bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Stada vardığımızda maç çoktan başlamıştı.When we arrived at the stadium, the game had already started.
Derhal başlamaya niyet ettim.I intended to start at once.
Hemen başlamazsan geç kalırsın.If you don't start at once, you will be late.
Biz, yakında çalışmaya başlayacağız.We'll begin work soon.
Derhal işimize başlayalım.Let's begin our work at once.
Yanı başımda güzel bir kız buldum.I found at my elbow a pretty girl.
Derhal başlaması gerektiği aklına geldi.It occurred to him that he should start at once.
Derhal başlayalım.Let's start right away.
Hemen başlayalım.Let's start right away.
Derhal başla, yoksa otobüsü kaçıracaksın.Start at once, or you will miss the bus.
Derhal başla, ve zamanında orada olacaksın.Start at once, and you will be in time.
Derhal başla, yoksa geç kalacaksın.Start at once, or you will be late.
Derhal başlamak zorunda kalacaksın.You'll have to start at once.
Derhal başlamalı mıyım?Must I start at once?
Derhal başlamanın bir sakıncası yok.You may as well start at once.
Derhal başlamak için sabırsızlanıyorlar.They are champing to start at once.
Derhal başlamamda bir sakınca yok.I may as well start at once.
Derhal başlayalım; zaten geç oldu.Let's start at once; it's already late.
Derhal başla, ve zamanında derste olacaksın.Start at once, and you'll be in time for class.
Derhal başla, ve otobüse yetişeceksin.Start at once, and you will catch the bus.
Yakında kendi başına yaşamaya alışacaksın.Soon you'll get used to living by yourself.
Yakında sorunla başa çıkabilirsin.You can get over the handicap soon.
O, hiçbir zaman senin baş ağrını tedavi etmeyecek.It will cure you of your headache in no time.
Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.The suitcase contained nothing but dirty clothes.
John kişisel olarak ticarete başladı.John began trade personally.
John, başım derde girdiğinde bana destek olurdu.John used to stand by me whenever I was in trouble.
John babasının şirkette başarılı olacağından emin.John is sure to succeed his father in the company.
John'un başına geleni duydun mu?Did you hear what happened to John?
Lyndon Johnson, John Kennedy öldürüldüğü zaman başkanlığı devraldı.Lyndon Johnson took over presidency when John Kennedy was assassinated.
Chopin'in piyanoda oturur ve çalmaya başlar.Chopin sits at the piano and begins to play.
Gösteri ne kadar sürede başlar?How soon does the show begin?
Gösteri ne zaman başlayacak?When will the show begin?
George işinde başarısız oldu.George failed in business.
George beklenmedik bir anda tırmanmaya başladı.George began to climb all unawares.
George çok kaynaşmaz; o kendi başına kalmayı sever.George doesn't mix much; he likes to keep to himself.
George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.George felt the train begin to move.
Bu düğmeye basar mısınız?Could you press this button?
Jack bu sefer kesin başaracak.Jack is bound to succeed this time.
Bir gazeteci olarak onun kariyeri seçkin başarılarla doluydu.His career as a journalist was full of distinguished achievements.
Jim'den başka herkes geldi.All but Jim came.
Jim'den başka onu gören biri var mı?Did anybody other than Jim see her?
Jim'in başında beyaz bir şapkası var.Jim has a white hat on his head.
Jim başarısını sıkı çalışmaya bağlıyor.Jim attributes his success to hard work.
Kollarını bağlamış olarak Jim tek başına oturuyordu.Jim sat alone with his arms folded.
Bir süre sonra o tekrar piyano çalmaya başladı.After a while she began to play the piano again.
Bir süre sonra yürümeye başladılar.They began to walk after a while.
Bir süre sonra yeniden yürümeye başladılar.They began to walk again after a while.
sistem logunu görmek için Ctrl+Alt+Del basınızPlease push the Ctrl+Alt+Del key to log on the system.
Jane'in başı ciddi belada.Jane is in serious trouble.
Jane başvuru formunu doldurdu.Jane filled out an application.
Jane başkanın sekreteri.Jane is the president's secretary.
Jane'in tek başına okula gitmesi çok zordu.It was too difficult for Jane to go to school alone.
Biz James'i başkan seçtik.We elected James chairman.
Başka sorularınız var mı?Do you have any further questions?
Daha da kötüsü, yağmur yağmaya başladı.To make matters worse, it began to rain.
Daha da kötüsü kar yağmaya başladı.To make matters worse, it began to snow.
Daha da kötüsü, kar yağmaya başladı.To make matters worse, it began snowing.
On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.Another ten minutes' walk brought us to the shore.
Sam, okul basketbol takımına girebildi.Sam made the school basketball team.
Sam'i sadece başarısız olacak planından vazgeçmesi için ikna etmeye çalıştım,I tried to persuade Sam to give up his plan, only to fail.

İlgili Sayfalar