Ana içeriğe geç
Sözlük

barda ile cümle

barda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir bardak su ver.Să se aducă puțină apă!
Sonra bardağına içki koyar.Mai târziu, el o trimite după un al doilea pahar.
Filmde Spears'ın karakteri şarkıyı bir karaoke barda söylemektedir.Personajul lui Spears, Lucy, interpretează cântecul într-un bar de karaoke.
Yani, kırmızılık; parmakla veya su bardağı gibi bir cisimle bastırıldığında kaybolmaz.Leziunile nu își schimbă culoarea, roșeața nedispărând prin apăsare cu degetul sau cu un pahar din sticlă.
Mojito yapmak için misket limonu suyu uzun bir bardak içerisindeki şeker ve nane yapraklarına eklenir.Pentru a prepara un Mojito, sucul de la o limetă este adăugat peste zahăr și mentă, într-un pahar înalt.
Bardak kırıldı.Paharul a fost spart.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.Méhely Lajos Valaki hazudik.
Sonra bardağına içki koyar.Mondtam neki, hogy tartsa meg egy percre a csészét.
"Murat Bardakçı: Ben tarihçi değil gazeteciyim".Julian Bashir: „Én orvos vagyok, nem történész.”
Bir bardak su ver.Kérek még csokit.
Escobar, 2 Temmuz 1994'te Kolombiya'nın Medellin kentindeki bir barda vurularak öldürüldü.1994. július 2-án Escobart lelőtték Medellínben az El Indio nevű bár melletti parkolóban.
Bardak yaklaşık olarak 115 milimetre uzunluğundadır.A tojások hossza kb. 115 mm.
Daha sonra 2-3 bardak süt içilir.Felkelés után azonnal egy-két pohár vizet inni.
Yarım çay bardağı badem günlük manganez ihtiyacının yüzde 45'ini, bakır ihtiyacının yüzde 20'sini karşılar.Sok benne a rost, egy csésze bulgur a napi szükséglet 25%-át fedezi.
Sevdiği kadının öldürülmesi ise bardağı taşıran son damla olmuştur.Édesanyja halála volt az utolsó csepp a pohárban.
İngiltere'de birçok rock barda sahne aldı ve büyük hayran kitlesi oluştu.Az egyik brit rádióállomás elkezdte játszani a számot, és nagy sikere volt.
ABD'de ise schooner terimiyle bardakların hacminden ziyade şekli kastedilir.Ahogyan a boroknál, itt is fontos a pohár formája.
O, peşpeşe viski içerek barda oturdu.A bárban ült és egymás után öntögette magába a viszkiket.
En az bir tanesi bardan çıkarılınca bile kan içinde idi (Carter, s.Ainakin yksi henkilö vuosi jo verta, kun hänet tuotiin ulos baarista (Carter, s.
O gece barda aşağı yukarı 200 kişi vardı.Baarissa oli sinä iltana noin 200 henkeä.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.Väinämöinen yritti valehdella olevansa kuollut.
Escobar, 2 Temmuz 1994'te Kolombiya'nın Medellin kentindeki bir barda vurularak öldürüldü.Escobar murhattiin 2. heinäkuuta 1994 baarin edustalla kotikaupungissaan Medellínissä.
Bardayken aylaklardan kurtulan iki kişiyle karşılaşırlar.Majataloon saapuu kaksi barbaaria, jotka kaipaavat apua.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Juoma kaadetaan korkeaan lasiin.
Buzlu çay veya ice tea, genellikle bir bardakta buzlu olarak servis edilen soğuk çay türü.Jäätee on tavallisesti lasista juotavaa kylmää teetä.
Çay bardakları hazırlandı.Tehdas valmisti pulloja.
Bir barda dansçı olarak çalışmaya başlar.Lopulta tyttö saa kuitenkin töitä tanssijana ravintolasta.
Aynı dönem için aynı barda çalışan Gizem ile tanışır."Siinä on tämä kaveri, joka menee baariin..."
Günce 1-2 bardak tavsiye edilir.!Vuodessa suositellaan munittavaksi 1–2 poikuetta.
Bir barda çalışmaya başlamıştır.Tämän jälkeen hän palasi työskentelemään baariin.
Cappuccino: Bardağın 1/3'ü tek ölçü espresso, 1/3'ü buharla ısıtılmış kıvamlı süt ile karıştırılır.Cappuccino - kolmasosa espressoa, kolmasosa kuumaa maitoa ja kolmasosa maitovaahtoa.
