Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Životní podmínky byly značně chladnější, ale také co se týče dopadu ultrafialového světla daleko mírnější.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Климатические условия были значительно холоднее, а воздействие ультрафиолета - менее интненсивным.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.התנאים היו באופן משמעותי קרים יותר, אבל גם פחות לחוצים בהתייחס לנושא הקרינה האולטרה סגולה.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.فكانت الأحوال أشد برودة لكنهم أيضاً كانوا أقل كثافة بإعتبار نظام الأشعة فوق البنفسجية.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.同時に 紫外線は 厳しさが和らぎます 北半球に来た人類にとって
- Lev, en azından yalan söyle bari.-En tiedä. Lev, valehtele vähän!
- Lev, en azından yalan söyle bari.Geen idee. - Dan lieg je maar.
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Jag vet inte. Lev, ljug lite!
- Lev, en azından yalan söyle bari.Lev, berbohong saja padaku.
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Lev, cứ nói láo, không sao đâu.
- Lev, en azından yalan söyle bari.Lev, lyv nu for mig!
- Lev, en azından yalan söyle bari.Lev! Mente-me, por favor.
- Lev, en azından yalan söyle bari.¡Lev! Miénteme.
- Lev, en azından yalan söyle bari.Lew, wiesz co, możesz mnie okłamać.
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Mondjuk, 50-50. Nem...
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Ne vem. Laži mi.
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Non lo so. Ti prego, menti!
- Lev, en azından yalan söyle bari.S'il te plaît, mens-moi !
- Lev, en azından yalan söyle bari.-Víš co? Lži mi.
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Λεβ! Πες μου ψέματα!
- Lev, en azından yalan söyle bari.Лев! Излъжи ме поне!
- Lev, en azından yalan söyle bari.- Не знам. Лев! Излъжи ме поне!
- Lev, en azından yalan söyle bari..מה קורה? -האדמה מתבקעת
Madem ısrar ediyorsunuz, okuyayım bari.Silence. Si vous voulez.
Mohawk'larýn kurduklarý barikatlara baskýn düzenledi.지구를 파괴하고 사람들을 죽임으로써
- Neden? - Bariz değil mi?-Γιατί; -Δεν είναι προφανές;
Ne yapayým, geleyim bari. Çocuklar da mutlu olsun.Е, надявам се на най-доброто и за двамата Но съм много притеснена.
Ne yapayým, geleyim bari.Η επέτειος γάμου μας.
"Odadan çıkıyor." Etrafıma baktım, kimse yoktu ancak bu yorumun netliği ve kararlılığı barizdi.Miré alrededor y no había nadie allí, pero la claridad y la firmeza del comentario era inconfundible.
"Odadan çıkıyor." Etrafıma baktım, kimse yoktu ancak bu yorumun netliği ve kararlılığı barizdi.Огледах се, нямаше никой наоколо, но яснотата и решителността на коментара бяха несъмнени.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Annyira nyilvánvaló lehetne bárki számára.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Così ovvio per chiunque.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Si évidente, n'importe qui peut comprendre ça.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.So offensichtlich, dass jeder es verstehen könnte.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Tak samozřejmé, že by to udělal kdokoli.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Tan obvio que cualquiera entendería.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Zo voor de hand liggend, iedereen zou het kunnen.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Τόσο προφανές που οποιοσδήποτε θα το καταλάβαινε.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Так очевидно, кожен це бачить.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Толкова е очевидно, че всеки го може.
O kadar bariz ki, herhangi biri yapabilirdi.Это очевидно и понятно любому.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...C'est tellement évident, ça saute aux yeux,, et quelqu'un devait y avoir pensé.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Das ist so offensichtlich, sonnenklar, und jemand musste diese Idee doch gehabt haben.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...E' così ovvio, così chiaro, che qualcuno deve averci pensato.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Es tan obvio, tan evidente, que alguien lo tendría que haber pensado.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Este atât de evident, simplu și cineva ar fi trebuit să se gândească la acest lucru.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...É tão óbvio, mesmo à frente dos olhos, alguém havia de ter pensado nisso.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...그렇지 않나요? 분명 누군가는 그런 생각을 안했을리가 없고
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...To takie oczywiste, na samym widoku, i ktoś musiał o tym pomyśleć.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Това е толкова очевидно, право в лицето ти, и някой трябва да е мислил за това.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...Это так очевидно, прямо в лоб бъет, кто-то должен был это уже придумать.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...זה כל כך מובן מאליו, ישר בפרצוף. ומישהו בטח חשב על זה.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...ومن الواضح الآن، وأمام ناظرِيْك، يجب أن يكون شخص ما فكّر في ذلك.
O kadar bariz ve göz önünde ki bu fikri birisinin aklına getirmemesi imkansızdı...誰かが絶対考えたはずなんです そして事業として 始めたはずなんです
Öndeki koluyla bayrağı kaldırmış, diğer elinde ise süngü var, barikatı aşıyor.El brazo hacia adelante con la bandera, el otro llevando avanzando sobre la barricada.
Öndeki koluyla bayrağı kaldırmış, diğer elinde ise süngü var, barikatı aşıyor.Je to postava, která vede lid vpřed s ideou svobody.
Öndeki koluyla bayrağı kaldırmış, diğer elinde ise süngü var, barikatı aşıyor.Wyciągnięta dłoń dzierży flagę, druga trzyma bagnet, kiedy postać depcze barykadę.
Öndeki koluyla bayrağı kaldırmış, diğer elinde ise süngü var, barikatı aşıyor.Із рукою, спрямованою вперед із прапором, в іншій руці тримаючи багнет, вона переступає барикаду.
Orada cam bariyer var değil mi.- Hay una barrera de vidrio.
Orta Doğu'nun barış karşıtı bariyerlerinden biriE pace în Irlanda de Nord fiindcă ambele părți au realizat că tactica "totul sau nimic" nu merge.