Chuck: Becky, hepsi gerçek.Snapas pilkas, posnapis beveik tiesus.
Herkes, yetenek ve becerileri ölçüsünde iş görmeli, topluma ve ülkesine bu bağlamda hizmet etmelidir.Kiekvienas turi veikti pagal savo galimybes ir sugebėjimus, tarnauti šaliai ir visai visuomenei.
Hastalık, 1,2 milyonu tamamen kör olmuş 2,2 milyon kişide görme becerisinin yetersiz olmasına yol açmaktadır.Dėl ligos 2,2 milijonų žmonių prastai mato, o 1,2 milijonų visiškai apako.
O'Sullivan sağ eliyle oynar, fakat sol eliyle de yüksek beceride oynayabilmektedir.O’Salivanas atsakė, kad jis geriau žaidžia savo kairiąja ranka, nei Robidu – dešiniąja.
Bu oyunda başarılı olmak için yüksek miktarda strateji becerisine sahip olmak gereklidir.Tokiame žaidime labai svarbu turėti ilgalaikį veiksmų planą.
Becky: Evet ben bir hayranım ama dalga geçmenizden hiç hoşlanmadım.Man būdinga atsargumas, iš esmės nemėgstu rizikos, bet aš niekados nesiskundžiau kombinacijų matymu.
Zaman içinde becerikli bir hukukçu olarak ün kazandı.Per metus jis užsitarnavo gero teisininko reputaciją.
Öğrencilere yazma becerisi ve alışkanlığı kazandırmak.Parašė mokiniams skirtas rašytojų gyvenimo ir kūrybos apybraižas.
Marie'nin kocası Pierre Curie ile ve fizikçi Henri Becquerel Fizik 1903 Nobel Ödülünü paylaştı.1903 m. su Marija Kiuri ir Anri Bekereliu įvertintas Nobelio fizikos premija.
Motor becerileri zor öğrenirler.Tai gerai žino transporto priemonių vairuotojai.
Futbolda sonuca ve skora gitmede avantaj sağlayacak pozisyonlarda pas almak, önemli bir beceridir.Europos pirmenybių mastą atitinkančios sporto halės projektavimas ir statyba buvo nelengvas uždavinys.
Becca'ya kimseye kin duymamasını söyler.Ji įspėja Zach'ą niekam nepasakoti apie jos gydymo galias.
Özellikle sosyal konularda oldukça beceriklidir.Daugiausia rašo socialiniais klausimais.
"Say You'll Be There" ve 2 Become 1 albüme farklı bir tarz katmıştır.Po Wannabe sekė hitai Say You‘ll Be There, 2 Become 1 ir debiutinis albumas pavadinimu Spice.
Kariyerinin ilk yıllarında, İsveçli yönetmen Mike Beck'in filmlerinde, Claudia Wennström adını kullanmıştır.Karjeros pradžioje didžioji dalis Doros filmų buvo sukurta Švedijoje, kur ji vadinosi Claudia Wennström.
Beceriksiz,şişman ve aptal bir kedididir.Tai didelė, raumeninga, grakšti katė.
Eğer hata yaparsa, ben beceremediğimdendir.Bet, jeigu jis mane apgaudinėja, nėra abejonės, jog aš esu.
At takımları ve silahlar Sarmat becerisini kanıtlamaktadır.Šarvai ir ginklai pakeis herojaus statusus.
Beckham eski Spice Girls üyesi Victoria Beckham ile evlendi.Horner yra vedęs buvusią Spice Girls narę Geri Halliwell.
Golf kuramına yaptığı katkılar ve üstün vuruş becerisiyle tanınmaktadır.Sportininkas buvo žinomas dėl savo galingų smūgių ir gerų rezultatų.
Yetkin olmayan insanlar diğer insanlardaki gerçek beceriyi fark edememektedirler.Ebakompetentsetel isikutel ei õnnestu ära tunda teiste tegelikke oskusi.
1953 - Samuel Beckett'in oyunu Godot'yu Beklerken, Paris'te sahnelenmeye başlandı.1953 – Pariisis Théâtre de Babylone'is esietendus Samuel Becketi näidend Godot'd oodates.
Moleküler biyologlar bu mekanizmayı ilk defa 1970'lerde kontrol altına almayı becermiştir.Molekulaarbioloogid rakendasid esimest korda transduktsiooni 1970ndatel.
Becherovka genellikle soğuk servis edilir.Tzatzikit serveeritakse alati külmana.
Gösterdiği pilot becerileri ile 18 Temmuz 1941 tarihinde 1. Sınıf Demir Haç madalyası kazandı.Oma oskusliku tegutsemise eest lahinguülesannete täitmisel sai ta 18. juulil 1941 esimese klassi Raudristi.
