bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ofiste bir pozisyon için başvurdum.I applied for a position in the office.
İş için bu firmaya başvuruda bulunacağım.I will make an application to that firm for employment.
Oyunu baştan sona kadar izledim.I watched the play from beginning to end.
Zorluğun üstesinden gelmeyi başardım.I managed to overcome the difficulty.
Baş yönetici ile tanıştım.I got acquainted with the chief executive.
Burs için başvuracağım.I'm going to apply for the scholarship.
Kitabın başından birkaç sayfayı atladım.I skipped the first few pages of the book.
Kitabın bir kopyasını almak istiyorum ama baskısı tükenmiş.I want to buy a copy of the book, but it is out of print.
Kitabı baştan sona okudum.I read the book from cover to cover.
Kitabı başından sonuna kadar okudum.I read the book from beginning to end.
Kitabı almayı başardım.I succeeded in getting the book.
Bu sorunlarla başa çıkamayabilirim.I may not be able to cope with those problems.
Sorunu kendi başıma çözebilirim.I can solve the problem by myself.
Ben onun iyi bir kitap olduğunu düşünmüştüm fakat Jim başka türlü düşündü.I thought it was a good book, but Jim thought otherwise.
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.I can but wait.
Beklemekten başka bir şey yapamam.I can but wait.
Soğandan başka her şeyi yiyebilirim.I can eat anything but onions.
Hatırlamaya başlıyorum.I am beginning to remember it.
Matematikle gittikçe daha az ilgilenmeye başladım.I became less and less interested in mathematics.
Yağmur çiselemeye başladığında, evi terketmek üzereydim.I was on the point of leaving home when a light rain started to fall.
Yağmur yağmaya başladığında, tam dışarı çıkıyordum.I was just going out, when it began to rain.
TV de basketbol oyunu izledim.I watched the basketball game on TV.
Son treni yakalamayı başardım.I managed to catch the last train.
Sonunda kayıp cüzdanımı bulmayı başardım.I finally managed to find my lost wallet.
Başlangıçta büyük zorluk yaşadım.I had great difficulty at the beginning.
Hem voleybolu hem de basketbolu severim.I like volleyball as well as basketball.
Basketbol izlemeyi severim.I love watching basketball.
Tıka basa pizza yedim.I pigged out on pizza.
Berbat bir baş ağrısı çekiyorum.I'm suffering from a bad headache.
Tek başıma yaşamak istemiyorum.I don't want to live all by myself.
Bu işi tek başıma yapamam.I cannot do the work on my own.
Tek başıma seyahat ettim.I traveled by myself.
Ben başkanın kendisiyle buluştum.I met the president himself.
Benim yapacak başka bir şeyim var.I have something else to do.
Radyoyu açmak için butona bastım.I pressed the button to turn the radio on.
Mike'ın basketbolu sevdiğini biliyorum.I know that Mike likes basketball.
Çin'de başka bir arkadaşım var.I have another friend in China.
Kuzenimi planımı kabul etmeye ikna etmeyi başardım.I managed to persuade my cousin into accepting my plan.
Denediğim her sefer başarısız oldum.Each time I tried, I failed.
Yarışta son olarak başladım ama kısa sürede diğerlerine yetiştim.I started last in the race, but I soon caught up with the others.
Komite başkanı'nı tanıyorum.I am acquainted with the chairman of the committee.
Bana saat başı on dolar ödenir.I am paid 10 dollars an hour.
Tek başıma olmayı seviyorum.I like being alone.
Oraya tek başıma gitmek zorunda kaldım.I had to go there alone.
İşi kendi başıma bitirdim.I finished the work by myself.
Ben işi yalnız başıma yapmak zorunda kaldım.I was compelled to do the work alone.
Tek başıma alışverişe gitmeyi tercih etmem.I would rather not go shopping alone.
Yalnız başıma gitmem gerektiğine inanıyor musun?Do you think I should go alone?
Tek başıma ormanda yürüdüm.I walked in the woods by myself.
Ben yağmur yağmaya başladığını düşündüm.I thought rain was beginning to fall.
Ben yağmur yağmaya başlamadan önce okula vardım.I reached school before the rain started.
Tekrar geri başlamamak üzere sigara içmeyi bırakacağım.I will quit smoking for good.
Her şeyi tek başıma yapmak zorundaydım.I had to do everything alone.
Baş vuracak bir şeyim yok.I have nothing to fall back on.
Yurt dışına gitme fikrinden vazgeçmekten başka yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do but give up the idea of going abroad.
Ben başkan olarak atandım.I was appointed chairperson.
Onu geçen yıl başka bir kaynaktan duydum.I heard about it from another source last year.
Mademki ben bir öğretmenim, başka türlü düşünüyorum.Now that I am a teacher, I think otherwise.
Ben bir öğretmen olmak amacıyla İngilizce öğrenmeye başladım.I started to learn English with the aim of becoming a teacher.
Başarını duyduğuma çok memnun oldum.I am very glad to hear of your success.

İlgili Sayfalar