Holden ile bir barda buluşur.Holden menee baariin ja tapaa Carl Lucen.
Üç tane çift CD , Iron Maiden'ın aile ağacı ve bir shot bardağı içerir.Boksi sisältää kolme CD:tä, Iron Maidenin sukupuun ja shottilasin.
Lily, Nina'ya geceyi barda tanıştığı bir erkekle geçirdiğini bildirir.Lily vastaa viettäneensä edellisen yön erään yökerhossa tapaamansa miehen kanssa.
İlk yıllardan itibaren sadece şişe ve bardak üreten fabrikada üretim el emeğine dayanıyordu.Sittemmin tehdas keskittyi vain pullojen ja lasipurkkien valmistukseen.
Bir gün barda tanıştığı bir adamla birlikte olur ve ondan hamile kalır.Yöllä baarissa kavereidensa kanssa hän tapaa baarimikon ja aloittaa suhteen tämän kanssa.
"Murat Bardakçı: Ben tarihçi değil gazeteciyim".38–40. Kurvinen, Heidi: En mä oo mies enkä nainen. mä oon toimittaja.
Bu donmuş ürünlerin tümü dondurma külahılarında, bardaklarda, sundae ve milkshake'lerde satılabilir.Näitä kaikkia jäätuotteita myydään vohveleissa, kupeissa, sundaeina ja pirtelöinä.
Oraya vardığında ikisi birer bardak şampanya içti ve Lana Enzo'yu kandırdı.Hänen vanhempansa olivat työmies Matti Viinamäki ja Leena Kaisa Luoma.
O, bardağını boşalttı.Hän joi lasinsa tyhjäksi.
Karaoke barda soju içtik.Joimme sojua karaokebaarissa.
O bir bardak süt içti.Hän joi lasillisen maitoa.
Bana bir bardak su ver.Anna minulle lasi vettä.
Bardas Fokas ve akrabaları yakalanıp, izleyen yedi yıl kalacakları Prote'ye sürgün edildiler.Ο Φωκάς και οι συγγενείς του συνελήφθησαν και εξορίστηκαν στην Χίο, όπου πέρασαν τα επόμενα επτά χρόνια.
Yaklaşık 855 yılında, Bardas tekrar evlenmiştir.Το 1955, ο Γκέιμπλ παντρεύτηκε ξανά.
Üzülen ressam bir bara gidip sarhoş olur ve bardakilere hikâyesini anlatır.Μισούσα να πηγαίνω στα μπαρ και να τραγουδάω σε μεθυσμένους.
Bardakta azıcık su var.Υπάρχει λίγο νερό στο ποτήρι.
Angel, bir barda oturmakta ve Buffy'yi hatırlamaktadır.Ο Μαρίμι είναι σίνγκλ και μένει στο Τελ Αβίβ, δουλεύοντας σε ένα κοκτέιλ μπαρ.
Vehbi Bardakçı - Öykü-Roman yazarı.Το σιωπηλό σύνορο· Μυθιστόρημα.
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Σερβίρεται σε ψηλό ποτήρι με παγάκια.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Καθ' όλη την διάρκεια της ημέρας, οι άνθρωποι καταναλώνουν πολλά φλιτζάνια τσάι.
Cappuccino: Bardağın 1/3'ü tek ölçü espresso, 1/3'ü buharla ısıtılmış kıvamlı süt ile karıştırılır.Cappuccino (lille hat), 1/3 espresso, 1/3 varmet mælk og 1/3 mælkeskum.
İnsanın günde sekiz bardak suya ihtiyacı vardır.Østrigerne drikker knap 40 liter vin pr. person årligt.
Düşen damlalar bir bardakta toplanır.Bundfaldet skal blive i flasken.
Shephard, ölümünden önce Avustralya'da bir barda Sawyer ile karşılaşmış ve sohbet etmişlerdir.Sawyer drikker og møder også Christian Shephard på en bar i Australien.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?I det næste shot er det kun halvdelen af glasset, der er fyldt.
Serviste neredeyse her zaman bir bardak su da künefeyle verilir.Traditionelt bliver kaffen serveret med et glas vand.
Ince uzun ve buzlu bir bardakta servisi uygundur.Helt uundværligt ved det store kolde bord.
Berliner Weisse sıklıkla çanak biçimindeki bardaklarla servis edilir.Vin fra Franken hældes ofte på flaske af typen Bocksbeutel.
Kadının önündeki bardakta yeşilimsi bir sıvı vardır.Et glas med en grøn væske (absint) står foran kvinden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod