Ana içeriğe geç
Sözlük

barda ile cümle

barda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu sokakta her bardan farklı müzikler duyulmaktadır.Na rua estão localizados diversos bares com música ao vivo.
O gece barda aşağı yukarı 200 kişi vardı.Aproximadamente 205 pessoas estavam no bar naquela noite.
YerelNET - Bardakçı KöyüConheça Seu Bairro - Vianelo-Bonfiglioli
Bir bardak su ver.Een glaasje op hebben.
Bir bardak su içilmesi de yardımcı olacaktır.Ook te drinken geven zal helpen.
Escobar, 2 Temmuz 1994'te Kolombiya'nın Medellin kentindeki bir barda vurularak öldürüldü.Escobar werd op 2 juli 1994 in zijn geboortestad Medellín doodgeschoten.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.De meeste Tibetanen drinken dagelijks veel boterthee.
Bir barda çalışmaya başlamıştır.Daar werkte ze in een bar.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?Tot een compromis kunnen zij niet komen: het glas is of half vol, of half leeg.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Hij zet schone glaasjes terug op tafel.
Yaklaşık 855 yılında, Bardas tarafından yeniden kurulan Magnaura okulunun başına geçirildi.Rond 855 werd Leo door Bardas aangesteld tot hoofd van de nieuw gestichte school van Magnaura.
Sonra bardağına içki koyar.Daarop biedt hij haar een kopje koffie aan.
Gueuze geleneksel olarak 375 ile 750 mililitrelik şampanya bardağıyla servis edilir.Traditioneel worden daarom champagneflessen van 75 of 37,5 cl gebruikt.
Bu eserde, pek çok insan barda durmaktadır.En velen moeten dan ook staan in de trein.
İnsanın günde sekiz bardak suya ihtiyacı vardır.Een kind heeft minstens een liter water per dag nodig.
Üç tane çift CD , Iron Maiden'ın aile ağacı ve bir shot bardağı içerir.De box bevat 3 dubbel-cd's, de Iron Maiden-stamboom en een glas.
Burada Bardanes ismini değiştirip Filippikos ismini almış ve bu şehirde yaşayanları isyana tahrik etmiştir.Hij veranderde de naam in Philippi, naar zichzelf, en vergrootte de populatie sterk.
Bir barda dansçı olarak çalışmaya başlar.Ze vindt werk als danseres in een café.
Üzerine bardağı dolduracak şekilde kırık buzlar koyulur.Deze gedraaide glasdraden werden ingebed in kleurloos glas.
Holden barda karşılaşmıştır.Lusse is woonachtig in Baarn.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.Miysis strafte leugenaars.
Kanada'da ise büyük hacimli bira bardaklarına schooner denir.In het Nederlands heet het liedje Café zonder bier.
Şarap bardaklara doldurulduktan sonra dört kişi tarafından içilir.De wijn werd vier jaar in de kelders bewaard om te rijpen.
Oyunun amacı, bir sonraki seviyeye geçmek için altın bardaklar toplamaktır.Het doel van het spel is de gouden LEGO-stenen te verzamelen die door het spel zijn verspreid.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Het regent dat het giet.
O, bardağını boşalttı.Hij leegde zijn glas.
Bir bardak suda fırtına koparır.Hij creëert een storm in een glas water.
İki bardak elma suyu, lütfen.Twee glazen appelsap alstublieft.
Bardakta hiç süt yok.Er is geen melk in het glas.
Ben bir bardak su istiyorum.Ik wil graag een glaasje water.
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı.Het regende pijpenstelen.
Bir bardak su istiyorum.Ik wil graag een glaasje water.
Bir bardak su istiyorum.Ik wil een glaasje water.
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.De regen valt met bakken uit de hemel.
Gönüllüler, bir kullanımlık bardaklarda çay dağıtıyorlardı.Vrijwilligers deelden thee uit in wegwerpkopjes.
Bir kullanımlık bardaklar okulda yasaktır.Wegwerpbekers zijn in de school verboden.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.De regen valt met bakken uit de hemel.
Üstüne bir bardak su iç!Daar kun je naar fluiten!
Üstüne bir bardak su iç!Dat kun je op je buik schrijven!
Üstüne bir bardak su iç!Dat kun je vergeten!
Üstüne bir bardak su iç!Vergeet het maar!
Tekrarlayalım: bardak, tabak, bıçak, çatal, kaşık, çay kaşığı.Laat ons even herhalen: beker, bord, mes, vork, lepel, theelepeltje.
2018'de piyasaya sürülen ve normal bir bira bardağından daha az kalori içeren Jupiler Pure Blonde [3]Jupiler Pure Blonde, gelanceerd in 2018, dat minder calorieën bevat dan een gewoon pintje[5]
Mezarlıkta karşılaştığı Nina, "Votka Limon" isimli yerel barda çalışan bir duldur.Na cmentarzu spotyka Ninę, wdowę pracującą w miejscowym barze "Vodka Lemon".
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Hrabina posyła mu więc butelkę szampana.
Bardakçı Necati yalan söylüyor dedi.Dekanat Kłodzko Kłodzko.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Koczownicy tybetańscy wypijają kilkadziesiąt czarek dziennie.
İkili daha sonra golf kulübünün barına ulaşır ve Beth barda alkol aramaya başlar.Obydwoje spotykają się później w eleganckim salonie, gdzie piją martini.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?(2) Szklanka jest w połowie pusta.
Bir barda dansçı olarak çalışmaya başlar.W nocy dorabia jako tancerka w barze.
Üzerine bardağı dolduracak şekilde kırık buzlar koyulur.Następnie wsypać pokruszony lód do pełna szklanki.
Yemeklerle birlikte 1 bardak su ile alınması önerilir.Zalecane jest, aby tabletkę popijać przynajmniej jedną szklanką wody.
İsolade Brangane'ye dolabında bulunan bir ufak şişeyi çıkarıp bunu bir bardak içkiye katmasını söyler.Adams zabrał z jej pokoju butelkę brandy oraz zegar.
Pek çok barda limon dilimiyle servis edilir.W wielu lokalach dostępne są płatne bary sałatkowe.
Tek bardak demleme sistemi popülerlik kazandıkça, 2004 yılında ev kullanımı için bira eklenmiştir.W 2004 roku była tu mała restauracja, można było tutaj też spróbować lokalnego piwa.
Bir bardak su ver.Jak zrobić szampana?
Anlatım esnasında, dört bardak şarap tüketilir.Po każdym przesypaniu się piasku wybijane było pół szklanki.
Silindir bir şekle sahip olup, highball bardaktan daha dardır.W porównaniu do szklanki typu Highball jest węższa.
Holden barda karşılaşmıştır.Panowie spotykają się w barze.
"Bir bardak ayranın kaç yıl hatırı var!".Ile prawdziwej czekolady jest w czekoladzie pitnej?.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod