bas ile cümle
bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Konser başlamak üzeredir.The concert is about to start.
Başka hiç kimse yardım etmeyi önermedi.Nobody else offered to help.
İngiltere'nin başkenti Londra Thames'tedir.London, the capital of England, is on the Thames.
İngilizce çalışmaya başladın mı?Have you begun studying English?
Yüzücü başını kaldırdı ve nefes nefese kaldı.The swimmer raised his head and gasped for breath.
Daimi barış, illüzyondan başka bir şey değildir.Permanent peace is nothing but an illusion.
Film ne zaman başlar?When does the movie start?
Film ne zaman başlıyor?When does the movie start?
Film henüz başladı mı?Has the movie started yet?
Film saat onda başlar.The movie starts at ten o'clock.
Film saat onda başlıyor.The movie starts at ten o'clock.
Film saat onda başlayacak.The movie starts at ten o'clock.
Film başlıyor.The movie starts.
Başkaları hakkında arkalarından kötü konuşmamalıyız.We must not speak ill of others behind their backs.
Şoförler kaza için kimin suçlanacağını tartışmaya başladı.The drivers began arguing about who was to blame for the accident.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Yağmur mevsimi başladı.The rainy season has set in.
Yağışlı sezon haziran ayında başlar.The rainy season begins in June.
Ne zaman yağmur başladı?When did it begin to rain?
Yağmura rağmen başladı.He started in spite of the rain.
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.It began to rain cats and dogs.
Şiddetli bir yağmur yağmaya başladı.It began to rain cats and dogs.
Yağmur kara dönüşmeye başladı.The rain began to turn into snow.
Hava açıldığında çocuklar tekrar beyzbol oynamaya başladı.When the weather had cleared, the children began to play baseball again.
Yağmur yağdığında sokakları sel bastı.Our streets flood when we have rain.
Yağmur başlamadan önce başlasak daha iyi olur.We had better start before it begins to rain.
O yağmur yağmaya başladığında çamaşırları yıkadı.She took in the washing when it started to rain.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it begins to rain.
Yağmur yağmaya başlıyor. Lütfen şemsiyemi paylaş.It's beginning to rain. Please share my umbrella.
Yağmur başlamadan önce geri dönelim.Let's go back before it begins to rain.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Yağmur yağmaya başladı.The rain began to fall.
Yağmur yağmaya başladı ve o ıslandı.It began to rain and she got wet.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı.A heavy rain began to fall.
Çok yağmur yağmaya başladı.It began to rain in earnest.
Yağmur çiselemeye başladı.It began to sprinkle.
Sağ gözüm sıcak basıyor.My right eye feels hot.
Ben çok içtikten sonra oda dönmeye başladı.The room started to spin after I drank too much.
Baskıdaki hatalara derhal dikkat çekilmelidir.Mistakes in the printing should be pointed out at once.
Bir dizi olay savaşın başlamasına yol açtı.A chain of events led to the outbreak of the war.
İlk seferde başaramazsan; dene, dene, tekrar dene.If at first you don't succeed, try, try, try again.
Sıkı çalış ve başaracaksın.Study hard, and you'll succeed.
Sıkı çalışırsan, başarırsın.Study hard, and you'll succeed.
Çok çalış, yoksa sınavda başarısız olacaksın.Work hard, or you will fail the examination.
Çok çalışanlar başarıya ulaşacaktır.Those who work hard will succeed.
Çok çalış ve başarılı olacaksın.Work hard, and you will succeed.
Çok çalışmazsan, başarılı olmazsın.You won't succeed unless you work hard.
Çok çalışırsa, başarır.If he tries hard, he will succeed.
Çok çalışmazsan, başarılı olamazsın.You can't get ahead if you don't work hard.
Çok çalışırsa, başarılı olur.If he tried hard, he would succeed.
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Eğer çok denersen, başarırsın.If you try very hard, you will succeed.
Tek başıma yaşamaya başladım.I began living by myself.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Biri öğretmen, bir başkası doktor ve diğeri bir gazetecidir.One is a teacher, another is a doctor, and the other is a journalist.
Tek başıma seyahat etmeyi severim.I like to travel by myself.
Bir metroya tek başına binmek tehlikeli mi?Is it dangerous to take a subway alone?
Piyanoyu tek başına kaldıramazsın.You cannot lift the piano alone.
Grup dağa çıkmayı başaramadı.The party did not succeed in climbing the mountain.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.