Thom Yorke'un falseto yorumlamaları hayranlar ve eleştirmenler tarafından beğeni topladı.Sheridan’s vertolking van Randall Flagg werd geprezen door kijkers en critici.
Programı çok beğenildi.Ze is dol op dit programmaatje.
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.Ze is een onbevangen jong meisje dat haar mening niet voor zich houdt.
Firma herkesçe beğenilen Batman: Arkham Asylum, Batman: Arkham City oyunlarıyla ün kazandı.Het spel is het vervolg op Batman: Arkham City.
Bu arada Alman ekibi Energie Cottbus tarafından denendi ama beğenilmedi.Aanvankelijk werkte het samen met het Duitse Jacobs Energie, maar dit was geen succes.
Yemekleri birçok kişi tarafından beğenilmiştir.Populariteit is geliefd zijn bij veel mensen.
Tarzı nedeniyle oyuncuların büyük beğenisini toplamıştır.De platenspelers kregen vanwege hun degelijkheid veel waardering.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.Het klooster mocht aanvankelijk nog niet zijn eigen prior kiezen.
Günümüzde radyonun Facebook sayfa beğenisi 900.000 beğeniyi aşmıştır.De Facebookpagina heeft op dit moment ongeveer 300 likes.
Lulu "Lu": Kendini beğenmiş tipik bir kızdır.De tegenpool van Liza: ze is een typisch meisje.
Kendini beğenmiştir.Zelf verbaasd.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.Neen, ze schamen zich er niet voor.
Özellikle oyunun grafikleri ve gerçekçi savaş ortamı beğenilmiştir.Zo werden het acteerwerk en de realistische weergave van de oorlog geprezen.
Çok beğeni almıştır.Kennelijk vindt ze mij aardig.
Film birçok eleştirel beğeni aldı.De film kreeg nogal wat kritiek te verduren.
Beğen ya da beğenme, gitmek zorundasın.Of je het nu leuk vindt of niet, je moet gaan.
O, okulu beğenmedi.Hij hield niet van school.
Ne dese beğenirsin?Je raadt nooit wat hij mij gezegd heeft!
Sence Marry hangisini beğenir?Welke denk je dat Marry mooier vindt?
Sence Mary hangisini beğenir?Welke denk je dat Mary mooier vindt?
Corrèze gençlik eğitimini Olimpik Marsilya'da beğendi, ancak 2003'te GFC Ajaccio'ya gitti.Corrèze genoot z'n jeugdopleiding bij Olympique Marseille, maar vertrok in 2003 naar GFC Ajaccio.
"Funny Little World" Norveçli eleştirmenlerin beğenisini toplamıştır.Funny Little World otrzymało pozytywne recenzje od norweskich krytyków.
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.Jeśli się Panu spodoba, proszę powtórzyć”.
Öğrenciler tarafından çok beğenilir.Dziewczyna jest lubiana przez studentów.
Onu daha önce de çok beğenirdim.Kiedyś go podziwiał.
My Beautiful Dark Twisted Fantasy, müzik eleştirmelerinin ortak beğenisiyle karşılandı.My Beautiful Dark Twisted Fantasy spotkało się z ogólnym uznaniem ze strony krytyków.
İdris Şah’ın Sufizm hakkındaki kitapları dikkate değer eleştirel beğeni elde etti.Książki Idries Shah o sufizmie osiągnęły znaczne uznanie krytyków.
Bu eser çok beğenilmiş ve halk arasında popüler olmuştu.Była bardzo popularna i lubiana wśród ludu.
Çok beğeni almıştır.Bardzo się polubiliśmy.
Del Rey, Soileau ile çalışmasını beğendiğini söyledi ve önceki erkek arkadaşına benzetti.Qianlong lubił porównywać się do cesarza Taizonga i starał się dorównać swoim wielkim poprzednikom.
Yılın en beğenilen filmlerinden birisi olmuştur.Był to jeden z moich ulubionych filmów, gdy dorastałem.
Diğer bir kesimin ise beğenisini kazandı.Lippi: Wygraliśmy tak, jak lubię.
