basını ile cümle
basını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, onun başını belaya soktu.She got him into trouble.
Eğer bir dili iyi öğrenmek istiyorsanız, onu tek başınıza öğrenin.If you want to learn a language well, learn it by yourself.
O, başını salladı.She shook her head.
Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu kendi başınıza yaratmaktır.The best way to predict the future is to create it yourself.
Tom başının üzerinde durdu.Tom stood on his head.
Tom'la yakından ilgilenin ve onun başını derde sokmadığından emin olun.Keep a close eye on Tom and make sure he doesn't get into any trouble.
Tom'un başını bu kadar çok belaya sokması şaşırtıcı.It's amazing how much trouble Tom is able to get into.
Tom'un başını belaya sokmakla ilgili uzun bir geçmişi var.Tom has a long history of getting into trouble.
Tom Mary'nin yasayla kaç kez başının belaya girdiğini merak ediyordu.Tom wondered how many times Mary had been in trouble with the law.
Tom başını tıraş etti.Tom shaved his head.
Tom Mary'ye başını derde sokmayacağına söz verdi.Tom promised Mary that he wouldn't get into trouble.
Tom utançla başını eğdi.Tom hung his head in shame.
Tom Mary'nin başını beladan kurtardıTom got Mary out of trouble.
Tom başının üstünde gibi hissetti.Tom felt like he was in over his head.
Tom Mary'nin başının belada olduğunu anladı ve ona yardım etmek için gitti.Tom discovered that Mary was in trouble and went to help her.
Tom'un niyeti Mary'nin başını belaya sokmak değildi.Tom didn't mean to cause Mary any trouble.
Tom başını tekrar derde sokmadan önce, o sadece zaman meselesidir.It's just a matter of time before Tom gets into trouble again.
Başını belaya soktuğunu asla görmek istemiyorum.I never want to see you get in trouble.
O, düşündüğünde başını kaşır.When he thinks, he scratches his head.
Mahcup bir şekilde başını eğdi.He bowed his head ashamedly.
Ona merhaba dediğimde asla yanıtlamaz; yalnızca başını eğer.When I say hello to him, he never replies; he only inclines his head.
Tom merdivenlerden düştü ve başını çarptıTom fell down the stairs and hit his head.
Demokrasilerde, basının bağımsız olması önemlidir.In a democracy, it is important that the press be independent.
John başını suyun üstünde tuttu.John kept his head above the water.
Tom başını salladı.Tom nodded.
Oraya kendi başınıza gitmeye çalışın.Try to drive there on your own.
Gerçekten tek başınıza gitmek istemiyorsunuz, değil mi?You really don't want to go by yourself, do you?
Sadece gece tek başınıza dışarı çıkmamanız gerektiğini söylüyorum.I'm just saying you shouldn't go out alone at night.
Bunu tek başınıza yaptığınıza inanamıyorum.I can't believe you did this by yourself.
Tom'un başının dertte olduğunu düşündüm.I thought Tom was in trouble.
Tom'un başının dertte olduğunu sana düşündüren ne?What makes you think Tom is in trouble?
Tom'un başının belada olabileceğini düşünüyoruz.We think Tom may be in trouble.
Tom öğretmenin yüzüne bir göz attı ve onun başının dertte olduğunu biliyordu.Tom took one look at the teacher's face and he knew he was in trouble.
Tom Mary'ye John'un başının belada olduğunu söyledi.Tom told Mary that John was in trouble.
Tom başının dertte olduğunu biliyor.Tom knows he's in trouble.
Tom şimdi başının dertte olduğunu biliyor.Tom knows he's in trouble now.
Tom başının belada olduğunu biliyordu.Tom knew he was in trouble.
Tom her zaman başını belaya sokuyor.Tom is always getting in trouble.
Tom John'ın başını belaya sokmak istemiyor.Tom has no desire to get John in trouble.
Tom senin başını belaya soktu, değil mi?Tom got you in trouble, didn't he?
Tom henüz başının belada olduğunu fark etmiyor.Tom doesn't yet realize he's in trouble.
Konuşma tarzın bir gün senin başını belaya sokacak.The way you talk is going to get you in trouble someday.
Mary Tom'un başının belada olduğunu düşündü.Mary thought Tom was in trouble.
Mary Tom'un başının dertte olduğunu söyledi.Mary said Tom was in trouble.
Ben senin başını derde soktuğum için üzgünüm.I'm sorry I got you in trouble.
Hiç kimsenin başını belaya sokmayacağım.I won't get anyone in trouble.
Tom ve Mary'nin başının belada olduğunu düşünüyorum.I think that Tom and Mary are in trouble.
Neden onların başının dertte olduğunu biliyorum.I know why they're in trouble.
İçimde Tom'un başının dertte olduğuna dair bir his vardı.I had a feeling that Tom was in trouble.
O başını kaşıdı.She scratched her head.
O, başını kaşıdı.He scratched his head.
Başını belaya sokmak istemiyorum.I don't want to get you in trouble.
Birinin başını belaya sokmak istemiyorum?I don't want to get anyone in trouble.
Başınızı derde sokmak istemiyorum.I don't want to trouble you.
Tom, Mary'yi başını belaya sokacak bir şey yapmaya teşvik etmek istemedi.Tom didn't want to encourage Mary to do anything that might get her in trouble.
Tom olumlu olarak başını salladı.Tom nodded affirmatively.
Tom onaylamak için başını salladı.Tom nodded approval.
Tom onaylayarak başını salladı.Tom nodded approvingly.
Tom yine başını salladı.Tom nodded back.
Tom cesaret verecek şekilde başını salladı.Tom nodded encouragingly.