basmış ile cümle
basmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom yanlış butona basmış olmalı.Tom must have pushed the wrong button.
Sokakları su basmış.The streets are flooded.
Mutfağı karınca basmış. Bir ilaçlamacı çağırmalıyız.We have ants in the kitchen. We need to call an exterminator.
Tom faka basmış değildi.Tom wasn't deceived.
Birkaç yolu su basmış.Several roads are flooded.
Mutfağımızı karınca basmış.We have ants in the kitchen.
Bu web sitesini ırkçılar basmış durumda.This website is infested with racists.
Söyledikleri bir şey damarına basmış olmalı ki onlara bağırmaya başladı.Something they said must have hit a nerve, so he started yelling at them.
Ravenna Taraneh Javanbakht'ın 2004'te Washington'daki bir antolojideki şiirini basmıştı.Ravenna press published Taraneh Javanbakht's poem in an anthology in Washington in 2004.
Maalesef kolejin yeri sorunlara da yol açmış, Milham Ford binasını zaman zaman su basmıştır.Unfortunately, this location has at times led to problems with flooding in Milham Ford building.
Keble, 100. yıldönümünü kutlamak amacıyla 1970'te bir kolej pulu basmıştır.Keble also issued a College stamp in 1970 to mark its 100th anniversary.
Philippus üvey evlatlarını kendi çocukları gibi bağrına basmıştı.Philippus cherished his stepchildren as if they were his own.
Eğer jüri performansı beğenirse, performans esnasında button'a basmıştır.If a jury member liked the performance, they pressed the button in front of them.
Bilgi Yayınevi, bütün eserlerini dizi halinde basmıştır.The press favourably covered all his works.
Hikâyenin başında 15 yaşındayken, zamanın ilerlemesiyle 19 yaşına basmıştır.Being that it is 1995 at the time of this scene, that would make her 11 years old.
İlk Salezyen gönüllüler 1875 yılında Amerika kıtasına ayak basmışlardır.The first Salesians departed for Argentina in 1875.
Turnuva katılımcıları o yılın 1 Ocak'ı itibarıyla 60 yaşına basmış olmalıdırlar.Competitors have to be at least 60 years old on January 1 of the year the event is held.
Sanki biri uzaktan kumandayı eline almış ve 'sessiz' tuşuna basmış gibiydi.Just like someone took a remote control and pushed the mute button. Total silence.
Ta ki bir anne, henüz 2 yaşına basmış çocuğunu bu hastalık yüzünden kaybedene dek...Until a particular mother, whose child had just turned two, died of this disease.
Bu çift henüz 18 yaşına basmış.The couple are barely 18 years old.
10 yıldan uzun bir zaman öncesinde kütüphanemizi su basmıştı.So, maybe, over 10 years ago now our library got flooded.
Ölüm iplerine dolanmıştım, Yıkım selleri basmıştı beni,The cords of death surrounded me. The floods of ungodliness made me afraid.
Onun tanıklığını kabul eden, Tanrının gerçek olduğuna mührünü basmıştır.He who has received his witness has set his seal to this, that God is true.
Ve Allah, kalplerine mühür basmıştır, artık bilemezler.Allah hath sealed up their hearts, so they know not.
31 kuruluş için toplam 549.000 sayı 452 kitap basmıştır.31 organizations provided the 452 titles of books totaling 549000 issues.
Krallık birkaç pul ve madeni para basmıştır. [1]The kingdom has issued several stamps and coins.[1]
Ayrıca oğlunun adını da taşıyan kendi sikkelerini basmıştır.She also minted her own coins, which also bear her name before that of her son.
Plav (Плав) adı, "su basmış bir yer" (poplava, "sel") olan Slav plav'dan türemiştir.[1][2]The name Plav (Плав) is derived from Slavic plav, "a flooded place" (poplava, "flood").[1][2]
Ulusal bankalar, altın ve gümüşle desteklenen 207 milyon dolar para basmıştı.The national banks had issued $207 million in currency, which was backed by gold and silver.
Daha önceki karşılaşmaları sırasında yanlışlıkla "Kaydet" düğmesine basmıştır.During their earlier confrontation, he accidentally hit the "Record" button.
