be ile cümle
be kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Benim için sürpriz oldu, o başarısız oldu.To my surprise, he has failed.
Benim için sürpriz oldu, o bir anda gözden kayboldu.To my amazement, it disappeared in an instant.
Benim için sürpriz oldu, o çok iyi İngilizce konuştu.To my surprise, she spoke English very well.
Benim için sürpriz oldu, o çok güzel bir aktrisle evlendi.To my surprise, he got married to a very beautiful actress.
Benim için sürpriz oldu, o, sınavda başarısız oldu.To my surprise, he failed the examination.
Benim için sürpriz oldu, o benim teklifimi reddetti.To my surprise, he refused my offer.
Benim için sürpriz oldu, güzel bir sesi vardı.To my surprise, he had a beautiful voice.
Benim için sürpriz oldu, ünlü psikolog çocuk kaçırmakla suçlandı.To my surprise, the noted psychologist was accused of a kidnapping.
Benim için sürpriz oldu, antropolog cinayetle suçlandı.To my surprise, the anthropologist was accused of murder.
İlginç bir kişi olmak için aklınızı beslemek ve egzersiz yaptırmak zorundasınız.To be an interesting person you have to feed and exercise your mind.
Beni öyle korkutma!Don't scare me like that!
Ben göğüs filmi çektirmek istiyorum.I'd like you to have a chest X-ray.
Ben, kalbim heyecanla atarken perdenin yükselmesini bekledim.I waited for the curtain to rise with my heart beating in excitement.
Ben kusacakmış gibi hissediyorum.I feel like vomiting.
Ben bir anjin krizi geçirdim.I had an angina attack.
Profesör çalışmalarımda beni teşvik etti.The professor encouraged me in my studies.
Profesörün sıkıcı dersi beni uyuttu.The professor's boring lecture put me to sleep.
Ben 15 yıldır bir öğretmenim.I have been a teacher for 15 years.
Kiliseler haritada haçlarla belirlenir.Churches are designated on the map with crosses.
Kilise benim evimle seninki arasındadır.The church is between my house and yours.
Bütün kilise çanları beraber çalmaya başladı.All the church bells started ringing together.
Ders kitaplarınız kapalı olarak beni dinleyin.Listen to me with your textbooks closed.
Onu kötü bir kader bekliyordu.A terrible fate awaited him.
Yarın hava iyi olacak, belki.It will be fine weather tomorrow, perhaps.
Ben sadece yarışlarda kaybettim bu yüzden beş parasızım.I just lost at the races so I'm flat broke.
O, yarışta beşinci geldi.He came in fifth in the race.
O, yarışta beşinci oldu.He came in fifth in the race.
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
Ne sıklıkta balıkları beslersin?How often do you feed the fish?
Balığın ve etin besin değerleri yüksek ama ikincisi öncekine göre daha pahalıdır.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Hem balık hem de et besleyici fakat sonraki öncekinden daha pahalı.Fish and meat are both nourishing, but the latter is more expensive than the former.
Balıkçılık benim hayatımda yok.Fishing is not in my life.
Ben balığa alerjim var.I'm allergic to fish.
Dev bir federal bütçe açığı, yıllardır Amerikan ekonomisinin başına bela oldu.A huge federal budget deficit has been plaguing the American economy for many years.
Burası çok rahat, ben gerçekten evimdeymiş gibi hissediyorum.It's so comfortable here, I really feel at home.
Ben geçen baharda bir aşçılık dersi aldım ve ekmek pişirmeyi öğrendim.I took a cooking class last spring and learned to bake bread.
Geçen yaz, ben bir çiftlikte yarım zamanlı çalıştım.Last summer, I worked part time on the farm.
Ben iki şişe süt satın aldım.I bought two bottles of milk.
Ben bir litre süt istiyorum.I want a quart of milk.
Süt iyi bir besindir.Milk is a good beverage.
Süt, yumurta, tereyağı ve benzeri şeyleri satın almalısınız.You must buy milk, eggs, butter, and so on.
Ben sığır yetiştiriyorum.I raise cattle.
Sığırlar otla beslenirler.Cattle feed on grass.
Ben eski bir arkadaşa rastladım.I ran into an old friend.
Ağlayan bebeklerle başa çıkmak zordur.It's hard to handle crying babies.
Yardım gelmeden saatlerce bekledik.We waited for hours before help arrived.
Acele yok; meseleyi düşünmek için beş gününüz var.There is no hurry; you have five days to think the matter over.
Ben acele ile eve gittim.I hurried home.
Ben evimden dışarı koştum.I rushed out of my house.
Daha dikkatli ol.Her şeye acele etmek işlerini berbat edecektir.Be more careful. Rushing through things is going to ruin your work.
Tatili sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to the holidays.
Tatili dört gözle bekliyoruz.We are looking forward to the holidays.
Kız kardeşim ve ben tatilde Fuji Dağı'nın dibindeki ufak bir köyde kaldık.During the vacation my sister and I stayed at a small village at the foot of Mt. Fuji.
Tatile gitmek için beş günümüz var.We have five days to go before the holidays.
Karım ve ben bir tatil planı üzerinde anlaştık.My wife and I agreed on a holiday plan.
Ben tatildeyken çocuklarımla ilgilenir misin?Would you look after my children while I am away on vacation?
Ben dinlenebilir miyim?May I take a rest?
Ben, Kumiko'yu görmek için can atıyorum.I'm dying to see Kumiko.
Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.An old friend of mine dropped in on me for the first time in ages.
Ben uzun bir süre onu görmedim.I haven't seen him for a long time.