bask ile cümle

bask kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'ye başka bir yerde park etmesini söyledi.Tom told Mary to park somewhere else.
Tom Fransızcayı başka herhangi birinden daha iyi konuşur.Tom speaks French much better than anyone else.
Tom başka bir şey yapamayacak kadar yorgun olduğunu söyledi.Tom said he was just too tired to do anything else.
Tom onu bu gece yapamayacağını, ama başka bir zaman yapabileceğini söyledi.Tom said he couldn't make it tonight, but he could make it some other time.
Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha hızlı koşar.Tom runs faster than anyone else I know.
Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha çok kitap okur.Tom reads more books than anyone else I know.
Tom bildiğim başka herhangi birinden daha iyi gitar çalar.Tom plays the guitar better than anyone else I know.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom'un aklında başka bir şey vardı.Tom had something else in mind.
Tom'da daha başka numaralar da var.Tom had some tricks up his sleeve.
Tom'un başka seçeneği yoktu.Tom had no options left.
Tom'un sığınacağı başka kimsesi yoktu.Tom had no one else to turn to.
Tom'un sonuçları kabul etmekten başka seçeneği yoktu.Tom had no choice except to accept the consequences.
Tom'un işini bırakmaktan başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to quit his job.
Tom'un cezayı ödemekten başka hiçbir seçeneği yoktu.Tom had no choice but to pay the fine.
Tom'un Mary'nin başka biriyle görüştüğüne dair bir önsezisi vardı.Tom had a hunch that Mary was seeing someone else.
Tom küçük baskıyı okumayı zor buluyor.Tom finds it difficult to read small print.
Tom sonunda baskıya dayanamadı ve itiraf etti.Tom eventually broke down and confessed.
Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha çok içer.Tom drinks more than anyone else I know.
Tom TV izlemekten başka bir şey yapmak istemiyor.Tom doesn't want to do anything but watch TV.
Tom yüzmekten başka bir şey yapmak istemiyor.Tom doesn't want to do anything but swim.
Tom başkalarına güvenmeyi sevmez.Tom doesn't like to rely on others.
Tom başkasına borçlu olmayı sevmez.Tom doesn't like to be indebted to anyone.
Tom başka ne yapacağını bilmiyor.Tom doesn't know what else to do.
Tom şikâyet etmekten başka bir şey yapmaz.Tom does nothing but complain.
Tom başka ne söyleyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know what else to say.
Tom başka ne yapacağını bilmiyordu.Tom didn't know what else to do.
Tom'un başka bir şey yapacak yeterli zamanı yoktu.Tom didn't have enough time to do anything else.
Tom başkan olarak atanmayı beklemiyordu.Tom didn't expect to be appointed chairman.
Tom kesinlikle sınıf başkanı olmak istemiyor.Tom definitely doesn't want to be class president.
Başka herkes fikrini söyleyinceye kadar Tom bir şey söylememeye karar verdi.Tom decided to say nothing until everyone else had given their opinions.
Tom sınıf başkanlığına aday olmaya karar verdi.Tom decided to run for class president.
Tom başka hiç kimsenin neden hayvanat bahçesine gitmek istemediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why no one else wanted to go to the zoo.
Tom başka hiç kimsenin niçin mutlu görünmediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why no one else seemed to be happy.
Tom deneyecek başka bir şey düşünemedi.Tom couldn't think of anything else to try.
Tom başka bir şey hakkında düşünemedi.Tom couldn't think about anything else.
Tom sorunu Mary'den başka biriyle tartışamadı.Tom couldn't discuss the problem with anybody but Mary.
Tom Mary'nin nehrin aşağısına doğru sürüklenişini izlemekten başka bir şey yapamadı.Tom could do nothing but watch Mary being swept down the river.
Tom kesinlikle benden başka bir kredi almayacak.Tom certainly won't ever get another loan from me.
Tom onu yiyemez, fakat masadaki başka bir şeyi yiyebilir.Tom can't have that, but he can have anything else on the table.
Tom basket topunu çok iyi süremez.Tom can't dribble a basketball very well.
Tom kendinden başka kimseyi suçlayamaz.Tom can't blame anyone but himself.
Tom baskıya dayanamadı ve Mary'ye gerçeği söyledi.Tom broke down and told Mary the truth.
Tom, komitenin başkan vekili oldu.Tom became the acting chairman of the committee.
Tom Mary'den konuyu başka biriyle tartışmamasını rica etti.Tom asked Mary not to discuss the matter with anyone else.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını açıkladı.Tom announced his candidacy for class president.
Tom'un odaya gizlice girdiğini başka hiç kimse farketmedi.No one else noticed that Tom had snuck into the room.
Sanırım Tom sonunda vazgeçecek ve onu başka birine yaptıracak.I imagine that Tom will eventually give up and let someone else do it.
Muhabirler, belediye başkanının neden onlarla konuşmak istemediğini bilmek istediler.The reporters demanded to know why the mayor wouldn't talk to them.
Onu başka nasıl koyacağımı bilmiyorum.I don't know how else to put it.
Resim yapma oldukça iyi yapabileceğim başka bir şeydir.Painting is another thing I can do fairly well.
İyi olmadığım bir başka şey hokkabazlıktır.Juggling is another thing I'm not very good at.
Bay Bush başkandır.Mr. Bush is President.
Başka kimse yaralandı mı?Was anybody else hurt?
Tom, başkalarına yardım etmek için yola çıkan kişi türüdür.Tom is the type of person who goes out of his way to help other people.
Başkan tamamen durumun farkında.The president is fully aware of the situation.
O, nerede başkanlık yaptı?Where was he headed?
Müze yetkilileri, ETA'nın müzede daha çok Bask sanatı istediğini düşünüyorlar.Museum officials think that ETA wanted more Basque art in the museum.
Başka seçimimiz yok.We have no other choice.
Başka bir yol var.There is another way.

İlgili Sayfalar