Ana içeriğe geç
Sözlük

bari ile cümle

bari kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Da sagde hans Hustru til ham: "Holder du endnu fast ved din Fromhed? Forband Gud og dø!"
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Da sa hans hustru til ham: Holder du dig ennu like ulastelig? Si Gud farvel og dø!
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Então sua mulher lhe disse: Ainda reténs a tua integridade? Blasfema de Deus, e morre.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Entonces su mujer le dijo: --¿Todavía te aferras a tu integridad? ¡Maldice a Dios, y muérete
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››I řekla jemu žena jeho: Ještě vždy trváš v své upřímnosti? Zlořeč Bohu a umři.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››I rzekła mu żona jego: A jeszczeż trwasz w uprzejmosci twojej? Złorzecz Bogu, a umrzyj.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››그 아내가 그에게 이르되 당신이 그래도 자기의 순전을 굳게 지키느뇨 하나님을 욕하고 죽으라
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Nevastă-sa i -a zis: ,,Tu rămîi neclintit în neprihănirea ta! Bleastămă pe Dumnezeu, şi mori!``
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Niin hänen vaimonsa sanoi hänelle: "Vieläkö pysyt hurskaudessasi? Kiroa Jumala ja kuole."
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Sa femme lui dit: Tu demeures ferme dans ton intégrité! Maudis Dieu, et meurs!
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Tedaj mu reče žena njegova: Ali se še držiš popolnosti svoje? Odpovej se Bogu in umri!
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Und sein Weib sprach zu ihm: Hältst du noch fest an deiner Frömmigkeit? Ja, sage Gott ab und stirb!
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Τοτε ειπε προς αυτον γυνη αυτου, Ετι κρατεις την ακεραιοτητα σου; Βλασφημησον τον Θεον και αποθανε.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››И сказала ему жена его: ты все еще тверд в непорочности твоей! похули Бога и умри.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››Тогава жена му рече: Още ли държиш правдивостта си? Похули Бога и умри.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››ותאמר לו אשתו עדך מחזיק בתמתך ברך אלהים ומת׃
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››فقالت له امرأته انت متمسك بعد بكمالك. بارك الله ومت.
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››他 的 妻 子 對 他 說 、 你 仍 然 持 守 你 的 純 正 麼 . 你 棄 掉 神 、 死 了 罷
Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››他 的 妻子 對 他 說 、 你 仍然 持 守 你 的 純正麼 . 你 棄掉神 、 死了罷
Kendime geldim, bariz biçimde.As situações têm o poder de fazer, através de...
Kendime geldim, bariz biçimde.Ero appena tornato in me, evidentemente.
Kendime geldim, bariz biçimde.Ich kam offensichtlich gerade noch zur Vernunft.
Kendime geldim, bariz biçimde.Ik kwam duidelijk weer bij zinnen.
Kendime geldim, bariz biçimde.J'ai repris mes esprits, manifestement.
Kendime geldim, bariz biçimde.Jeg kom bare til mig selv, tydeligvis.
Kendime geldim, bariz biçimde.여기서 깨달았지요.
Kendime geldim, bariz biçimde.Mi-am venit în fire, evident
Kendime geldim, bariz biçimde.Nyilvánvaló, hogy észhez tértem.
Kendime geldim, bariz biçimde.Obviamente, entré en razón.
Kendime geldim, bariz biçimde.Odzyskałem zmysły.
Kendime geldim, bariz biçimde.Prostě jsem se najednou probral.
Kendime geldim, bariz biçimde.Zjavne som sa spamätal.
Kendime geldim, bariz biçimde.Βρήκα πάλι τα λογικά μου προφανώς.
Kendime geldim, bariz biçimde.Очевидно, я тоді опритомнів.
Kendime geldim, bariz biçimde.Просто си върнах здравия разум, очевидно е.
Kendime geldim, bariz biçimde.Это было очевидное решение, конечно же.
Kendime geldim, bariz biçimde.מסתבר ששבתי לעשתונותי.
Kendime geldim, bariz biçimde.لقد عاد إلي رشدي، كما هو واضح.
Kendime geldim, bariz biçimde.状況には力があります
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Aku akan mengambil roti itu dari tabut sebelum ada yang menemukannya."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Ich schnappe mir das Brot bevor jemand es findet."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Ik haal het uit de kast voordat iemand het gevonden heeft."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Jag ska ta bort det ur arken innan någon hittar det."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Je vais le retirer de l'arche avant que quelqu'un ne le trouve."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Lo sacaré del arca antes de que alguien lo encuentre."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""O voi scote din chivot inainte sa o gaseasca cineva."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Ta sẽ lấy chúng ra khỏi cái hộp trước khi người nào đó thấy chúng."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Tiro-o da arca antes que alguém o encontre."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Θα το βγάλω από τη κιβωτό πριν το βρει κάποιος",
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Заберу-но хліб з ковчега, доки ніхто не дізнався".
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Ще го извадя от кивота, преди някой да го намери."
"Kimse bulmadan arkın içinden çıkartayım bari.""Я заберу хлеб из ковчега пока никто не нашел его."
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Die Bedingungen waren erheblich kühler, aber auch weniger intensiv, bezogen auf die ultraviolette Strahlung.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Điều kiện môi trường rõ ràng lạnh hơn, nhưng cường độ tử ngoại cũng đồng thời giảm đi.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Het was er kouder, maar er was ook minder UV-straling.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Il clima era notevolmente più freddo, ma anche meno severo per quanto riguardava le radiazioni ultraviolette.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.기온은 상당히 더 낮았고 자외선은 더 약했습니다.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.las condiciones eran bastante más frias, pero también menos intensas con respecto a los rayos UV.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Vremea era mai rece, dar erau și mai puține radiații ultraviolete.
Koşullar bariz şekilde daha soğuktu, ancak ultraviyole rejim açısından daha hafifti.Warunki były znacznie zimniejsze, ale również mniej intensywne pod kątem promieniowania ultrafioletowego.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod