batılı ile cümle
batılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorUnd schließlich werden die westliche Länder gesünder und gesünder.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorY, eventualmente, los países de Occidente se vuelven más y más sanos.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorZápadné krajiny sa stávajú zdravšími a zdravšími.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorZápad se stává zdravější a zdravější.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorΚαι τελικά οι χώρες της Δύσης γίνονται όλο και πιο υγιείς.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorВ конце концов, западные страны стали становиться здоровее и здоровее.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorВрешті-решт, західні країни почали ставати здоровіше і здоровіше.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorהן תקועות שם למטה. ובסופו של דבר המדינות נהיו בריאות יותר ויותר.
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorوبهذا، فإن الدول الغربية تتحسن تدريجياً
Batılı ülkeler zaman içinde daha da sağlıklı oluyorここでスピードを緩めて
Batılı ve Rus oyuncular arasındaki farkı anlayamamıştık.서양 플레이어와 러시아 플레이어의 차이, 그 큰 차이를 이해하지 못했던 거죠
Batılı ve Rus oyuncular arasındaki farkı anlayamamıştık.Nechápali jsme rozdíl, opravdu obrovský rozdíl, mezi západními a ruskými hráči.
Batılı ve Rus oyuncular arasındaki farkı anlayamamıştık.Nie wzięliśmy pod uwagę ogromnej różnicy między graczami z Rosji i graczami z Zachodu.
Batılı ve Rus oyuncular arasındaki farkı anlayamamıştık.Nous n'avions pas fait la différence entre les joueurs occidentaux et russes.
Batılı ve Rus oyuncular arasındaki farkı anlayamamıştık.Wir verstanden nicht den Unterschied, den riesigen Unterschied zwischen westlichen und russischen Spielern.
Batılı yenilikçi modeli daha sert destekleyen insanların dediği gibi,서구의 혁신 모델을 지지하는 많은 사람들이 공격적으로 이렇게 말했습니다.
Batılı yenilikçi modeli daha sert destekleyen insanların dediği gibi,Западния иновативен модел или образно:
Batılı yenilikçi modeli daha sert destekleyen insanların dediği gibi,למעשה האנשים התוקפניים יותר התומכים במערכת החדשנות המערבית, היו אומרים,
Batılı yenilikçi modeli daha sert destekleyen insanların dediği gibi,في الحقيقة الناس الأكثر هجوماً الذين يدعمون النموذج الغربي الابتكاري، يقولون،
Batılı yenilikçi modeli daha sert destekleyen insanların dediği gibi,支持する人々はこう言います 「インド産のGoogleにiPod バイアグラはどこだよ?
Ben bir Himba'yım. Neden bu Batılı giysileri giyiyorsun, diye merak edebilirsiniz.לנוף הקשה והמנוכר הזה.
Birçok batılı sanatçı Ayahuasca'dan derinlemesine etkileniyor ve kendi görsellerini resimliyorlar.Ayahuasca zcela zásadně ovlivnila řadu západních umělců, kteří také malují své vize.
Birçok batılı sanatçı Ayahuasca'dan derinlemesine etkileniyor ve kendi görsellerini resimliyorlar.Mulţi artişti occidentali au fost profund influenţaţi de Ayahuasca şi îşi pictează viziunile.
Birçok batılı sanatçı Ayahuasca'dan derinlemesine etkileniyor ve kendi görsellerini resimliyorlar.Viele Künstler des Westens heutzutage, sind stark von Ayahuasca beeinflusst und auch sie malen ihre Visionen.
Birçok batılı sanatçı Ayahuasca'dan derinlemesine etkileniyor ve kendi görsellerini resimliyorlar.Wielu z nich brało Ayahuasca, i też przekładają na płótno swoje wizje.
Birçok batılı sanatçı Ayahuasca'dan derinlemesine etkileniyor ve kendi görsellerini resimliyorlar.На багатьох західних художників сьогодні сильно вплинула Аяваска та вони також зображають свої примари.
Birçok batılı sanatçı Ayahuasca'dan derinlemesine etkileniyor ve kendi görsellerini resimliyorlar.הרבה אמנים מערביים הושפעו עמוקות מאיאווסקה והם גם מציירים את החזיונות שלהם
Biri ülke olarak tarihimizi Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.Eu fiz este filme porque senti que é importante ele falar aos ocidentais sobre a nossa história como país.
