üzerinde hukukî işlemler uygulamaya başlar.Чрез умела режисура на събитията Гуннар прави така, че процесът да започне в дома на самия Хрутур.
Ok kullanmaktaki becerileri onu ön plana çıkarır.Приоритетната опашка прави това ефективно.
Biraz beceriksizdir.Той е безтелесен.
Uygurlar çok becerikli ve yeteneklidir.Тукановите са любопитни и интелигентни.
Bu sosyal beceriksizlik "aktif ama garip" olarak adlandırılmıştır.Ova društvena neobičnost nazvana je "aktivnom, ali čudnom".
Bunlar algıdaki farklılıklar, motor becerilerde, uyku ve duygularda sorunlar olabilir.U to spadaju razlike u percepciji i problemi s motoričkim sposobnostima, spavanjem ili emocijama.
Muhs'un eşitleme çabaları ve teolojik beceriksizlikleri kiliseler ile birçok anlaşmazlıklara neden oldu.Njegove teološke nesposobnosti izazvale su mnoge sporove s crkvama.
Bunun sonucu olarak Victoria birçok askeri beceriye sahip oldu.Pomoću tog oružja Bizant je izvojevao brojne vojne pobjede.
"Lanet olası beceriksizler!""Okrutni mali Hobitani!
Zaman içinde becerikli bir hukukçu olarak ün kazandı.Stekao je reputaciju uspješnog odvjetnika.
Sosyal beceriler eğitiminin popülerliğinin yanı sıra etkinliği kesin olarak kanıtlanmamıştır.Unatoč popularnosti treninga društvenih sposobnosti, njegova djelotvornost još nije na čvrstim nogama.
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.Tko od srca bude htio dobro činiti, njemu će i dobro biti.
Özellikle süvari okçuluğu becerisine önem verilirdi.Osobito se je zanimao za borilačke vještine.
Ama buna rağmen sonunda galip gelmeyi becerir."Bez obzira na to on se kasnije ipak uspio osvetiti.
Bencil ve beceriksiz kişilerdir ve ayrıca salaklardır.Obojica imaju višak kilograma, nasilnici su, ali ujedno i glupi.
Birkaç günlükken yüzmeyi ve dalmayı becerirler.Po 10 dňoch vedia plávať.
Çünkü Nicky o kadar da becerikli değildir.Hulk však nie je veľmi inteligentný.
Yani aslında tam bir beceriksizdir.V skutočnosti je však veľmi zraniteľná.
Lou gibi, becerikli memurlardan biridir.Ona má ale vďaka pánovi Hallovi tiež schopnosti ako on.
Mükemmel okuma ve yazma beceri ve belagat sahipleri sıklıkla yüksek seviyede memurluk statüsünü kazanırlardı.Odlične bralne in pisateljske sposobnosti ter elokvenca so vodile pogosto do visokega uradniškega statusa.
Hastalık, 1,2 milyonu tamamen kör olmuş 2,2 milyon kişide görme becerisinin yetersiz olmasına yol açmaktadır.Bolezen je vzrok za slabovidnost 2,2 milijona ljudi, od njih je 1,2 milijona popolnoma slepih.
Kendini beğenmiştir, tembeldir ve beceriksizdir.Počuti se samega, nemočnega in nekoristnega.
Antik Mısır hekimleri iyileştirme becerileriyle antik Yakın Doğu'da ünlendiler.Staroegipčanski zdravniki so zaradi svojih spretnosti sloveli po celem Bližnjem vzhodu.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Bil je zelo priden in nadarjen učenec.
I. Deva Raya oldukça güçlü ve becerikli bir liderdi.Mješko I. je bil zelo aktiven in sposoben vladar.
Bütün raporlar kendisinin son derece yetenekli ve becerikli bir savaşçıya dönüştüğünü belirtir.Njegove slike kažejo izredno talentiranega in sposobnega mojstra fotografije.
Köy hanımlarının becerilerinin ispatıdır.Je preizkušnja za prebivalce vasi.
Özellikle sosyal konularda oldukça beceriklidir.Organizacija je še posebej dejavna na področju socialne politike.
Carpenter tuhaf bir şekilde becerikli.Garfield je izredno požrešen.
Eski Mısırlılar büyük bir beceriyle camdan çok çeşitli eşyalar üretebildiler.Egipčani so z veliko spretnostjo izdelovali tudi različne predmete iz stekla, ki ni bilo povsem prozorno.
Herkes, yetenek ve becerileri ölçüsünde iş görmeli, topluma ve ülkesine bu bağlamda hizmet etmelidir.Kiekvienas turi veikti pagal savo galimybes ir sugebėjimus, tarnauti šaliai ir visai visuomenei.
Hastalık, 1,2 milyonu tamamen kör olmuş 2,2 milyon kişide görme becerisinin yetersiz olmasına yol açmaktadır.Dėl ligos 2,2 milijonų žmonių prastai mato, o 1,2 milijonų visiškai apako.
O'Sullivan sağ eliyle oynar, fakat sol eliyle de yüksek beceride oynayabilmektedir.O’Salivanas atsakė, kad jis geriau žaidžia savo kairiąja ranka, nei Robidu – dešiniąja.
Bu oyunda başarılı olmak için yüksek miktarda strateji becerisine sahip olmak gereklidir.Tokiame žaidime labai svarbu turėti ilgalaikį veiksmų planą.
Zaman içinde becerikli bir hukukçu olarak ün kazandı.Per metus jis užsitarnavo gero teisininko reputaciją.
Öğrencilere yazma becerisi ve alışkanlığı kazandırmak.Parašė mokiniams skirtas rašytojų gyvenimo ir kūrybos apybraižas.