Ne beceriksizsiniz, sakar mısınız?Pole ta ei võimeline, ega tahtlik?
Dr. Beckett karakteri ilk olarak pilot bölüm olan "Rising"de görülür.Doktor Becketti tegelaskuju teekond algab sissejuhatavas osas "Rising".
Badgley 14 yaşında California Lise Beceri sınavı’na geçerek Santa Monica Üniversitesi’ne başladı.14-aastaselt lõpetas Badgley oma California keskkooli ja alustas õppetööd Santa Monica kolledžis .
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Ta oli rahutu, kuid andekas õpilane.
Hiç yalan söylemeyi beceremez.Ta ei tohi valetada.
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.Teoses Kes kõlbab, seda kõneldakse.
Becerenler sağolsun...Aumärgi saajad: ...
Gelişim puanlarına göre silah ve beceri geliştirirler.Relvadega: Suurendad sa om täpsust.
Filme çekilmiş versiyon Beckett'in orijinal senaryosundan farklılıklar gösterir.Allikatest ilmneb Becketi vastuoluline loomus.
Beck, depresif hastaların rüya içeriklerinin analizine dayalı bir seri çalışma yapmıştır.Beck viis läbi eksperimente, et uurida depressiooni psühhoanalüütilist ideed.
Beckenbauer muhteşem bir performans göstererek 34 maçın biri hariç hepsinde oynadı.Täiskasvanud Capablanca kaotas kokku ainult 34 tõsist mängu.
Beccaria genelde Hukuk sorunlarıyla ilgilenmiştir.Šariaadikohtud tegelesid tihti perekonnaõigusega.
(12) "Shelly Kagan muhteşem, becerikli ve tamamen inandırıcı bir konuşmacı".(12) 셸리 케이건 교수님은 멋지고, 지식도 풍부하신, 그야말로 확신이 있는 분이세요.
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)A1 和 A2 级: 基础语言能力(peruskielitaito)
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)nivåerna A1 och A2: grundläggande språkkunskaper (peruskielitaito)
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)niveaux A1 et A2 : connaissances de base (peruskielitaito)
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)niveles A1 y A2: dominio básico del idioma (peruskielitaito)
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)tasot A1 ja A2: peruskielitaito
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)уровни A1 и A2: базовое знание языка (peruskielitaito)
A1 ve A2 seviyeleri: Temel kullanıcı dil becerisi (peruskielitaito)المستوى أ1 و أ2 (A1 و A2): مهارات لغوية أساسية (peruskielitaito).
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Die Verbesserung der Berufsbildung ist dabei von wesentlicher Bedeutung.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Het niveau van beroepskwalicaties in de EU is laag, vergeleken met dat van haar belangrijkste concurrenten.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Kvalifikationsniveauet i EU er lavt sammenlignet med EU’s vigtigste konkurrenter.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Poziom umiejętności w Unii Europejskiej jest niski w porównaniu z poziomem jej głównych konkurentów.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Stopnja usposobljenosti v EU je nizka v primerjavi z njenimi glavnimi tekmeci.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Úroveň odbornej kvalikácie v EÚ je v porovnaní s jej hlavnými konkurentmi nízka.
AB beceri düzeyleri önde gelen rakipleriyle kıyaslandığında düşüktür.Ve srovnání s největšími konkurenty je úroveň kvalifikace v EU nízká.
Abi bu sistem Unix. Ben bunu beceremem.야, 이건 유닉스 시스템이야. 이거 몰라
Abi bu sistem Unix. Ben bunu beceremem. Vay, bu Liam değil de kim?Jednoduše, stačí jen následovat potrubí podél stropu.
Abi bu sistem Unix. Ben bunu beceremem. Vay, bu Liam değil de kim?ワンダイレクションのリアムじゃないか!
Abi bu sistem Unix. Ben bunu beceremem.يا رجل , هذا نظام اليونكس , لا اعلم عنه شيئا .
About... "that thing" that happens when you become a married woman.Acerca de ... "esa cosa" que sucede cuando usted se convierte en una mujer casada.
About... "that thing" that happens when you become a married woman.Για... "αυτό το πράγμα" που συμβαίνει όταν γίνεστε μια παντρεμένη γυναίκα.
About... "that thing" that happens when you become a married woman.על... "הדבר הזה" זה קורה כשאתה. הופך אישה נשואה.
Acaba yeni dil becerileri bu ilerlemenin fitilini ateşlemiş olabilir mi?Czy to zdolność mowy wywołała ten przypływ innowacji?