Ben bir sanatçı değilim. O işi iyi beceremem.I am not an artist. I never had the knack for it.
Son zamanlarda pişirmedeki becerisini geliştirdi.She has improved her skill in cooking recently.
Her şeye rağmen onu becerdin.You managed it after all.
Beceriksiz adam onun olağanüstü yeteneğini kıskandı.The clumsy man envied her extraordinary talent.
Çocuk okumayı beceriyormuş gibi yapıyordu, ama kitabı baş aşağı tutuyordu.The boy pretended he could read, but he was holding the book upside down.
Bu kurs İlkyardımda temel becerileri öğretir.This course teaches basic skills in First Aid.
Bu beceride bana göre üstün olmalısın.You must be superior to me in this skill.
İngilizler becerikli bir millettirler.The English are a practical people.
Gerçekten beceriklisiniz, değil mi?You are really clumsy, aren't you!
Becerikçi diplomasi, savaşı önlemeye yardımcı olur.Skillful diplomacy helps to avert war.
Onun sürüş becerisine hayranım.I admire his skill at driving.
Beceriksizliğimi affedin.Excuse my clumsiness.
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Yüzme, çok faydalı bir beceridir.Swimming is a very useful skill.
Yönetim becerilerinden dolayı ona oldukça saygı duyulur.He's well respected for his management skills.
Onun beceriksizliği herkesi sinirlendirmeye başladı.His incompetence began to irritate everyone.
Amerika'da iken İngilizce becerisini geliştirdi.He developed his English skill while he was in America.
İngilizce konuşma becerisi kazandı.He acquired the ability to speak English.
O beceriksiz.He is good for nothing.
Onun el işçiliği becerisi vardır.He has skill in handwork.
O, işi becerdi.He succeeded in business.
Becerisine güveniyor.He has confidence in his ability.
O elleriyle beceriksizdirHe is clumsy with his hands.
O, beceriksiz görünüyor.He seems to be all thumbs.
Onun dans etmedeki becerisi iyi bilinir.Her skill in dancing is well known.
Onun yazmada hiçbir deneyimi yok ne de beceri onu ilgilendiriyor.She has no experience in typing, nor does the skill interest her.
O sürüş becerisiyle gurur duyar.She prides herself on her driving skill.
Becerikli genç buluşu için bir ödül kazandı.The ingenious boy won a prize for his invention.
Dünya beceriksiz doktorlarla doludur.The world is full of incompetent doctors.
İnsanlar uçakta uyumayı nasıl beceriyor?How do people manage to sleep on the plane?
Anneni becer.Fuck your mom.
Kan testimi beceremedim.I failed my blood test.
David Beckham İngiliz'dir.David Beckham is English.
Git kendini becer.Go fuck yourself!
Kriket beceri gerektiren bir oyundur.Cricket is a game that takes skill.
O beceriksizce önümde eğildi.She bent awkwardly in front of me.
Elleriyle yaptığı garip becerileri beni şaşırttı.His awkward skills with his hands surprised me.
Bu yeni göçmenlerin hiçbir becerisi yoktu.These new immigrants had no skills.
İngilizce becerilerimi geliştirmek istiyorum.I'd like to improve my English skills.
Tom'un el becerisi iyi. Birçok ilginç şeye imza attı.Tom is good with his hands and has built many interesting things.
Tom işi beceremediğini umuyor.Tom hopes he didn't botch the job.
Tom bu cümleyi Android cihazında çevirirken Mary'yi beceriyordu.Tom was fucking Mary while translating this sentence on his Android device.
Tom bir fotoğrafçı olarak becerilerini geliştirmek istedi.Tom wanted to hone his skills as a photographer.
Tom insani becerilerini geliştirmeli.Tom needs to improve his people skills.
Tom kesinlikle herkesi mutlu olduğuna düşündürmeyi beceriyor.Tom certainly manages to make everybody thinks he's happy.
Tom kesinlikle beceriksiz.Tom certainly is clumsy.
Onun bilgisayar becerileri gelişmemiş.His computer skills are undeveloped.
Becerilerin var mı?You got skills?
O, bu iş için gerekli becerilere sahip değil.He doesn't have the necessary skills for that job.
Oğlanlar dil becerileri konusunda kızları izler.Boys trail girls in language skills.
Oğlanlar dil becerileri konusunda kızların gerisindedir.Boys trail girls in language skills.
Onun bilimsel becerileri vardı ama o bile onu bilmiyordu.He had scientific attainments, but he didn't even know it.
O beceriksiz bir işçi olduğu için kovuldu.He was fired for being an incompetent worker.
Ağzında sigarayla konuşmayı nasıl beceriyor anlamıyorum.I don't understand how he can speak with a cigarette in his mouth.
Onun iletişim becerileri geliştirilebilir.Her communication skills could be improved.
Tom beceriksiz.Tom is incompetent.
David Beckham şimdi Amerika'da yaşıyor.David Beckham now lives in America.
O, New Yorklu becerikli bir avukatla evlendi.She married a hotshot lawyer from New York.
Bu adam beceriksiz.This man is incompetent.
Tom onu yapmayı nasıl becerdi?How did Tom manage to do that?