bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onu parkta tek başına yürürken gördüm.I saw him walking alone in the park.
Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.I've never seen him really get down to work.
Onun başkaları hakkında kötü konuştuğunu hiç duymadım.I have never heard him speak ill of others.
Onun başarısından eminim.I am sure of his success.
Onun başarılı olacağını düşünüyorum.I think he will succeed.
Ona çok çalışmasını yoksa başarısız olacağını söyledim.I told him to work hard or he would fail.
Onun derhal başlamasını rica ettim.I asked him to start at once.
Ona başkan ile görüşmesini hatırlattım.I reminded him of his interview with the president.
Ben onu başarısı üzerine onu kutladım.I congratulated him on his success.
Onun başarısızlığını duyduğuma şaşırdım.I was surprised to hear of his failure.
Onun başarısını kıskanıyorum.I am envious of his success.
Onun başarısından şüpheliyim.I am doubtful of his success.
Onun ifadesinin doğruluğundan şüphe etmeye başladım.I began to doubt the accuracy of his statement.
Onların basketbol oynadığını gördüm.I saw them play baseball.
Denedim ama onu durdurmayı başaramadım.I tried but failed to stop him.
Onun başarı haberine sevindim.I was delighted at the news of her success.
Bana gerçeği söylemesini istedim ama o başını salladı.I told her to tell me the truth, but she shook her head.
Buzda kaydım ve başımı yaraladım.I slipped on the ice and hurt my head.
Fakir bir köylüden başka bir şey değilim.I am nothing but a poor peasant.
Talihsizliklerin asla tek başına gelmediklerini unutmuyorum.I bear in mind that misfortunes never come singly.
Şikayet etmekten başka çarem yok.I can't help but complain.
Çalışmadığım için sınavda başarısız oldum.I failed the exam because I didn't study.
Her gün sabah saat dokuzda işe başlarım.I report to work at 9 o'clock every morning.
Adımı imzalamam için bana baskı yapıldı.I was forced to sign my name.
Ben yarın başka bir kasvetli toplantıya gitmek zorundayım.I've got to go to another dreary meeting tomorrow.
Gece tek başıma dışarı çıkmayı sevmiyorum.I don't like going out by myself at night.
Şeytana uydum ve sigara içmeye başladım.I gave in to temptation and began to smoke a cigarette.
Gelecek hafta yeni bir işe başlayacağım.I am going to start a new job next week.
Beni görünce, bebek ağlamaya başladı.Seeing me, the baby began to cry.
O beni görür görmez kaçmaya başladı.No sooner had he seen me than he began to run away.
Benden başka hiç kimse onu duymadı.Nobody has heard of it but me.
Benden başka bütün üyelerin onun söylediğine inancı vardı.All the members but me have faith in what he says.
Salona gittiğimizde, konser çoktan başlamıştı.When we went to the hall, the concert had already begun.
Salona girdiğimizde konser çoktan başlamıştı.When we went to the hall, the concert had already begun.
Hiçbirimiz başarılı olmadık.None of us have succeeded.
Tüm girişimlerimiz başarısız oldu.All our attempts failed.
Bizim üniversite genellikle Nisanın 1'inde başlar.Our university usually starts on April 1st.
Bizim çaba başarısızlıkla sona erdi.Our effort ended in failure.
Biz 20 Ağustos sabah 6'da başlayacağız.We will start at 6 a.m. on August 20.
Biz Jack'i başkan seçtik.We elected Jack chairman.
Bari hemen başlayalım.We may as well start at once.
Biz hemen başlamalıyız.We must start at once.
Biz hemen başlamaya niyetlendik.We intended to start right away.
Biz onun haberi olmadan onu geri almayı başardık.We managed to get it back without her knowing.
Umarız ki başaracaksın.We hope that you will succeed.
Sınava hazırlanmaya başlasak iyi olacak.We had better begin to prepare for the test.
En iyisi sınava hazırlanmaya başlayalım.We had better begin to prepare for the test.
Davetiyeden 50 kopya bastık.We ran off 50 copies of the invitation.
Biz güneş doğmadan önce başladık.We started before sunrise.
O geldiğinde başlayacağız.We will start when he comes.
Biz onun başarısından eminiz.We are sure of his success.
Biz onlara erken başlamalarını tavsiye ettik.We advised them to start early.
Biz yürümeye başladık.We started to walk.
Biz ödevimize başlamalıyız.We must get down to our homework.
Görüş yeteneğim bozulmaya başlıyor.My eyesight is beginning to fail.
Bir şiiri başka bir dile çevirmek zordur.It is difficult to translate a poem into another language.
Sınavlarda başarı onun için bir şey ifade etmiyor.Success in exams doesn't mean a thing to her.
O, sınavda başarısız oldu.He failed the exam.
Sınavda başarısız olan öğrencilerin isimleri bülten tahtasında ilan edildi.The names of the students who failed in the examination were posted on the bulletin board.
Sınav önümüzdeki pazartesi başlıyor.The examination begins next Monday.

İlgili Sayfalar