Biri ülke olarak tarihimizi Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.Zrobiłam ten film, bo czułam, że ważne jest, by przemówił do ludzi Zachodu na temat historii naszego kraju.
Biri ülke olarak tarihimizi Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.Έκανα αυτή την ταινία γιατί ένιωσα πως είναι σημαντικό να μιλήσει στους Δυτικούς για την ιστορία μας ως χώρας.
Biri ülke olarak tarihimizi Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.Направих този филм, защото почувствах, че е важно да разкажа на хората на Запад за историята ни като държава.
Biri ülke olarak tarihimizi Batılılara anlatmanın önemli olduğu düşüncesiyle bu filmi yaptım.Я сняла этот фильм, потому что считала важным рассказать Западу об истории нашей страны.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Aan de ene kant was er mijn moeder, een hoogopgeleide, seculiere, moderne, westerse Turkse vrouw.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Å ena sidan var det min mor, en välutbildad, sekulariserad, modern, västerländskt influerad, turkisk kvinna.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Auf der einen Seite war da meine Mutter, eine gebildete, sekuläre, moderne, westliche, türkische Frau.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Az egyik oldalon volt az anyám, jól képzett, nem vallásos, modern, nyugatias, török nő.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Da una parte c'era mia madre, una donna turca istruita, laica, moderna, occidentalizzata.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Di satu sisi, ada ibu saya, seorang wanita Turki yang berpendidikan, sekuler, modern, dan kebarat-baratan.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.D'une part, il y avait ma mère, une femme turque bien éduquée, laïque, moderne, occidentalisée.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Một mặt là mẹ tôi, một người phụ nữ Thổ Nhĩ Kỳ có học thức, không mê tín, hiện đại, Tây hóa.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Na jedné straně byla moje máma, vzdělaná, světská, moderní Turkyně ovlivněná Západem.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Num lado, estava a minha mãe, uma mulher turca ocidentalizada, moderna, secular, culta.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Pe de o parte era mama mea, o turcoaică cu o educaţie înaltă, laică, modernă, occidentalizată.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Por un lado estaba mi madre, una mujer educada, secular, moderna, occidentalizada y Turca.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Z jednej strony była moja matka, wykształcona, świecka, nowoczesna i zwesternizowana Turczynka.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Από τη μία πλευρά ήταν η μητέρα μου, μια μορφωμένη, κοσμική, μοντέρνα Τουρκάλα με ευρωπαϊκούς τρόπους.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.З одного боку була моя мати - високоосвічена, світська, сучасна, турецька жінка з європейським стилем життя.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.От една страна беше майка ми, добре образована, светска дама, модерна, със западна култура, туркиня.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.С одной стороны была моя мать - хорошо образованная, светская, современная, прозападная турецкая женщина.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,2兆ドルもの資金援助をしました この資金が与えた損害は 今はお話しません
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,우리 서양인들은 아프리카 대륙에 지난 50년 동안 미화 2조 달러를 기부했습니다.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,'Dode Hulp' van Dambisa Moyo, een Zambiaanse econome. Dit boek is verschenen in 2008.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,Mi, nyugati adakozó országok kétbillió dollárt adtunk Afrikának az elmúlt 50 évben.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,My, zachodni darczyńcy, wspomogliśmy Afrykę przez ostatnie 50 lat 200 miliardami dolarów.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,My, západné krajiny, sme za posledných 50 rokov darovali Africkému kontinentu dva bilióny amerických dolárov.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,Ne bom vam govoril o škodi, ki jo je ta denar povzročil. Raje si preberite njeno knjigo.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,Wir Geberländer haben dem afrikanischen Kontinent 1,5 Billionen Euro in den letzten 50 Jahren gegeben.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,Ми, країни-донори, дали африканському континетові 2 трильйони доларів США за останніх 50 років.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,מדינות המערב תרמו ליבשת אפריקה שני טריליון דולר אמריקאי ב-50 השנים האחרונות.
Biz Batılı bağışçı ülkeler Afrika kıtasına son 50 yıl içinde tam iki trilyon Amerikan doları bağışlamışız,نحن كدول غربية متبرعة قد وهبنا للقارة الأفريقية ما يناهز ترليوني دولار خلال السنوات الخمسين الماضية.