bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Başarılı olana kadar devam etmelisin.You should keep on until you succeed.
Hiçbir başarı umudu yok.There is no hope of success.
Başarının sırrı, başarısızlığı düşünmemektir.The secret of success is not to think of failure.
Biraz başarı ümidi var.There is little hope of success.
Başarı çoğunlukla çabaya bağlıdır.Success depends mostly on effort.
Başarı her zaman azimlinin tarafındadır.Success is always on the side of the persevering.
Başarı sizin çabalarınıza bağlıdır.Success depends on your efforts.
Başarı için basit bir yol yoktur.There is no simple road to success.
Başarmak için kestirme yoktur.There is no shortcut to success.
Başarının anahtarı eğitimdir.It is education that is key to the success.
Başarı ya da başarısızlık ikisi de benim için aynıdır.Success or failure is all the same to me.
Başarı için çok istekli olma.Don't be too eager for success.
Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.The government started a program to promote industry.
Hükümet vergi reformuna başladı.The government started tax reform.
Hükümet kamuoyu baskısına boyun eğmeyi reddediyor.The government refuses to bow to public pressure.
Enflasyon belli bir düzeye ulaştığında Hükümetler genellikle fiyat kontrolüne başvururlar.Governments usually resort to price control when inflation has reached a certain level.
Yıldız gökyüzünde görünmeye başladı.Stars began to appear in the sky.
Yıldızlar görünmeye başlıyordu.The stars were beginning to appear.
Ne olursa olsun, açılış töreni dokuzda başlayacak.Rain or shine, the opening ceremony is to begin at nine.
Başarının anahtarı olan dürüstlük söylenilmediği taktirde sürerIt goes without saying that honesty is the key to success.
Dürüstlük başarının garantisi değildir.Honesty is no guarantee of success.
Yeni öğretmen sınıfa girer girmez öğrenciler alkışlamaya başladı.As soon as the new teacher entered the classroom, the students began to applaud.
Bütün öğrenciler derhal konuşmaya başladı.All the students began talking at once.
Öğrenciler hep birlikte okumaya başladılar.The pupils began to read all together.
Yaşamın nasıl ve ne zaman başladığı hala bir gizemdir.How and when life began is still a mystery.
Batılı ülkeler doları güçlendirmek için baş başa verip düşünüyorlar.Western nations have to put their heads together to strengthen the dollar.
Vergi reformu için baskı artıyor.The pressure for tax reform is growing.
Koltuklar hazır oluncaya kadar bir süre beklemekten başka bir şey yapamayız.We can do nothing but wait for a while until the seats are available.
Köşe başında postahane vardı.There used to be a post office on the corner.
Basın özgürlüğü yoktu.There used to be no freedom of the press.
Bebeğim ağlamaya başladı, süt istiyordu.My baby began crying, asking for milk.
Bebek ağlamaya başladı.The baby started to cry.
Biletler başvuru sırasına göre ayrılacak.Tickets will be allotted in order of application.
Bir bilet almak için sadece butona basmalısın.You have only to push the button to get a ticket.
Kar yağmaya başlıyordu.It was beginning to snow.
Kar yağışı başladı.It began to snow.
Geçen ay üç yeni pul basıldı.Three new stamps were issued last month.
Geçen haftanın sağanak yağışları nedeniyle su baskınımız vardı.We had flooding because of last week's heavy rains.
Öğretmen sınıfın etrafına baktı ve konuşmaya başladı.The teacher looked around the classroom and started to talk.
Öğretmenimiz daha çok çalışmamız için baskı yaptı.Our teacher urged us to study harder.
Öğretmenimiz bize ne zaman başlayacağımızı söyledi.Our teacher told us when to start.
Öğretmenimiz dersin başında yoklama yaptı.Our teacher called the roll at the beginning of the class.
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da başladığını söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
Savaş başladığında on yıldır orada yaşıyorduk.We had lived there for ten years when the war broke out.
Bayan Asada başkan atandı.Ms. Asada was appointed chairperson.
Kampanya başarılı oldu ve o, seçimi kazandı.The campaign succeeded and she won the election.
Cezaya başvurmadan çocuklara görgü öğretebilirsiniz.You can teach good manners to children without resorting to punishment.
Her şeyi hesaba katarsak, uluslararası konferans bir başarı idi.All in all, the international conference was a success.
Genelde, bu bir başarıydı.Altogether, it was a success.
Tüm seyirci ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı.The whole audience got up and started to applaud.
Eğer en iyi ayağınızı öne koyarsanız, başarılı olursunuz.If you put your best foot forward, you will succeed.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Büyükbabam bir baston olmadan yürüyemiyor.My grandfather cannot walk without a stick.
Büyükbabam başını salladı ve gülümsedi.My grandfather nodded and smiled at me.
Büyükanne masayı kendi başına taşıdı.Grandmother carried the table by herself.
Hızlı bir karar için endişeli olduğundan, başkan bir oy için çağrıda bulundu.Anxious for a quick decision, the chairman called for a vote.
Harika bir iş başardın.You have done a wonderful job.
Sendika yüzde on oranında ücret zammı için baskı yapıyor.The union is pressing for a ten-percent pay hike.
Erken başlayan erken yol alır.Sooner begun, sooner done.
Eğer erken başlarsak, öğle yemeğine kadar bitirebiliriz.If we begin early, we can finish by lunch.

İlgili Sayfalar