Aksilikler asla tek başlarına gelmezler.Misfortunes never come singly.
Nergisler ilkbaharın başlarında çiçek açarlar.It is in early spring that daffodils come into bloom.
Kadınlar birçok defa başlarıyla birbirlerini selamladı.The women bowed to each other so many times.
Kuaförlüğün bu stili 19. yüzyılın başlarında ilk kez görüldü.This style of hairdressing first appeared in the early 19th century.
Kontrolümü kaybetmeye başlarım.I begin to lose control of myself.
Ağaçlar bu yılın başlarında tomurcuklanıyor.The trees are budding early this year.
Biz her zaman en zor sorunlarla başlarız.We always begin with the hardest problems.
Her gün sabah saat dokuzda işe başlarım.I report to work at 9 o'clock every morning.
Yeni modelin, önümüzdeki yılın başlarında piyasaya sürülmesi bekleniyor.The new model is expected to be put on the market early next year.
Sinirli insanlar başlarını kaşırlar.Nervous people will scratch their heads.
Başlarına monte edilmiş mıknatıslarla evlerine giden yolu bulamadılar.With the magnets mounted on their heads, they were unable to find their way home.
Bunun için onların başlarındaki mıknatıslar sorumluydu.The magnets on their heads were responsible for that.
O, otuzlu yaşların başlarındadır.He is in his early thirties.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
Onlar utanç içinde başlarını eğdiler.They hung their heads in shame.
Onun sert görünüşü çocuklara başlarının belada olduğunu söylüyordu.Her stern look told the boys that they were in trouble.
Yarın başlarım.I start tomorrow.
Sonbaharın başlarında yağmur yağar.It rains in early autumn.
Temmuz ayı başlarında, onlar haberi aldılar.Early in July, they got the news.
Arthur ellili yaşlarının başlarındaydı.Arthur was in his early fifties.
Başkan Washington'dan eylül ayı başlarında ayrıldı.The president left Washington in early September.
Tom otuzlu yaşların başlarında.Tom is in his early thirties.
Geçen haftanın başlarında Tom arabasını çaldırdı.Tom had his car stolen early last week.
Tom otuzlu yaşların başlarında gibi görünüyordu.Tom appeared to be in his early thirties.
Tom, Mary'yi bu hafta başlarında gördü.Tom saw Mary earlier this week.
Ben ne zaman başlarım?When do I get started?
Otobüs sürücüsü öğrencilere başlarını otobüsün içinde tutmalarını söyledi.The bus driver told the pupils to keep their heads inside the bus.
Otobüs şoförü öğrencileri başlarını pencereden dışarı çıkarmamaları için uyardı.The bus driver warned the pupils not to stick their heads out the window.
Kız kardeşim önümüzdeki yılın başlarında evlenecek.My sister will get married early next year.
Sen merak etme. Başlarında nezaretçi bulunacak.Don't worry. They will be supervised.
Nereden başlarız?Where do we start?
Ne zaman başlarız?When do we start?
O yirmili yaşların başlarında.She's in her early twenties.
Tom ve ailesi bu haftanın başlarında 20 baş sığır sattı.Tom and his family sold 20 head of cattle earlier this week.
Tom ve Mary tek başlarına oldukça iyi bir iş çıkarıyor.Tom and Mary are doing a pretty good job of that all by themselves.
Bunu tek başlarına yapmak istemiyorlar.They don't want to do it by themselves.
Bu bitki baharın başlarında çiçek açar.This plant flowers at the beginning of spring.
O, meme başlarını deldirdi.She got her nipples pierced.
Başlarından geçenleri düşününce onların çok cesur olduklarını düşünüyorum.I think they were very brave, considering all they had to go through.
Ben nereye başlarım?Where do I start?
Onlar onu kendi başlarına yapabildiler.They were able to do it on their own.
Bunu kendi başlarına anlamışlardı.They figured it out on their own.
Kendi başlarınalar.They're on their own.
Biz ne zaman başlarız?When do we begin?
Biz nasıl başlarız?How do we begin?
Gerçekten canlı müzik çalmaya başladığında, ben bilinçsizce dans etmeye başlarım.When really lively music starts playing, I start dancing unconsciously.
Neşeli müzik çalmaya başladığında, ben sadece dans etmeye başlarım.When upbeat music starts playing, I just start dancing.
Tom ve Mary tek başlarına bütün pastayı yediler.Tom and Mary ate the whole cake by themselves.
Tom, Mary ve John hepsi başlarını salladı.Tom, Mary and John all shook their heads.
Sanırım biz başlarız.I suggest we get started.
Tom ve Mary'yi tek başlarına bıraktık.We left Tom and Mary by themselves.
Biz bile nerede başlarız?Where do we even begin?
Hangi noktada endişe etmeye başlarız?At what point do we start to worry?
Tom genellikle öğleden sonranın başlarında üç saatlik bir şekerleme yapar.Tom usually takes a three-hour nap in the early afternoon.
Tom bu yılın başlarında üç hafta hastanede yattı.Tom was in the hospital for three weeks earlier this year.
Tom ekim ayı başlarında gitti.Tom left in early October.
Peki, nerede başlarım?Well, where do I begin?
Yarın çalışmaya başlarım.I start working tomorrow.
Tom ve Mary'yi burada tek başlarına bırakmıyorum.I'm not leaving Tom and Mary here by themselves.
Hiç kimseyi burada tek başlarına bırakmayacağız.We won't leave anyone here by themselves.