Örneğin, 1975'te körfezde deniz 2.81 m yükselme göstermiş ve şehrin alçak arazilerine seller basmıştır.März 1872 beispielsweise erreichte der See 8 Meter Tiefe, und überschwemmte die unteren Häuser des Dorfes.
1924'te The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır.1924 erschien sein erstes Buch, der Gedichtband The Marble Faun (Der Marmorfaun).
Bilgi Yayınevi, bütün eserlerini dizi halinde basmıştır.Sämtliche Werke von ihm sind im Teubner Verlag erschienen.
Buraya ne oldu böyle? Bütün apartmana su basmış.Que s'est-il donc passé ici ? Tout l'appartement est inondé.
Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış.La chambre fut pillée à une époque inconnue.
Ayrıca Bilgi Yayınevi 1972'de filmin bir senaryo kitabını da basmıştı.Il les utilisera également dans le film Un flic, en 1972.
Philippus üvey evlatlarını kendi çocukları gibi bağrına basmıştı.Filipo los trató como si fueran sus propios hijos.
Maalesef kolejin yeri sorunlara da yol açmış, Milham Ford binasını zaman zaman su basmıştır.Desafortunadamente, esta ubicación tiene en el tiempo dirigió a problemas con inundar en Milham Ford edificio.
Bu dönemde aruz vezni tekrar ağır basmıştır.El artefacto pesado fue entonces cargado de nuevo.
Boyu uzun olduğu için, ayakları masaya basmıştı.Para su gran altura sus pies parecían muy estrechos.
Uzak Doğu Cumhuriyeti kısa ömrü sırasında çok sayıda posta pulu basmıştır.En la parte oriental desembocan muchas corrientes de poca longitud.
Tüm bu ülkeler aslında kendi madeni paralarını basmışlardır.Algunas de estas ciudades acuñaban su propia moneda.
Merhameti ağır basmıştır.Lo avete fatto per pietà? ...
Philippus üvey evlatlarını kendi çocukları gibi bağrına basmıştı.Stefano sopravvisse a tutti i suoi figli.
Ontario ve Quebec'in bazı bölgelerini sel basmıştır.Часть территорий отошли Онтарио и Квебеку.
Merhameti ağır basmıştır.Прости за тяжёлый характер!
1924'te The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır.Затем в 1924 году вышла его первая книга — сборник стихотворений «Мраморный фавн» («The Marble Faun»).
Kitaplarını Timaş Yayınları basmıştır.Это повлияло на издание книг.
Philippus üvey evlatlarını kendi çocukları gibi bağrına basmıştı.اعتز فيليبوس بأولاد زوجته كما لو كانوا من أبناء عائلته.
Zeliş hizmetçisi ile Kudreti tesadüfen yatakta basmıştır onu o gece evden kapı dışarı eder.فرفضت النوم مع هذا الشخص المحتال مقفلةُ باب غرفتها ليلاً.
Uzak Doğu Cumhuriyeti kısa ömrü sırasında çok sayıda posta pulu basmıştır.De Verre-Oostelijke Republiek heeft tijdens zijn kortstondige bestaan een aantal postzegels uitgegeven.
Sonra mahallesi kör şeytanlar basmış.Achter hen een zittend duiveltje.
2008 yılı itibarıyla şehir 504 yaşına basmıştır.In 2008 vierde de stad zijn 750-jarige bestaan.
Ontario ve Quebec'in bazı bölgelerini sel basmıştır.Dzisiaj obejmuje prowincje Ontario i Quebec.
Keble, 100. yıldönümünü kutlamak amacıyla 1970'te bir kolej pulu basmıştır.Bristol planerar att bygga 70 bilar till minne av sitt 70-årsjubileum.
Bakire bir rahibe olma isteği Apollon'a verdiği sözden daha ağır basmıştı.Landet var en huvudort för Apollons dyrkan.
Merhameti ağır basmıştır.Її гріхом стала гординя.
Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış.Час заснування Водотиїв невідомий.
Evin mutfağını fareler basmıştır, Homer markete gider ve zehir alır.V domě mají myši a tak Homer koupí jed.
Zeliş hizmetçisi ile Kudreti tesadüfen yatakta basmıştır onu o gece evden kapı dışarı eder.Tajně si vytvoří duplikát klíče od jejího bytu a večer se do obydlí vydává šmejdit.
İlgili Sayfalar