Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.A zgromadził ich z ziem, od wschodu i od zachodu, od północy i od morza.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.de som han har församlat ifrån länderna, från öster och från väster, från norr och från havssidan.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.e os que congregou dentre as terras, do Oriente e do Ocidente, do Norte e do Sul.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.e radunò da tutti i paesi, dall'oriente e dall'occidente, dal settentrione e dal mezzogiorno
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.Et qu`il a rassemblés de tous les pays, De l`orient et de l`occident, du nord et de la mer!
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.Hij heeft hen teruggehaald uit alle verre landen, uit oost en west, uit noord en zuid.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.in ki jih je zbral iz dežel, od vzhoda in od zahoda, od severa in od morja.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.ja koonnut pakanamaista, idästä ja lännestä, pohjoisesta ja meren puolelta.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.Kamu sudah dikumpulkan-Nya dari negeri-negeri asing, dari timur dan barat, utara dan selatan
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.동서 남북 각 지방에서부터 모으셨도다
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.og samlede ind fra Landene, fra Øst og Vest, fra Nord og fra Havet.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.og som han har samlet fra landene, fra øst og fra vest, fra nord og fra havet.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.şi pe cari i -a strîns din toate ţările: dela răsărit şi dela apus, dela miazănoapte şi dela mare.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.Tức là các người Ngài đã hiệp lại từ các xứ; Từ phương đông, phương tây, phương bắc, phương nam.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.Tức_là các người Ngài đã hiệp lại từ các xứ ; Từ phương đông , phương tây , phương bắc , phương nam .
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.und die er aus den Ländern zusammengebracht hat vom Aufgang, vom Niedergang, von Mitternacht und vom Meer.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.y los que ha congregado de las tierras del oriente y del occidente, del norte y del sur
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.και συνηγαγεν αυτους εκ των χωρων, απο ανατολης και δυσεως απο βορρα και απο νοτου.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.Като ги събра от страните, От изток и от запад, от север и от юг*
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.ומארצות קבצם ממזרח וממערב מצפון ומים׃
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.ومن البلدان جمعهم من المشرق ومن المغرب من الشمال ومن البحر.
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.從 各 地 、 從 東 從 西 、 從 南 從 北 、 所 招 聚 來 的
Doğudan, batıdan, kuzeyden, güneydenfş, Bütün ülkelerden topladıkları.從 各地 、 從東從西 、 從南從北 、 所 招 聚來的
Dünyanın batıdan doğuya olan günlük hareketi yüzünden evren sanki bize her günImagínese rebanar una tarta para averiguar cuánto obtendrá la corteza.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Au dat dovadă de un mare spirit de solidaritate din Extremul Orient până în vest, până în sud.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Han mostrado un gran sentido de solidaridad desde el Extremo Oriente, hasta el oeste, hasta el sur.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Hanno dimostrato un grande senso di solidarietà da est, a ovest, a sud.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Het hele land kende een groot gevoel van solidariteit. Het hele land kende een groot gevoel van solidariteit.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Họ đã cho thấy một tình đoàn kết keo sơn trải từ đông sang tây và kéo dài đến tận miền nam.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.그들은 훌륭한 연대적 감각을 먼나먼 동부부터 서부, 그리고 남부까지 보여주었어요
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Mostraram um grande sentido de solidariedade desde o longínquo Este até ao Oeste e ao Sul.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Nagyon magas szolidaritást mutattak kelettől, nyugaton át egészen délig.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Pokazali wielką solidarność od wschodu po zachód i południe.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Prokázali obrovskou solidárnost od dálného východu, přes dálný západ až po jih.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Ukázali obrovský zmysel pre solidárnosť, od ďalekého východu, cez ďaleký západ, až na juh.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Έδειξαν αισθήματα αλληλεγγύης σε ολόκληρη την επικράτεια της χώρας.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Они показали огромное чувство солидарности от самого востока до самого запада страны.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.Те показаха невероятна солидарност от далечния изток до далечния запад, до юг.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.הם הפגינו אחווה גדולה שהורגשה בכל פינה במדינה.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.أظهروا قدراً عظيماً من القدرة على التماسك من أقصى الشرق إلى أقصى الغرب إلى الجنوب.
En batıdan, en doğuya ve güneye büyük bir dayanışma sağduyusu gösterdiler.国の東西の端々 そして南部に至るまで 6ヶ月にわたる凄惨な戦争の結果
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.A prijdú od východu aj od západu, od severa aj od juhu a budú stolovať v kráľovstve Božom.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.És jõnek napkeletrõl és napnyugatról, és északról és délrõl, és az Isten országában letelepednek.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.In pridejo od vzhoda in zahoda, od severa in juga, in bodo sedeli za mizo v kraljestvu Božjem.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.I přijdouť mnozí od východu, a od západu, a od půlnoci, i od poledne, a budou stoliti v království Božím.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.I przyjdą drudzy od wschodu i od zachodu, i od północy, i od południa, a usiądą za stołem w królestwie Bożem.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Ja, människor skola komma från öster och väster, från norr och söder och bliva bordsgäster i Guds rike.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Ja tulijoita saapuu idästä ja lännestä ja pohjoisesta ja etelästä, ja he aterioitsevat Jumalan valtakunnassa.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.사람들이 동서 남북으로부터 와서 하나님의 나라 잔치에 참석하리니
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Lại từ Ðông Tây Nam Bắc, người ta sẽ đến mà ngồi bàn ở trong nước Ðức Chúa Trời.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Lại từ Ðông_Tây_Nam_Bắc , người_ta sẽ đến mà ngồi bàn ở trong nước Ðức_Chúa_Trời .
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Muitos virão do oriente e do ocidente, do norte e do sul, e reclinar-se-ão � mesa no reino de Deus.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Og de skulle komme fra Øster og Vester og fra Norden og Sønden og sidde til Bords i Guds Rige.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Og det skal komme folk fra øst og vest og fra nord og syd, og de skal sitte til bords i Guds rike.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Uit alle delen van de wereld zullen mensen plaatsnemen in het Koninkrijk van God.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Vendrán del oriente y del occidente, del norte y del sur; y se sentarán a la mesa en el reino de Dios
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Verranno da oriente e da occidente, da settentrione e da mezzogiorno e siederanno a mensa nel regno di Dio
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.И придут от востока и запада, и севера и юга, и возлягут в Царствии Божием.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.И ще дойдат от изток и запад, от север и юг, и ще седнат в Божието царство.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.І прийдуть од сходу й заходу, і від півночі й полудня, та й сядуть у царстві Божому: