Şimdi, "mantıklı", halk sağlığında baskın olan paradigmadır.支配的なパラダイムです 公衆衛生オタクの眼鏡をかけてみると
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.Donc on glisse à une économie d'expérience, où les expériences deviennent l'offre prédominante de l"économie.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.즉, 우리는 이제 경험경제의 시대로 옮겨가고 있습니다 이제 경험이 경제가 제공하는 것의 중심이 되고 있습니다.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.Przechodzimy do ekonomii doświadczenia, gdzie to doświadczenie jest podstawowym produktem.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.Szóval élmény-gazdasággá válunk, ahol az élmény válik az elsődleges gazdasági kínálattá.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.We bewegen dus richting een ervaringseconomie, waarbij ervaringen het dominante economische aanbod worden.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.Wir bewegen uns hin zu einer Erlebniswirtschaft, in der das Erlebnis das tatsächliche Produkt ist.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.Μετακινούμαστε προς μια εμπειρική οικονομία, όπου οι εμπειρίες γίνονται η κυρίαρχη οικονομική προσφορά.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.אז אנו עובדים לכלכלה חוויתית; החוויות הופכות להיצע הכלכלי השולט.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.إذاً فنحن نتحول إلى إقتصاد التجربة، حيث تصبح الخبرات هي الطرح الإقتصادي السائد.
Sonuç olarak deneyimlerin baskın ekonomik arz olduğu bir deneyim ekonomisine doğru ilerliyoruz.体験が経済的な提供品となる世界です 私が講演するほとんどの場所で
Şöyle düşünebilirsiniz, x sonsuza giderken, x çok büyük değerler aldıkça, bu iki terim baskın çıkacak. -따라서 x가 무한대로 가면 y에서 x가 매우 큰 값을 가지기 때문에
Spektrumun baskın olarak x-ray kısmında değil, spektrumun genelinde ışıma yaparlar.Není to převážně v rentgenové části spektra, je to napříč spektrem.
Standartlaştırılmış testlerin önemli bir yeri var. Ama eğitim kültüründe baskın olmamalı.Standardizirani testi so na mestu, vendar, ne bi smeli prevladovati v kulturi izobraževanja.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Buscamos la inteligencia dominante... .. .que vive debajo de la superficie del líquido.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Cerchiamo l'intelligenza dominante... ...che vive sotto la sua fluida superficie.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Kami mencari kecerdasan yang dominan... ... Yang hidup di bawah nya cairan permukaan.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.우리는 출렁이는 표면속에서 숨쉬며 살아가는 우월한 지능을 가진 생물을 탐사합니다.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Nous cherchons les intelligences... qui vivent au-dessous de sa surface liquide.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Procuremos as inteligências dominantes, que vivem por baixo da sua superfície líquida.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Wir suchen nach der herrschenden... ...lntelligenz in dieser Flüssigkeit.
Su altındaki baskın zekalı canlıyı... ...takip ediyoruz.Търсим доминиращия разум, който живее под течната повърхност.
Suriye sınırında, Sinjar şehrinde bir El Kaide hücre evine baskın yaptı.신쟈르라는 도시에서 알카에다의 은신처를 공격했습니다
Suriye sınırında, Sinjar şehrinde bir El Kaide hücre evine baskın yaptı.בית מוגן של אל קאעידה בעיר סינז'אר על הגבול הסורי של עיראק.
Suriye sınırında, Sinjar şehrinde bir El Kaide hücre evine baskın yaptı.البيت الآمن للقاعدة في مدينة سنجار على الحدود السورية للعراق.
Suriye sınırında, Sinjar şehrinde bir El Kaide hücre evine baskın yaptı.アル・カーイダのアジトを急襲しました そこで貴重な書類の山を掘り当てました
Toplu bir baskında, yüksek hızlı bombardıman uçakları, yerlerini belirlemeyeden üzerimizde olabilirler.In einem Massenangriff könnten Hochleistungsbomber uns angreifen, bevor wir ihre Spur ermitteln können.
Toplu bir baskında, yüksek hızlı bombardıman uçakları, yerlerini belirlemeyeden üzerimizde olabilirler.Podczas ataku szybkie bombowce mogą tu dotrzeć zanim określimy ich trasę lotu.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.El género y la clase son diferentes formas de opresión.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.Genus och klass är olika former av förtryck.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.Geschlechterrollen und Klassen sind verschiedene Formen der Unterdrückung.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.성별과 계급은 억압의 구조가 다릅니다.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.Le genre et la classe sociale sont différentes formes d'oppression.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.(Râsete) Genul și clasa socială sunt forme diferite de opresiune.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.Деление по половому и классовому признаку — форма социального притеснения.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.فالجنس والطبقة هما نوعان مختلفان من الظلم
Toplumsal cinsiyet ve sınıf, baskının iki ayrı formu.私は抑圧の性質について 色々学びました
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar var국가의 긴밀한 연락을 싸우는 그들 마을과 필드를 통해 침략한다 빅토리아는 과거처럼 정신에 의해 말이다
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varla lutte contre appel près du pays où ils ont pris d'assaut à travers les villages et les champs
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varlembrete desceram o rio puxaram john Croácia atingiu
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varVictoria annyira a szellem, mint borít kíséri a teljes szigor az oroszok hogy meg akarják
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varVictoria je rovnako ako duchom minulosťou sprevádzané plným prísnosti Rusi že chcú
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varVictorian yhtä paljon henki menneitä
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varВиктория столько по духу, как прошлое сопровождается полной строгости русских что они хотят
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varВікторія стільки за духом, як минуле супроводжується повною строгості російських що вони хочуть
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varנלחמים בנס הארץ הם הסתערו דרך כפרים ושדות ויקטוריה הרבה יותר על ידי הרוח, כפי שהיה היה
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varدعوة القتال بالقرب من البلد الذي اقتحم من خلال القرى والحقول فيكتوريا أكبر قدر من الروح كما سلف
Ülkenin yakın çağrı mücadele onlar köyler ve alanlar ile baskın victoria sahabelerin gibi ruhu kadar varビクトリアは過ぎ去っとして精神によって同じくらいだ ロシアは完全に硬直を伴う 彼らが欲しかった
Uzmanlık elbette önemlidir. Ama mutlak baskınlığının bedeli ağırdır.Спеціальні знання напевно мають свої плюси, але ціна їхнього домінування надто висока.
Uzunca bir süre, Amerikan erkeğinin baskın imajı buydu -- sert, katı çevresine hükmedebilen.Americkému mužství dlouho dominoval tento obraz: tvrdý drsňák, který ovládá prostředí kolem sebe.
Uzunca bir süre, Amerikan erkeğinin baskın imajı buydu -- sert, katı çevresine hükmedebilen.오랫동안 이것이 지배적인 미국 남성의 이미지였습니다. 거칠고 강하며 자신의 환경을 통제하는 모습이지요.
Uzunca bir süre, Amerikan erkeğinin baskın imajı buydu -- sert, katı çevresine hükmedebilen.Тривалий час образ американського чоловіка виглядав так - суворий, сильний, контролює особистий простір.
Uzunca bir süre, Amerikan erkeğinin baskın imajı buydu -- sert, katı çevresine hükmedebilen.מזה זמן רב, זה היה הדימוי השולט של הגבריות האמריקאית - קשוח, מחוספס, שולט על סביבתו.
Uzunca bir süre, Amerikan erkeğinin baskın imajı buydu -- sert, katı çevresine hükmedebilen.لفترة طويلة ، هذه هي الصورة للبطل الأمريكي التي سيطرت -- صعب المراس ، قوي بسيط ، مسيطر على بيئته الخاصة .
Uzunca bir süre, Amerikan erkeğinin baskın imajı buydu -- sert, katı çevresine hükmedebilen.タフで無骨、 自分の周りを支配できる マルボロ男は数年前に定年となり
Ve bu, baskın kuvvet ile zayıf kuvvetin çok güzel bir tanımını verdi.A byl z toho velmi pěkný popis silné síly a slabé síly.
Ve bu, baskın kuvvet ile zayıf kuvvetin çok güzel bir tanımını verdi.Diede una descrizione molto elegante della forza forte e della forza debole.
Ve bu, baskın kuvvet ile zayıf kuvvetin çok güzel bir tanımını verdi.En het gaf een prachtige beschrijving van de sterke kracht en de zwakke kracht.
Ve bu, baskın kuvvet ile zayıf kuvvetin çok güzel bir tanımını verdi.És egy nagyszerű leírását adta az erős és a gyenge kölcsönhatásnak.
Ve bu, baskın kuvvet ile zayıf kuvvetin çok güzel bir tanımını verdi.Et ça a donné une très belle description de la force forte et de la force faible.