Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.유다인이 또 도성 수산에서 오백인을 죽이고 멸하고
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Nawet i w Susan, mieście stołecznem, zabili i wytracili Żydzi pięć set mężów;
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Nella cittadella di Susa i Giudei uccisero e sterminarono cinquecento uomin
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Suusanin linnassa juutalaiset tappoivat ja tuhosivat viisisataa miestä.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Tại kinh đô Su-sơ, dân Giu-đa đánh giết năm trăm người,
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Tại kinh_đô Su-sơ , dân Giu-đa đánh giết năm_trăm người ,
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Und zu Schloß Susan erwürgten die Juden und brachten um fünfhundert Mann;
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Zij doodden zelfs 500 man in Susan.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.Και εν Σουσοις τη βασιλευουση εφονευσαν οι Ιουδαιοι και απωλεσαν πεντακοσιους ανδρας.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.В Сузах, городе престольном, умертвили Иудеи и погубили пятьсот человек;
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.И в столицата Суса юдеите, избиха и погубиха петстотин мъже.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.ובשושן הבירה הרגו היהודים ואבד חמש מאות איש׃
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.وقتل اليهود في شوشن القصر واهلكوا خمس مئة رجل.
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.在 書 珊 城 、 猶 大 人 殺 滅 了 五 百 人
Sus Kalesinde beş yüz kişiyi öldürüp yok ettiler.在 書珊城 、 猶大人 殺滅 了 五百 人
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Certo credor tinha dois devedores; um lhe devia quinhentos denários, e outro cinquenta.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.--Cierto acreedor tenía dos deudores: Uno le debía quinientos denarios, y el otro, cincuenta
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Egy hitelezõnek két adósa vala: az egyik adós vala ötszáz pénzzel, a másik pedig ötvennel.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.En som lånte ut penger, hadde to skyldnere; den ene skyldte ham fem hundre penninger, og den andre femti;
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Es hatte ein Gläubiger zwei Schuldner. Einer war schuldig fünfhundert Groschen, der andere fünfzig.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu."Iemand gaf twee mannen geld te leen, de één 500 zilverstukken en de ander vijftig.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.I řekl Ježíš: Dva dlužníky měl jeden věřitel. Jeden dlužen byl pět set peněz, a druhý padesát.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Istý veriteľ mal dvoch dlžníkov. Jeden bol dlžen päťsto denárov, druhý päťdesiat.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.가라사대 빚 주는 사람에게 빚진 자가 둘이 있어 하나는 오백 데나리온을 졌고 하나는 오십 데나리온을 졌는데
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu."Lainanantajalla oli kaksi velallista; toinen oli velkaa viisisataa denaria, toinen viisikymmentä.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Miał niektóry lichwiarz dwóch dłużników; jeden dłużen był pięćset groszy, a drugi pięćdziesiąt.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Một chủ nợ có hai người mắc nợ: một người mắc năm trăm đơ-ni-ê, một người mắc năm chục.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Một chủ_nợ có hai người mắc nợ : một người mắc năm_trăm đơ - ni - ê , một người mắc năm_chục .
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Neki upnik ima dva dolžnika; eden mu je dolžen petsto denarjev, a drugi petdeset.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.,,Un cămătar avea doi datornici: unul îi era dator cu cinci sute de lei, iar celălalt cu cinzeci.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Un créancier avait deux débiteurs: l`un devait cinq cents deniers, et l`autre cinquante.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.«Un creditore aveva due debitori: l'uno gli doveva cinquecento denari, l'altro cinquanta
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Ειχε τις δανειστας δυο χρεωφειλετας ο εις εχρεωστει δηναρια πεντακοσια, ο δε αλλος πεντηκοντα.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Два довжники були в одного вірителя: один завинив пятьсот денариїв, другий же пятьдесять.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Иисус сказал: у одного заимодавца было два должника: один должен был пятьсот динариев, а другой пятьдесят,
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Някой си заемодавец имаше двама длъжника; единият дължеше петстотин динара, а другият — петдесет.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.שני חיבים היו לנשה אחד האחד חיב לו דינרים חמש מאות והשני דינרים חמשים׃
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.كان لمداين مديونان. على الواحد خمس مئة دينار وعلى الآخر خمسون.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.耶 穌 說 、 一 個 債 主 、 有 兩 個 人 欠 他 的 債 . 一 個 欠 五 十 兩 銀 子 、 一 個 欠 五 兩 銀 子
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.耶穌說 、 一 個 債主 、 有兩個人 欠 他 的 債.一 個 欠 五十兩 銀子 、 一 個 欠 五兩 銀子
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .A proto říkáme "šedesát tři celých a patnáct setin".
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .Ed ecco perche' diciamo sessanta-tre e quindici centesimi.
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .En daarom kunnen we zeggen drie-en-zestig en vijftien-honderdste. .
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .És ezért így mondhatjuk ki: 63 és 15 század.
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .따라서 육십삼 그리고 백분의 십오라고 할 수 있네요
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .Właśnie dlatego mówimy sześćdziesiąt trzy i piętnaście setnych.
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .И затова можем да кажем 63 цяло и 15 стотни. .
Ve, altmış üç ve on beş yüzde birler dememizin sebebi budur. . .ولهذا قلنا ثلاث وستون وخمسة عشر مئات
Ve bu da eksi beş yüz on iki eder.-512가 나오네요
Ve bu da eksi beş yüz on iki eder.E obtém -512
Ve bu da eksi beş yüz on iki eder.Otrzymujemy -512.
Ve bu da eksi beş yüz on iki eder.فنحصل على -512
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .A tedy jedna desetina a pět setin je patnáct setin.
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .Dus een-tiende en vijf-honderdste is vijftien-honderdste.
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .'십분의 일과 백분의 오'는 백분의 십오가 되는 것입니다
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .Quindi un decimo e cinque centesimi e' quindici centesimi.
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .Szóval egy tized és öt század az tizenöt század.
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .Tak więc dziesięć i pięć setnych daje nam piętnaście setnych.
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .Οπότε ένα δέκατο και πέντε εκατοστά είναι δεκαπέντε εκατοστά.
Yani bir onda birler ve 5 yüzde birler on beş yüzde birlerdir. .Значи, една десета и 5 стотни е 15 стотни.