banyo ile cümle
banyo kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Otel odalarının 100%'inde duş / tuvalet veya banyo / tuvalet bulunmaktadır.호텔방의 100%가 샤워시설과 화장실, 혹은 목욕시설과 화장실이 갖춰져 있다.
Fakat bu fobi, genellikle çocuklar banyonun kötü bir şey olmadığını anladıklarında ortadan kalkar.그러나 두려움은 어린이들에게 일반적으로 나타나는 일이므로 그들은 목욕이 두려워 할 일이 아니라는 것을 배워야 한다.
Banyo yapmaktan nefret eder.싫어하는 것은 목욕이다.
Japon hamamı, Japonlarca kullanılan halk banyosu.일본 자위대, 일본 기상청, 일본 해상보안청에서 사용하고 있다.
Banyo yapmak hobisidir.취미는 욕실 청소다.
Yolcu uçaklarının tuvaletlerinde de banyo seksi yapılmaktadır.다만 남성의 시신에선 공중 목욕탕 티켓은 나오지 않았다.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.해수욕을 할때는 수영복을 착용하고 한다.
Furoshiki, ilk defa Nara döneminin ortalarında geleneksel Japon banyolarında (onsen) kullanılmaya başlandı.가마보코는 일본에서 무로마치 시대 중기에 처음 만들어졌다.
Banyodan çıkmaya çalışırlar fakat siyah şekil kapıdan geçer.הם ניסו לצאת מהשירותים, אך דמות שחורה נעה על פני הדלת.
Banyo yapmaktan nefret eder.הם אוהבים לעשות אמבטיות בץ.
27 Ocak 1971'de banyosunda ölü bulundu.הוא נפטר במקסיקו סיטי בינואר 1971, בעת שהתרחץ באמבטיה.
Cate adama saldırır ve banyonun penceresinden kaçar.היא תוקפת אותו ונמלטת דרך חלון האמבטיה.
Katie evde Randy ile birlikte kalır ve kızların banyosunda Kanlı Mary oyununu oynarlar.קייטי נשארה עם רנדי בבית, והם שיחקו ב"בלאדי מרי", משחק לזימון של רוחות.
Genellikle banyolarda duşun altında bulunur.אמבט ממוקם בדרך כלל בחדר האמבטיה.
Ben bu banyoda yıkanacağım.המת נרחץ במים.
Okul yemek yemesi için tek kullanımlık malzeme ve duş alması için ayrılmış banyo tedarik etti.הגישו להם עזרה ראשונה אוכל ומקלחת חמה.
Charlie de banyo küvetinde uyumaya karar verir.דניאל מציע לסוזן לנסות לישון בעודה צפה בחליפת הצלילה.
Banyoda cinsel ilişki, kişilerin banyoda veya tuvalette yaptığı cinsel ilişki türü.לדוגמה, על טיפול אפקטיביים, או על שירותים בהם הם השתמשו.
Banyo yapmak hobisidir.כרת מתרחץ.
Böyle odalara banyo denir.המונח "שירותים" מפנה לכאן.
Robin kendini banyoya kilitler.כתוצאה מכך הוא נועל את עצמו בחדר האמבטיה.
Andrew banyoda anlattığı hikâyeleri kameraya alırken görülür.באותו זמן, רודריק צפה בו בשירותים דרך מצלמות האבטחה.
Apartman ucuz fakat sadece ortak banyoları var.הדירה זולה, אבל יש לה רק חדרי אמבטיה משותפים.
Bir banyodan sonra daha iyi hissedeceksin.תרגיש טוב יותר אחרי אמבטיה.
Bir banyodan sonra daha iyi hissedeceksin.תרגישי טוב יותר אחרי אמבטיה.
Banyo yapmayı hiç sevmez.Обичат да се къпят ежедневно.
Ben bu banyoda yıkanacağım.Използва се при къпане.
İskender'i taklit eden askerleri safran ile banyo alma alışkanlığını Yunanistan’a getirmişlerdir.Александровите войски му подражавали и пренесли баните с шафран в Гърция.
