Serbet içince bardak kirilir.Без этой чаши он — изгой.
Bardakiler Charlie'yi fark etmez fakat diğer grubu beğenir.Ученики его терпеть не могут, и Чарли тоже.
Anlatım esnasında, dört bardak şarap tüketilir.Я видела всего два раза, как папа пригубил бокал вина.
Bir bardak buzlu su..Будто на меня вылили стакан ледяной воды.
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Жена подносит мужу бокал с вином.
Temiz bir bardak bulamayan Beth, ağlamaya başlar.Жена Василия, не в силах пережить утрату, начинает пить.
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Капнуть кипящий сироп в холодную воду.
Silikondan imal edilmiş menstrual bardaklar genellikle 1-5 yıl sürecek şekilde tasarlanmıştır.كؤوس الحيض المصنوعة من السيليكون تصمم عمومًا لتدوم من 1-5 سنوات.
İnsanın günde sekiz bardak suya ihtiyacı vardır.كما ينصح بشرب ثمان اكواب على الأقل من الماء يومياً.
"Murat Bardakçı: Ben tarihçi değil gazeteciyim".أعتقد أنه فوضوي، إلا أنه ليس صحفيًا."
Buzlu çay veya ice tea, genellikle bir bardakta buzlu olarak servis edilen soğuk çay türü.الشاي المثلج (بالإنجليزية: Iced tea) هو نوع من الشاي البارد، يحفظ عادة في الزجاج فوق الثلج.
Anektod olarak, Glaser'ın bir bardak bira içindeki kabarcıklardan esinlendiği iddia edilidi.بعد قليل، يعود فينس ثملاً يلقي بزجاجات البيرة في المنزل.
Menstrual bardaklar ayrıca ped ve tamponlardan daha pratik ve çevre dostu olarak tanıtılmaktadır.كذلك يتم الترويج لكؤوس الحيض بإعتبارها أكثر عملية وصديقة للبيئة من السدادات والفوط.
O her sabah bir bardak su içer.إنه يشرب كأساً من الماء كل صباح.
Türk çayı genellikle "ince belli" cam bardak ve özel tabağıyla servis edilir.عادة ما يتم تقديم الشاي التركي في أكواب زجاجية ذات "خصر رفيع" وطبق خاص.
Oraya vardığında ikisi birer bardak şampanya içti ve Lana Enzo'yu kandırdı.Quando chegou lá, os dois beberam um copo de champanhe e Lana forçou Enzo a tirar sua roupa.
Diğer şarapların aksine bardak son noktasına kadar doldurulur.O copo deve estar cheio até um terço.
Bir bardak su ver.Bebi apenas um copo de água.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.O Wikcionário tem o verbete mentiroso.
"Murat Bardakçı: Ben tarihçi değil gazeteciyim"."Eu pensei que era um erro, pessoalmente, não como jornalista.
Bardaki bütün müşteriler ölmediklerini anladıktan sonra birbirlerine ateş etmeye başlar.Todos os patronos do bar começam a atirar um nos outros e riem ao descobrir que ainda estão vivos.
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Nisto chega Eliza com uma tarte de presente.
İlhan Bardakçı ilk evliliğini Nemika Hanım'la yaptı.Quem terminasse primeiro casaria com a princesa.
İnce belli çay bardaklarında servis edilir.Deve ser servido quente em uma xícara de café.
Anektod olarak, Glaser'ın bir bardak bira içindeki kabarcıklardan esinlendiği iddia edilidi.Segundo a tradição, a kriek é uma cerveja de Verão, que deve ser bebida num copo balão.
YerelNET - Bardakçı KöyüConheça Seu Bairro - Vianelo-Bonfiglioli
Bir bardak su ver.Een glaasje op hebben.
Bir bardak su içilmesi de yardımcı olacaktır.Ook te drinken geven zal helpen.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.De meeste Tibetanen drinken dagelijks veel boterthee.
İnsanın günde sekiz bardak suya ihtiyacı vardır.Een kind heeft minstens een liter water per dag nodig.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.Miysis strafte leugenaars.
Kanada'da ise büyük hacimli bira bardaklarına schooner denir.In het Nederlands heet het liedje Café zonder bier.
Şarap bardaklara doldurulduktan sonra dört kişi tarafından içilir.De wijn werd vier jaar in de kelders bewaard om te rijpen.
Oyunun amacı, bir sonraki seviyeye geçmek için altın bardaklar toplamaktır.Het doel van het spel is de gouden LEGO-stenen te verzamelen die door het spel zijn verspreid.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Het regent dat het giet.
Bir bardak suda fırtına koparır.Hij creëert een storm in een glas water.
İki bardak elma suyu, lütfen.Twee glazen appelsap alstublieft.
Bardakta hiç süt yok.Er is geen melk in het glas.
Ben bir bardak su istiyorum.Ik wil graag een glaasje water.
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı.Het regende pijpenstelen.
Bir bardak su istiyorum.Ik wil graag een glaasje water.
Bir bardak su istiyorum.Ik wil een glaasje water.
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.De regen valt met bakken uit de hemel.
Gönüllüler, bir kullanımlık bardaklarda çay dağıtıyorlardı.Vrijwilligers deelden thee uit in wegwerpkopjes.
Bir kullanımlık bardaklar okulda yasaktır.Wegwerpbekers zijn in de school verboden.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.De regen valt met bakken uit de hemel.
Üstüne bir bardak su iç!Daar kun je naar fluiten!
Üstüne bir bardak su iç!Dat kun je op je buik schrijven!
Üstüne bir bardak su iç!Dat kun je vergeten!
Üstüne bir bardak su iç!Vergeet het maar!
Tekrarlayalım: bardak, tabak, bıçak, çatal, kaşık, çay kaşığı.Laat ons even herhalen: beker, bord, mes, vork, lepel, theelepeltje.
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Hrabina posyła mu więc butelkę szampana.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.Dekanat Kłodzko Kłodzko.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Koczownicy tybetańscy wypijają kilkadziesiąt czarek dziennie.
Yemeklerle birlikte 1 bardak su ile alınması önerilir.Zalecane jest, aby tabletkę popijać przynajmniej jedną szklanką wody.
İsolade Brangane'ye dolabında bulunan bir ufak şişeyi çıkarıp bunu bir bardak içkiye katmasını söyler.Adams zabrał z jej pokoju butelkę brandy oraz zegar.
Tek bardak demleme sistemi popülerlik kazandıkça, 2004 yılında ev kullanımı için bira eklenmiştir.W 2004 roku była tu mała restauracja, można było tutaj też spróbować lokalnego piwa.
Bir bardak su ver.Jak zrobić szampana?
Anlatım esnasında, dört bardak şarap tüketilir.Po każdym przesypaniu się piasku wybijane było pół szklanki.
Silindir bir şekle sahip olup, highball bardaktan daha dardır.W porównaniu do szklanki typu Highball jest węższa.