Bende rafa koydum ve batan büyük bir gemi hakkındaki diğer filmi yaptım.אז, דחפתי את זה למגירה, ועשיתי איזה סרט אחר על ספינה גדולה ששוקעת.
Bende rafa koydum ve batan büyük bir gemi hakkındaki diğer filmi yaptım.لذا فقد أجلت ذلك , وقمت بالعمل على ذلك الفلم الذي تغرق فيه سفينة كبيرة .
Bende rafa koydum ve batan büyük bir gemi hakkındaki diğer filmi yaptım.(笑)
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Elképzelünk egy kannibált -- emberi fogakat, emberi bőrbe mélyesztve, emberi húst sülni a tűz felett.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Hãy hình dung một kẻ ăn thịt, răng người ấn sâu vào da người, thịt người treo trên đống lửa.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Imaginați-vă un canibal, dinți de om înfigându-se în piele de om, carne de om care se prăjește la foc.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Imaginen a un caníbal, dientes humanos hundiéndose en piel humana, carne humana asándose al fuego.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.식인종, 인간의 피부 속으로 들어가는 인간의 치아, 불 속에서 구워지고 있는 인간의 살을 상상해보세요.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Obrázek kanibala, lidských zubů pronikajících do lidské kůže, lidského masa opékajícího se nad ohněm.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Predstavljajte si ljudožerca, človeški zobje se zasadijo v človeško kožo, človeško meso se peče nad ognjem.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Wyobraźmy sobie kanibala, ludzkie zęby zatapiające się w ludzkiej skórze, ludzkie mięso pieczone nad ogniem.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Образи канібала, зуби, що в'їдаються в людську плоть, шматки людського м'яса, що підсмажується на багатті.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.Представете си канибал, човешки зъби, забиващи се в човешка кожа, човешко месо, изпечено на огън.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.דמיינו קניבל, שיני אדם ננעצות בעור אדם, בשר אדם שנצלה על האש.
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.تصور أكل للحوم البشر, أسنان بشر في جلد بشر لحم بشري يحمص على النار
Bir yamyamı kafanızda canlandırın, insan derisine batan insan dişleri, ateşte kavrulan insan eti.人肌に食らいつく・・・ 火であぶられる人肉・・・ 恐怖にはサスペンスの 要素もあります
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.Dereck: Jedna z naszych zasad mówi, że nagrodą za zatopienie pojazdu jest kąpiel z krokodylami.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.Eine unserer Regeln im Wagen ist, dass der, der den Wagen absaufen lässt, mit den Krokodilen schwimmen muss.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.데렉 : 저희가 차에서 늘 하던 소리가 차를 물에 빠뜨리는 사람은 악어랑 수영을 해야 한다는거였는데 말이에요.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.(Risos)
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.Samozrejme, jedným pravidlom vo vozidle je, že ten, kto potopí vozidlo, musí plávať s krokodílmi.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.Và dĩ nhiên có 1 quy tắc mà chúng tôi đề ra trong xe là người nào làm chìm chiếc xe thì phải bơi cùng cá sấu.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.Ах да, конечн нас есть одно правил насчет машины: тот, кто топит машину, идет плавать с крокодилами.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.Ах так, звісно, в нас є одне правило - той, хто топить машину має поплавати з крокодилами.
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.דרק: וכמובן, אחד החוקים שלנו ברכב אומר שמי שמטביע את האוטו זוכה לשחות עם התנינים...
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.ديريك : وحتماً .. هناك قاعدة في البرية .. هي ان من يغرق السيارة هو من يتوجب عليه ان يسبح مع التماسيح
Biz araç sahiplerinin bir kuralı da... ...şudur; araçta batan kişi... ...timsahlarla yüzmeye gider.車を沈めてしまった者が ワニと泳ぐ特典を得ます (会場:笑い声)
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hm" mondta Holmes, süllyed vissza a mély gondolat.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hm," povedal Holmes, potápa späť do hlbokej myšlienky.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hm," řekl Holmes, potápí zpět do hluboké myšlenky.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!", A declarat Holmes, se scufunda înapoi în gândire profundă.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."¡Hum!", Dijo Holmes, dejándose caer en una profunda reflexión.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!", Disse Holmes, afundando de volta em uma profunda reflexão.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!" Dit Holmes, replonger dans la pensée profonde.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!", Ha detto Holmes, sprofondando in una profonda riflessione.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!" Holmes, chìm sâu trong suy nghĩ.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!" Je dejal Holmes, potopu nazaj v globokih misli.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!" Kata Holmes, tenggelam kembali dalam pemikiran yang mendalam.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum" powiedział Holmes, zatapiając z powrotem w głębokiej myśli.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum", sade Holmes och sjönk tillbaka i djupa tankar.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!" Sagde Holmes, synker tilbage i dybe tanker.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum", sagte Holmes, sinkt zurück in tiefes Nachdenken.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!" Sanoi Holmes, uppoaminen takaisin syvää ajattelua.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum," zei Holmes, zinken terug in diepe gedachten.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Hum!", Είπε ο Χολμς, βυθίζεται πάλι σε βαθιά σκέψη.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."흠!"홈즈는 깊은 생각에 다시 침몰했다.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Хм!", Заяви Холмс, потъва в дълбока мисъл.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Шум!" Сказав Холмс, відкидаючись на глибокі роздуми.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."Шум!" Сказал Холмс, откидываясь на глубокие размышления.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."המממ," אמר הולמס, שוקעת במחשבות עמוקות.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."هوم"! وقال هولمز ، وغرق في تفكير عميق الظهر.
"Hum!" Holmes, derin düşünce batan söyledi."彼はあなたとはまだですか?"ああ、はい、先生、私はちょうど彼を残している"。
Sivriler ne demektir, batan aletler.Dat wil zeggen naalden, prikkende dingen.
Sivriler ne demektir, batan aletler.E questo significa eliminare aghi, e cose che pungono.
Sivriler ne demektir, batan aletler.'날카로운' 것은 주사바늘과 같은 찌를 수 있는 것들이죠.
Sivriler ne demektir, batan aletler.Obiecte ascuţite înseamnă ace, obiecte care înţeapă.
Sivriler ne demektir, batan aletler.Par "pointes", je parle d'aiguilles, de choses qui collent.
Sivriler ne demektir, batan aletler.Przez to rozumiem np. igły, czy inne kłujące przedmioty.
Sivriler ne demektir, batan aletler.Und scharf bedeutet Nadeln, Dinge die stechen.
Sivriler ne demektir, batan aletler.Y objetos afilados significa agujas, instrumental punzante.