Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.I don't mean taking a mouse and sticking it with stuff.
Şirketi batırmaktan sorumlu tutulmak istemiyorlar. .They don't want to be responsible for running the company into the ground.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır."The point is to dip the meat in the yolk."
(Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin?He said, 'What, hast thou made a hole in it so as to drown its passengers?
Sağdıçları batırmak için Almancı Üsen'e yardım eder ve sadıçları konuşturur.Von dort betreiben deutschsprachige Priester und Laien die Seelsorge.
Büyük Merdiven'i batırmak için 340 bin litrelik su suya indirildikçe setin içerisine boşaltıldı.Para hundir la gran escalera, se vertieron 340 000 litros de agua en el set conforme se sumergía en el tanque.
5 Haziranda sivil gemileri batırmak yasaklandı.5 жовтня було знищено танк бойовиків.
Trireme ilk ortaya çıktığında asıl amaç düşman gemisini borda edip ele geçirmek değil, vurup batırmaktı.Lo, bylo to poprvé, co vystřelila na nepřátelskou loď, ale minula.
Hedef mümkün olduğunca çok gemiyi batırmak veya hasar vermekti.Scopul este acela de a reuși detonarea cât mai aproape de submarinul țintă, pentru a-l distruge.
Batırmak fiili ile aynı köke sahiptir.În final Sanakan ajunge să aibă acelaș țel ca și Killy.
5 Haziranda sivil gemileri batırmak yasaklandı.A briteket november 5-én visszaszorították a kihajózási partszakaszokra.
Büyük Merdiven'i batırmak için 340 bin litrelik su suya indirildikçe setin içerisine boşaltıldı.Για να βυθιστεί η Μεγάλη Σκάλα, 90.000 γαλόνια νερό έπεσαν μέσα στο σκηνικό.
Büyük Merdiven'i batırmak için 340 bin litrelik su suya indirildikçe setin içerisine boşaltıldı.為了將主樓梯弄沉,當它浸入水箱時傾注了340,000公升的水量。
5 Haziranda sivil gemileri batırmak yasaklandı.美軍艦隊在6月5日受到情報問題困擾。
Bir İngiliz muhribi, Gazal römorkörünü batırmak için yanaşırken mayına çarptı.Britanac je nakon toga krenuo u boks, prolijevajući ulje po stazi.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Bukan berarti mengambil tikus dan menempelnya dengan sesuatu.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Damit meine ich nicht, dass wir eine Maus hernehmen, und mit ihr Versuche anstellen.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.쥐를 가져다가 원료와 함께 붙여놔야 한다는 것이 아닙니다.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Não quero dizer, pegar num rato e fazer experiências com ele.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Nem úgy értem, hogy veszünk egy egeret és beleszúrunk dolgokat.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.No me refiero a hacer experimentos con ratas.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Nu mă refer să iei un șoarece și să îl înțepi cu diverse lucruri.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Tôi không có ý lấy một con chuột chọc ghẹo nó các kiểu.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.Δεν εννοώ το να πάρουμε ένα ποντίκι και να το καρφώνουμε με πράγματα.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.И нямам пред вид да вземем мишка и да я надупчим с нещо.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.אני לא מתכוון לכך שלוקחים עכבר ומדביקים לו את החומר הזה.
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.وانا لا اقصد ان نقوم بأخذ فأر .. ونربطه بالتكنولوجيات ..
Bir fareyi alıp ona birşeyler batırmaktan bahsetmiyorum.違いますよ。 小さな生き物を虐待することではありません。
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.그리고 사실, 면화는 이런 어두운 정도를 만들기 위해서 인디고에 18번까지 담글 것입니다.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.A v skutočnosti, bavlna by zabrala až 18 ponorení do indiga, aby dosiahla farbu takto tmavú.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Bavlna by musela být ponořena do indiga až 18x, aby látka takto ztmavla.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Dan sebenarnya, katun memerlukan 18 celupan di dalam indigo untuk mendapatkan warna segelap ini.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.De fapt, bumbacul are nevoie de până la 18 înmuieri în indigo pentru a deveni de o culoare aşa închisă.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.De hecho, para lograr un color así de oscuro hay que sumergir el algodón 18 veces en añil.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Egyébként az tény, hogy a pamutot 18-szor kellene indigóba mártani hogy egy ilyen sötét színt elérjünk.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Et utiliser de l'indigo, le rend antimicrobien.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.In bombaž pravzaprav potrebuje do 18 pomakanj v indigo, da doseže tako temno barvo.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.In effetti, il cotone avrebbe bisogno di 18 immersioni nell'indaco per ottenere un colore così scuro.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Om katoen te kleuren, moet je het 18 maal onderdompelen in indigo om zo'n donkere kleur te bekomen.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Tatsächlich muss Baumwolle bis zu 18 Mal in Indigo getaucht werden, um so eine dunkle Farbe zu bekommen.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Trên thực tế, cotton cần tới 18 lần ngâm trong thuốc nhuộm chàm để đạt tới màu tối như thế này.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Właściwie, bawełna wymagałaby 18stokrotnego zanurzania w indygo by osiągnąć tak ciemny kolor.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.И всъщност, на памука са необходими 18 потапяния в мастило, за да добие толкова наситен цвят.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.Насправді, бавовну необхідно опускати у індиго до 18 раз щоб отримати такий насичений колір.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.למעשה, כותנה דורשת עד 18 טבילות בצבע כחול כהה כדי להגיע לגוון הכהה הזה.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.وفي الواقع، القطن قد يستغرق ما يصل إلى 18 غمسة في النيلي ليحصل على لون بهذه الدكانة.
Nitekim, pamukta bu koyulukta bir renge ulaşmak için onu çivit mavisine 18 kez batırmak gerekir.藍の染料に18回も つけなくてはいけません でも この種のセルロースは吸収がいいので
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Cea mai buna parte e scufundarea carnii in galbenus.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır."Cieľom je ponoriť mäso do žĺtka."
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Den bästa biten är att doppa köttet i äggulan.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Der beste Teil ist, das Fleisch in das Eigelb zu tunken.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Het beste deel is het vlees te dompelen in de dooier.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.La parte più importate è immergere la carne nel rosso dell'uovo.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.L'étape la plus importante est de tremper la viande dans des jaunes d'œufs.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Najlepszą częścią jest moczenie mięsa w żółtku.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Ngon nhất là nhúng thịt vào lòng đỏ trứng gà.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Το καλύτερο κομμάτι είναι να βουτήξεις το κρέας στον κρόκο.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Най-вкусно е да се натопи месото в яйчен жълтък.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.Самым вкусным будет обмакнуть мясо в желток.
Püf noktası; eti yumurta sarısına batırmaktır.החלק הכי טוב זה לטבול את הבשר בחלמון