Bana yiyecek bir şey verdiğin için teşekkür ederim. Gerçekten açtım.Thank you for giving me something to eat. I was really hungry.
Nasıl yapacağımı bana gösterdiğin için teşekkürler.Thanks for showing me how to do that.
Bana yolu gösterdiğiniz için teşekkürler.Thanks for showing me the way.
Doktor bana daha az yüksek kalorili atıştırmalıklar yememi söyledi.The doctor told me to eat fewer high-calorie snacks.
Bana verdiğin şeyle ne yapmam gerekiyor?What am I supposed to do with what you gave me?
O niçin bana söylemedi.Why didn't she tell me?
Bin dolarlık bir bağış için bana güvenebilirsin.You can count on me for a one thousand dollar donation.
Bana yardım edebilecek tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know who can help me.
Bana saygı gösteren tek kişi sensin.You're the only person who shows me any respect.
O bana çalmanın kötülüklerinden bahsetti.She told me about the evils of stealing.
Arkadaşım bana karşı ciddi görünüyor.My friend seems serious to me.
Bana biraz Chopin çal.Play me some Chopin.
Bana saatin kaç olduğunu söylemeyecek misin?Won't you tell me what time it is?
Bana yardım edecek birini nerede bulabilirim?Where could I find someone to help me?
Onu bana gösterir misin?Could you show me that?
Babam bana büyük bir miras bıraktı.My father left me a large inheritance.
Dick bana fotoğrafı uzattı.Dick passed me the photo.
O bana karşı samimi.He is nice to me.
Bana ne zaman başlayacağımı söyle.Tell me when to begin.
Lütfen bana en yakın kilisenin nerede olduğunu söyler misin?Could you please tell me where the nearest church is?
Lütfen bana iş numaranı verir misin?Would you give me your work number, please?
Bana biraz yardım etseydin, güzel olurdu.Would you have helped me a little, it would have been nice.
Lütfen bana bir düzine krem ponponu verin.Please give me a dozen cream puffs.
Lütfen bunu aşağı çekmek için bana yardım edin.Please help me take this down.
Bana satranç oynamayı öğretebilir misin?Can you teach me to play chess?
Bana ukeleleyi nasıl çalacağımı öğretebilir misin?Can you teach me how to play a ukulele?
Sana bir cevap vâât edemem ama bana posta gönderebilirsin.I can't promise a reply, but you can send mail to me.
Sizin tavsiyeniz bana her zaman yardımcı olmuştur.Your advice has always been very helpful to me.
Lütfen bana söyle. Onu gerçekten duymak istiyorum.Please tell me. I really want to hear it.
Doğum günüm için bana getirdiği şeye bak.Look what she brought me for my birthday!
İnsanlar her zaman bana yaptığımı niçin yaptığımı soruyorlar.People always ask me why I do what I do.
Bana reddedemediğim bir teklif yaptılar.They made me an offer I couldn't refuse.
Lütfen bana bir yedek battaniye ver.Please give me a spare blanket.
Susadım. Bana soğuk bir içecek verin.I'm thirsty. Please give me a cold drink.
O bana isteyerek yardım etti.She helped me willingly.
Denemek için bana uğra.Come on over to have a try.
Onlar bana güldüler, benimle değil.They laugh at me, not with me.
O bana "Çocuklar küçük hayvanlar gibidir" dedi.He said to me, "Children are like small animals."
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
Anahtarlarımı masanın üzerinde bıraktım, onları bana getirebilir misin?I left my keys on the table. Could you bring them to me?
İhtiyacın olan başka bir şey varsa, bana bildir.If there's anything else you need, just let me know.
Tom'un ne zaman geleceğini bana bildirir misin?Would you let me know when Tom comes?
Bana Tom'un adresini verir misin?Would you give me Tom's address?
Tom bana çok hoş davranır.Tom treats me very nice.
Tom bana bir bisiklet kiralamanın mümkün olduğunu söyledi.Tom told me that it was possible to rent a bicycle.
Tom bana yılanlardan korkmadığını söyledi.Tom told me that he wasn't scared of snakes.
Tom bana Microsoft'a gerçekten güvenemediğini söyledi.Tom told me that he couldn't really trust Microsoft.
Tom bana sözümü tutmadığım için beni suçlayamadığını söyledi.Tom told me that he couldn't blame me for breaking my promise.
Tom bana işini kaybetse bile tasarrufları ile bir süre yaşayabileceğini söyledi.Tom told me that he could live off his savings for a while if he lost his job.
Tom bana bir şey duyabildiğini fakat onun ne olduğundan emin olmadığını söyledi.Tom told me that he could hear something, but he wasn't sure what it was.
Tom bana salı gününün haricinde herhangi bir günde gelebileceğini söyledi.Tom told me that he could come on any day but Tuesday.
Tom bana bir elma attı.Tom threw me an apple.
Tom bana nasıl spagetti yapacağımı gösterdi.Tom showed me how to make spaghetti.
Tom bana yedikleri yiyeceğin bir resmini gösterdi.Tom showed me a picture of the food they had eaten.
Tom, bir solucan yediğim takdirde bana otuz dolar vereceğini söyledi.Tom said that he'd give me thirty dollars if I ate an earthworm.
Tom bana lisede tanıdığım birini hatırlatıyor.Tom reminds me of someone I used to know in high school.
Tom bana babasını hatırlatıyor.Tom reminds me of his father.
Tom bana fotoğraf albümüne baktırdı.Tom made me look through his photo album.
Tom bana karşı çok hoş.Tom is very nice to me.
Tom bana yardım edebilecek tek kişi.Tom is the only person who can help me.