Fakat Virginia ise kendini beğenmiş,zengin ve güzel bir kızdır.Judyta za chwilę stanie się kobietą szczęśliwą, bogatą i piękną.
Konser performansı hayranlar tarafından çok beğenilmiştir.Koncert został ciepło przyjęty przez fanów.
Film çok büyük beğeni karşılandı.Wierzę, że ten film spodoba się Państwu tak bardzo, jak mnie się spodobał.
Herkesin onu beğenmesini ister.Stara się by wszyscy ją lubili.
Beğler atlarını yordular.Dosiadali małych zwinnych koni.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Winorośl jest powszechnie uprawiana na terenie kraju.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.Początki własności klasztoru lubiąskiego na Opolszczyźnie.
İlk albüm Mikrop çok daha farklı olan albüm büyük beğeni almıştır.Przeciwieństwo poprzedniego albumu, który był bardziej rozrywkowy.
Lady Gaga'yı beğeniyorum ama asla onun çizgisine geçmeye çalışmam.Janasz Korczak kocha Jadzię, ale nie stara się o jej rekę.
Kısa süre çok beğeni topladı.Szybko przypadli sobie do gustu.
Kalandar Soğuğu eleştirel anlamda beğeni topladı.Niemniej krytyka przyjęła książkę chłodno.
Bölüm, tüm zamanların en çok beğenilen televizyon pilot bölümlerinden biri oldu.«Would?» to jedna z moich ulubionych kompozycji w całej historii.
Çoğu izleyici tarafından beğenilmeyen şeyler tasarlıyor.Niektórym klientom nie przypadły do gustu wystające reflektory.
Fox senaryoyu çok beğendi ve filmde rol almayı kabul etti.Komikowi film się bardzo spodobał i chciał się spotkać z jego autorem.
Eleştirmenler bölümü çok beğendi ve övdü, ayrıca yeni eklenen karakterler de olumlu karşılandı.Zostało to zauważone przez krytyków i wszystkim spodobał się jej nowy styl.
Beğenip beğenmediklerini anlamıyorsunuz.Nie bacząc na to, czy się komuś spodoba, czy nie.
Eski ismi Beğlivan'dır.Dawna nazwa: Lubieszewo.
Büyük beğeni toplayan sesiyle ünü yurt sınırlarını aştı.Przekroczył nielegalnie granicę pod Cieszynem.
Fakat Muhtedi Bağdat halkı tarafından beğenilmemekte idi.Oczywiście tak sympatyczne przyjęcie nie spodobało się Borgiom.
Rodin yazışmalarında, "Balzac"ın, en beğendiği eseri olduğunu vurgular.Mario Puzo stwierdził, że jest to jego ulubiona książka.
Ama yine de seyirciler tarafından beğenildi.Był uwielbiany przez publiczność.
Burada seçmelere giren Selçuk, kısa bir süre sonra beğeniliyor ve takım ile sözleşme imzalıyor.Fotografie spodobały się na tyle, że już po tygodniu podpisała kontrakt z agencją.
Ancak Collins'in performansı beğenildi.Zachwycony jego występem Ludwik.
Basketbol da beğeniyle izlenen bir spor dalıdır.Dużą popularnością cieszy się też baseball.
Pilot bölüm için fikrini resimlemiştir ve Craig McCracken ve Rob Renzetti sunumunu beğenmiştir.Za reżyserię odpowiadali twórca serialu – Craig McCracken – oraz Rob Renzetti.
Verilerin içinde kullanıcıların Facebook beğeni tuşuna ne zaman tıkladığına dair kayıtlarda yer almaktadır.Kontrowersje wzbudza także ilość danych, które Facebook zbiera na temat osób z niego korzystających.
Dizi, dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Margaret Thatcher tarafından da beğeniyle seyredilmiştir.Podobne poglądy reprezentowała premier Wielkiej Brytanii Margaret Thatcher.
Film Sovyetler Birliğinde de gösterime girmiş ve beğenilmiştir.Film cieszył się popularnością także w Związku Radzieckim.