bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yeni dönem nisanda başlar.The new term starts in April.
Ben başından beri bunu biliyordum.I knew it all along.
İyi bir başlangıç iyi bir bitiş yapar.A good beginning makes a good ending.
İyi başlayan iyi biter.A good beginning makes a good ending.
İlk başta her insan 10 ABD doları ödemişti.At first each man had paid $10.
Başlangıcı olanın sonu da vardır.Whatever has a beginning also has an end.
Ben ilk başta onun kolay olduğunu düşündüm.I thought it easy at first.
İşinizi başlamadan önce planlayın.Plan your work before you start it.
Yağmur yağmaya başladı fakat biz yürümeye devam ettik.It began to rain, but we walked on.
Yağmur yağmaya başladı, ama biz yürümeye devam ettik.It began to rain, but we walked on.
Cocuk cığrından cıkmaya başlıyor.The children are beginning to get out of hand.
Çocukların gece tek başına dışarı çıkmaları tehlikelidir.It is dangerous for children to go out alone at night.
Çocuklarla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.I don't know how to handle children.
Çocukların başına buyruk olmalarına izin vermeyin.Don't let children have their own way.
Belediye başkanının istifasıyla ilgili haberler hızlı bir şekilde dolaştı.The news of the mayor's resignation traveled fast.
Belediye başkanı yakında istifa kararını açıklayacak.The mayor will shortly announce his decision to resign.
Belediye başkanı geçit töreninin başında yürüdü.The mayor walked at the head of the procession.
Belediye başkanı onun şehre yaptığı hizmetleri kabul etti.The mayor acknowledged her services to the city.
Belediye başkanı kent işlerini yönetir.The mayor administers the affairs of the city.
Belediye başkanı isteğimizi kabul etti.The mayor granted our request.
Belediye başkanı, vergi gelirlerindeki azalmanın araştırılması gerektiğini düşündü.The mayor thought that he should investigate the decline in tax revenues.
Belediye başkanı genele hitap etti.The mayor addressed the general public.
Belediye başkanı halka hitap etti.The mayor addressed the general public.
Belediye başkanı büyük bir kitleye hitap etti.The Mayor addressed a large audience.
Belediye başkanı ona şehrin anahtarını sundu.The mayor presented him with the key to the city.
Belediye başkanı bir rüşvet aldığını inkar etti.The mayor denied having taken a bribe.
Adayların bizzat başvurmaları rica olunur.Applicants are requested to apply in person.
Kaza başarı için tüm umutlarını yıktı.The accident destroyed all his hopes for success.
Ölmekten başka bir şey kalmıyor.Nothing remains but to die.
Babamın öldüğünde bıraktığı antikalar değersiz hurdalardan başka bir şey değildi.The antiques my father left when he died turned out to be nothing but worthless junk.
Başım dertte.I am in a spot.
Öyle yapar yapmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I done so than it began to rain.
Oraya gittiğimde dans çoktan başlamıştı.The dance had already started when I got there.
Ben oraya varır varmaz onlar başladı.No sooner had I got there than they started.
Öğrenciler sorular sormaya başladığında sınıfa henüz girmiştim.I had scarcely entered the class before the students started asking questions.
Sınıfa girer girmez öğrenciler sorular sormaya başladı.I had scarcely entered the class before the students started asking questions.
Toplantıya katılamamamın nedeni şiddetli bir baş ağrımın olmasıydı.The reason I could not attend the meeting was that I had a severe headache.
Kendi başıma olmak istediğim için firmayı bıraktım.I left the firm, because I wanted to be on my own.
Yardım etmezsen, başarısız olur.Without your help, he would fail.
Evden ayrıldıktan beş dakika sonra yağmur yağmaya başladı.It began to rain five minutes after I left home.
Yağmur yağmaya başladığında evden ayrılıyordum.I was leaving home, when it started to rain.
Yağmur yağmaya başladığında evden yeni çıkmıştım.I had scarcely left home when it began to rain.
Ben eve varmadan önce yağmur yağmaya başladı.It began to rain before I got home.
Başkan seçilmem büyük bir onur.It is a great honor for me to have been elected chairman.
Bir makastan başka bir şey bulmadım.I found nothing but a pair of scissors.
Sınavı geçeceğini düşündüğüm arkadaş başarısız oldu.The friend who I thought would pass the exam failed it.
Basına inanmamın nedeni budur.That is why I believe in the Press.
Başarmamın nedeni şanslı olmamdı.The reason I succeeded was because I was lucky.
Ben onun tavsiyesi sayesinde başarılı oldum.It was thanks to his advice that I succeeded.
Başarımı ona borçluyum.I owe my success to him.
Benim çok az başarı umudum vardır.There is little prospect of my success.
Geçen hafta ayrıldığından başka bir şey bilmiyorum.I know nothing except that she left last week.
Kan, çaba, gözyaşı ve terden başka verebilecek hiçbir şeyim yok.I have nothing to offer but blood, toil, tears and sweat.
Japonca çalışmaya başlayalı kırk yıl oldu.It is forty years since I began studying Japanese.
Babamdan daha fazla para istediğimde gerçekten öfkelendi ve bana bağırmaya başladı.When I asked Dad for more money, he really blew up and started to yell at me.
Ben yürürken, yağmur yağmaya başladı.As I was walking, it began to rain.
Bebeği kollarımda tuttuğum anda ağlamaya başladı.The moment I held the baby in my arms, it began to cry.
Yağmur yağmaya başladığında bir arkadaşımla parkta yürüyordum.I was walking in the park with a friend of mine when it started raining.
Benden başka kimse yoktu.There was no one left but me.
Yağmur yağmaya başladığında fazla uzağa gitmemiştik.We had not gone very far when it started to rain.

İlgili Sayfalar