İçinde olduğu oda kullanılmayan bir banyodur.Намиращата се в района обществена баня не работи.
Arzu edilirse stop banyosu kullanılır.Водата се пуска, само когато тоалетната е използвана.
Film üç banyoda geçmektedir.Киното има три ложи.
Banyodan çıkmaya çalışırlar fakat siyah şekil kapıdan geçer.Преминават Мъртвите блата и стигат пред Черната порта.
Bu tür kokulu banyoya Fince savusauna (duman saunası) denir.Във Финландия развалената по този начин риба се нарича сапунена риба (saippuakala).
Bu binalarda banyo ve tuvalet evin içindedir.Във вагончето има тоалетна и спални места.
Sadece Betşeba'yı banyo yaparken çizdi.Той разширил старата бейска баня.
Banyo dedikleri de lağımdı.Prema tome se i kupke nazivaju.
Beş yaşındayken, küçük kardeşi George banyo küvetine kafa üstü düşerek ve boğularak ölmüştür.Kad je imao pet godina, umro mu je godinu dana mlađi brat koji se utopio u kadi na otvorenome.
İkilinin cesetleri banyoya koymasının ardından Lucie, yatakta uyuyakalır.Nakon što ju poljubi u stražnjicu, oboje idu na počinak.
Ben bu banyoda yıkanacağım.Poslije toga se obavezno mora okupati.
Hasta olduklarında bile, sert karyolalarda, yastıksız uyur, sabahları soğuk banyolar yaparlardı.Spavali su na tvrdim krevetima bez jastuka, osim kada su bila bolesna.
Banyo yapmayı hiç sevmez.Nemá rád kúpele.
Film üç banyoda geçmektedir.Vo filme pohybujeme v troch prostrediach.
Çoğu evde bir banyonun yanı sıra bir de tuvalet bulunur.V mnohých bytoch býva v kúpeľni umiestnená aj práčka.
Bu sırada banyodan gelen sesleri duyar.Ešte v tú noc začuje rany z diel.
Ben bu banyoda yıkanacağım.Používalo sa aj na kúpanie.
Böyle odalara banyo denir.Do WC sa dáva tzv. podstielka.
Banyo yapmak bahanesiyle Emrah'tan yarım saatliğine müsaade ister.V priebehu pol hodiny boli na pomoc privolaní záchranári banskej záchrannej služby z Prievidze.
Sık sık iç çamaşırının değiştirilmesi, banyodan sonra kaşınan bölgelerin iyice kurulanması önerilir.Aby sa tomu zabránilo, ženy si ho často vymieňajú nad toaletnou misou.
Su banyosuna bırakılır.Hitro na stranišče.
Film üç banyoda geçmektedir.Film je izšel na treh formatih.
"İki kere vur" "Banyodan uzak dur!""Dvakrat Kocjančič: Obrni se in črta!".
Bu binalarda banyo ve tuvalet evin içindedir.V koči je tudi stranišče in umivalnica.
Kaplıca yöre halkı tarafından banyo amaçlı kullanılmaktadır.V Nemčiji jo uporabljajo v zdravstvene namene kot kopel.
Genellikle banyolarda duşun altında bulunur.Pogosto ima kopalnica tudi vlogo stranišča.
Banyo yapmak hobisidir.Maudytis neįmanoma.
Ben bu banyoda yıkanacağım.Gerai prieš tai išsimaudyti duše.
Japonya'da banyo seksini kolaylaştırmak için özel olarak tasarlanmış banyoları olan oteller inşa edilmektedir.Japonijoje egzistuoja specialios seizos kėdės, kurias galima nešiotis.
Ben banyoda kendimi ısıttım.Aš susišildžiau vonioje.
Genellikle banyolarda duşun altında bulunur.Vann paikneb tavaliselt vannitoas.
Banyo yapmak hobisidir.Harrastanud tušijoonistamist.